Pınar da 'Türkiyeli' ama...

Sekiz yaşında tecavüz
Her şey babamdan kaynaklandı. İsteyerek bu yola düşmedik. İki yaşında annem öldü. Kardeşim daha yeni doğmuştu. Babam
eve kadın getiriyordu. Babam ve üvey annemden hep dayak yiyorduk. Sekiz yaşında yetiştirme yurduna verildim. Evine temizliğe götüren görevli bana tecavüz etti.
13 yaşında fuhuş
Babam tekrar evlendiğinde bizi yanına aldı. 10 yaşındaydım. Evde değişen bir şey yoktu. Sürekli dayak, baskı. 13 yaşında, o eve gitmektense fuhuş yapmayı öğrendim. Sokakta, benim gibi olan diğer insanlarla birlikte kalıyordum. Beş yıl boyunca otoparkta ve kafeteryalarda müşteri bekledim...
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'nin zenginlerinden Üzeyir Garih cinayetinin altından sokaklarında tinerci çocukların yaşadığı, çocuk fahişelerin 10 milyon lira karşılığında fuhuş yaptığı yoksul 'öteki Türkiye' manzarası çıktı. Bu manzaranın parçalarından biri İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde bir hafta sorgulanan Pınar Konuşkan'dı. Konuşkan'ın hayat hikâyesinin arkasında ise kimsesiz çocuklar yurdundaki tecavüzlerden, baba dayağına, çocuk yaşta fuhuştan işkenceye kadar uzanan Türkiye'nin çarpık sistemi vardı. İki yaşından beri birçok dramın sığdığı yaşamına Garih cinayetinin ardından polisin ve medyanın elinden çektikleri eklendi.
'Her şey babamın yüzünden'
Gözaltında geçirdiği yedi gün ve arasında
kaldığı reyting savaşının ardından dün Kanal D binasındaydı. Önceki günlerdeki görüntüsünden çok farklı, makyajı yapılmış, yeni kıyafetler giymişti. Gözaltında günlerce bir poğaça yiyerek yaşayan Pınar Konuşkan, yemek yemiş, uyumuş ve dinlenmişti.
Hayat hikâyesini anlatmaya sorumluyu işaret ederek başlıyor; "Her şey babamdan kaynaklandı. İsteyerek bu yola düşmedik".
İki yaşında annesini yitirdiğini söyleyen Pınar Konuşkan, "Babam sürekli eve başka kadınlar getirmeye başladı. Kardeşim ile beni, eve getirdiği kadınlara 'anne' demek için zorluyordu. Bizi, hem babam hem üvey anneler dövüyordu. Daha sonra çok küçük yaşta bizi, Gaziosmanpaşa'da oturan babaannemin yanına bıraktı. Bizi babaannem büyüttü" dedi.
Sürekli dayak
Babasının, babaannesinin evine gelerek kendilerini dövmeye devam ettiğini belirten Konuşkan, "Biz dayak yiyor sonra evden kaçıyorduk. Sonra mecburen eve geri dönüyorduk. Biz 8 yaşındayken, babam kolumuzdan tutup bizi Küçükyalı Çocuk Yuvası'na götürdü, buraya bıraktı. Dayaktan kurtulacağımızı düşünmüştüm, ama burada da dayak vardı" diye konuştu.
Çocuk yuvasında tecavüz
"Orada da çok kötü günlerim geçti. Küçüklüğüm çok şanssız geçti benim" diyerek anlatmaya başlıyor, çocuk yuvası günlerini. "Durup dururken dövmezlerdi" diyerek yuvada yediği dayakları anlatıyor, masumluğu ve cahilliği ile. Masumluğunu elinden alan olayların gelişimini ise şöyle anlatıyor; "Küçükyalı Çocuk Yuvası'ndaki temizlik görevlileri, yuva müdiresinden izin alarak 7-8 yaşındaki çocukları, evlerine temizliğe götürüyordu. Bir gün beni de çağırdılar. Bir temizlik görevlisi beni evine götürdü. Sekiz yaşında çocuk temizlikten ne anlar, ben ne yapacağımı bilmiyordum. Beni kucağına aldı, oramı buramı ellemeye başladı. Daha sonra yaşadıklarımı anlatmak istemiyorum. Dayak ve tecavüzden kurtulmak için sürekli yuvadan kaçıyorduk. Sokaklarda yatıyorduk. Sonra çaresiz yuvaya geri dönüyorduk. Babama olanları anlattım. On yaşıma geldiğimde babam tekrar evlenmişti, beni yuvadan aldı."
10 yaşında bekâret kontrolü
"Yetiştirme yurtlarında yaşamayan beni anlamaz, çok baskı altındaydım" diyerek yorumluyor, yuva günlerinde yaşadıklarını. Derin düşüncelerin içinden, yeni yaptırılan saçlarını, eliyle geri atarak sıyrılıyor,
"Babamı hiç sevmiyorum diye başlıyor, söze ve devam ediyor: "Oradan çıktığımda da bozuk olduğumu, tecavüze uğradığımı babama söyledim. İnanmadılar. On yaşında bekâret kontrolüne götürdüler. Eve döndüğümde değişen hiçbir şey yoktu. Babam beni dövüyordu, ben sürekli evden kaçıyordum. Zaten yuvadan gelen insan nasıl olur. Bir bardak kırıyorum, üzerime geliyorlar. Baskıdan bıktım. Babam yatağımdan kaldırıp, sokaktan getirdiği insanları yatağıma yatırıyordu. Bunlardan birisi benim gibi sürekli evden kaçan kardeşimi bir gün eve getiren otoparkçı Ayhan'dı. Ben her zaman günlerce sokaklarda kaldıktan sonra aç ve susuz bir şekilde, eve dönüyordum."
13 yaşında fahişe
Para karşılığı erkekler ile birlikte olmaya başlamasını anlatırken yüzü kızarıyor. Başını öne eğiyor. Karşısındaki insanların yüzüne bakmadan 'mecbur' kaldığına inandırma gayreti ile konuşuyor; "13 yaşına geldiğimde,
sokaklarda tanıştığım insanlar bana erkekler ile birlikte olarak para kazanmayı öğrettiler. Babamın evine gitmekten ise erkekler ile yatmaya başladım. çaresizdim. Sokaklarda yaşayan insan mecburen başkalarının parasıyla yaşamak zorunda. Karnımı doyurmak, yatacak bir yerim olması için erkekler ile birlikte oldum. Benim gibi kızlar ile birlikte kalıyordum. Beş yıldır Eyüp'teki otoparkta ve kafeteryada günlerimi geçiriyorum. Kardeşimi de hiç göremiyordum. Sadece farklı insanların evlerinde kaldığını biliyorum."
Sıklıkla kullandığı 'ağabey' kelimesinin ardından gözleri dolarak hayalini anlatıyor;
"Kardeşimin bulunmasını istiyorum. Tek hayalim kardeşim ile birlikte herkesten uzak bir evde, kimsenin beni tanımayacağı bir yerde yaşamak.