'Polis bana dayak attı'

İşadamı Üzeyir Garih cinayetinin adı en çok anılan kişilerinden Pınar Konuşkan, ilk zanlı F.N. gibi Emniyet'te işkence gördüğünü öne sürdü.

İSTANBUL - İşadamı Üzeyir Garih cinayetinin adı en çok anılan kişilerinden Pınar Konuşkan, ilk zanlı F.N. gibi Emniyet'te işkence gördüğünü öne sürdü. Konuşkan, cinayetin katli zanlısı Yener Yermez'i tanımadığı halde, gözaltında tutulduğu Asayiş Şube Müdürlüğü'nde polisler tarafından dövülüp tehdit edilerek 'Yermez'i tanıdığı' şeklinde ifade imzalattırıldığını söyledi. Pınar Konuşkan, çok korktuğu için bir haftalık gözaltının ardından çıkarıldığı İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde de benzer ifadeyi verdiğini söyledi.
Önce sanık, sonra tanık
Eyüp Sultan Otaparkı bekçisi Ayhan Yılmaz'ın ifadesi üzerine arkadaşı 5 kadınla birlikte gözaltına alınan ve basına 'sanık' olarak
lanse edilen Konuşkan, bir haftanın sonunda 'tanık' olarak götürüldüğü İstanbul DGM'den önceki gün serbest kaldı. Konuşkan dün Radikal'in sorularını yanıtladı:
'Zorla imzalattılar'
Gözaltındayken beni arkadaşlarımdan ayrı bir hücreye kapadılar. Ben dayak yediğim için cinayet sırasında Yener Yermez'in yanında olduğumu söylemeye mecbur kaldım. Polis bana vurdu, tehdit etti. Bana, 'Bizim söylediklerimiz anlatmazsan buradan çıkamazsın' diyorlardı. Korkudan benim adıma yazdıkları ifadeyi imzaladım. Yoksa ben hayatımda Yener Yermez'i görmedim. Görseydim kesinlikle tanırdım. Birlikte olduğum kişiler genellikle 40-50 yaşlarındadır. O bölgede dolaşan böyle genç adamlarda para olmadığını bilirim. Ama kimseyle de mezarlıkta yatmam.
Yemek yok, su yok...
Emniyet'teki günlerim çok kötü geçti. Gözaltındayken ilk gün bana sadece bir tek poğaça verildi. Yiyecek istediğimde yanıma gelen asık suratlı bir amca, 'Su yok, yemek yok' diyordu. Sanki suçlu benmişim gibi davranıyorlardı. Bir gece polis tarafından Üzeyir Garih'in öldürüldüğü yere götürüldüm. Ben orayı hiç bilmiyordum. Beni Tünel gibi bir yere götürdüler. Hiç kimsenin gitmeyeceği bir yer. O adamın nerede öldüğünü bilen polisler beni aldı, demir parmaklıklı bir yere oturttu. Ben tabii hiçbir şey bilmiyordum. Polisler bana cinayetin işlendiği yeri gösterdi. Çok korktum. Ben hiç bir şey yapmamıştım.
Yermez ile yüzleşme
Yermez yakalandıktan sonra Emniyet'te benimle yüzleştirdiler. Karşı karşıya durduk. İkimiz de birbirimizi tanımadığımızı söyledik. Ama benim konuşmama fırsat vermediler. Hemen uzaklaştırdılar onun yanından başka bir odaya götürdüler.
'Kurtulmak için imzaladım'
Burada polisler, 'cinayet sırasında Yermez'in
yanında olduğumu' savcıya söylemezsem beni tekrar gözaltına almakla tehdit ettiler. Korkuyordum ve tekrar gözaltına alınmamak, bir an önce kurtulmak için savcı ağabeye de aynı şeyleri söyledim. Hep bu anı bekledim.
'Kurtulunca herkese herşeyi anlatacağım' diye düşündüm. Savcılıkta da Emniyet'te bana imzalatılan ifadeyi tekrarladım. Sonra da zaten serbet kaldım.
Otoparkçıya suçlama
Olayın olduğu gün, Suna Taşdelen'le birlikte kuaföre gitmiştik. Daha sonra birlikte oradan çıkıp kafeteryaya gittik. İçeriye giren polis yanımıza gelip hepimizi gözaltına aldı. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Garih cinayetinden otoparkçı Ayhan televizyonda konuşurken haberdar oldum. Benim adımı verdi. Otoparkçı Ayhan, evden kaçan kardeşimi bir gün eve getirdi. Babam ile konuştular. Sık sık bize gelirdi. Beni bir kez Kemerburgaz'a götürdü. Ben onu ağabey olarak görüyordum. Benim ile birlikte olmak istedi. Ben ağabeyim gibi gördüğüm biriyle birlikte olmam, olmadım. Bundan dolayı benim adımı verdi.
Basına tepkili
DGM'den çıkarıldıktan sonra gözaltında geçirdiğim günler nedeniyle şoktaydım. Mahkemeden çıktıktan sonra polisler beni arabaya bindirdi. Sürekli yanımıza gelen basından ağabeyler, sorular soruyordu. Babaannemin evine geldiğimizde beni arabadan indiren bir basın mensubu kucaklayarak kaçırmaya çalıştı. Boynumdan tuttular, beni sürüklediler. Hepsi bir yanımdan çekiyordu. Kollarım hep morardı. Bayıldım. Kendime gelemedim.
'Herkesin derdi para'
Her şey para için. Suna Taşdelen de para için beni Show TV'nin aracına bindirmeye çalıştı. Ona çok kızdım. Basında çalışan ağabeylerime de çok kızdım. Ama her şeyin ucunda para var. Beni şimdi babam niye arıyor; yalnızca para için. Ben sokakta kalsaydım kimse beni sormazdı.
'Ne yapacağımı bilmiyorum'
Üç aylık hamileyim. Çok büyüdü ise doğurmak zorundayım. Başka çare yok. Ben karnımı doyurmak ve yatacak bir yerim olması için 10 milyon lira karşılığında erkekler ile yatıyordum. Bundan sonra ne yapacağımı daha düşünmedim. Dışarı çıkınca bunların olacağını
hiç tahmin etmiyordum. Ama babamı hiç sevmiyorum. Onun yanına dönmeyeceğim" oldu.