Polis esasen yurdum insanından biri

Polis esasen yurdum insanından biri
Polis esasen yurdum insanından biri
Polis şiddetini polisin ağzından yazan Radikal bu kez uzmanlara sordu. Uzmanlara göre polisin sağlıklı bir hale gelebilmesi için öncelikle sağlıklı çalışma ortamına kavuşması gerekiyor.
Haber: ENİS TAYMAN / Arşivi

Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli “polisin ruh sağlığını etkileyen etmenler arasında işin doğası, kişisel özellikler, çalışma koşulları; ekonomik ve maddi nedenler ile aile yaşantısından kaynaklı streslerin bulunduğunu söylüyor. Verimli, yöneticilerin polisin de insan olduğunu unutmaması gerekli” diyor. Polis şiddeti konusunda da konuşan Verimli, süreci “Gösterici grup polisi dinlemiyor. Polis güç kullanmak durumunda kalıyor. Gücün diğer adı şiddet olmak zorunda kalıyor” şeklinde özetliyor. Polisin ruh sağlığını korumak için psikiyatr veya psikologlara gidemediğini de belirten Verimli, “böyle bir durumda yasal olarak silahlı aktif görevden alınacaklarını bildikleri için bizimle irtibat kurmaktan çekiniyorlar. Sonuçta problemleri daha da kronik hale geliyor” diye konuşuyor.

Verimli, polisin karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümünün hizmet içi eğitimlerle en aza indirilebileceğini savunuyor. Suç ve suça dair çeşitli konularda dersler veren Polis Akademisi Kriminoloji Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Osman Dolu Yaptığı çeşitli alan araştırmaları ve verdiği dersler sebebiyle yıllardır içinde olduğu emniyet teşkilatına dair gözlemlerine ve tecrübelerine dayanarak polisin yaşadığı sorunları şöyle özetliyor:” Polis, ceza adalet sistemi içinde adaletin ilk kapısı işlevi gören bir kurumdur. Özel yetkileri olmakla birlikte üniformalı bir vatandaştır polis.” 

'POLİSİ SAHİPSİZ BIRAKIYORUZ'
Polisin bazen mülki-idari amirler ve adli makamlar arasında kalıp ezilebilmekte olduğunu da ifade eden Dolu, “Her iki tarafla da çok iyi geçinmesi gereken polisin mevcut şartlar içinde görevlerini çok hassas bir dengede götürmesi önemli bir gayret gerektirmektedir” diyor. İçişleri Bakanlığı olmak üzere devletin ilgili bütün kurumlarının sosyal sorunlar ve suç konularında araştırmalar yapmak üzere kaynak ayırması gerektiğini de savunan Dolu şöyle konuşuyor:

“Artık, sorunlarımızı araştırma temelli politikalarla çözmemiz gerekiyor. Deneme-yanılmalarla kaybedecek vaktimiz, enerjimiz ve paramız yok. Polise bir yandan ‘aslansın kaplansın’ diyoruz. Haydi “yakalayın artık şu suçluları” diyoruz. Daha sonra da bir sorun çıkınca polisi sahipsiz bırakıyoruz. Bu nedenle polis ikilemler yaşıyor” diyen Dolu, polisin “ne yapsa yaranamadığını” belirtiyor ve polisin üzerinde oluşan baskıdan dolayı psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” denilen bir sendromu yaşadığını ifade ediyor.

Dolu şöyle konuşuyor: “Polis esasen yurdum insanından biri. Halkın çoğunluğu nasılsa polis de öyle. Polisin de insan olduğunu unutmamak lazım. Mesai saatleri kötü. Ek mesaisi için çok cüzi bir ücret veriliyor. Eğer ki aynen herhangi bir memur gibi veya işçiler gibi, fazladan çalıştığı her saat için tazminat alsa polisin maaşı iki katına çıkar. Bunun yerine verilen fazla çalışma tazminatı kesinlikle tatmin edicilikten uzak. Dahası, verilen bu tazminatlar emeklilik aşamasına yansımadığı için 20 yıl çalışan bir polis memuru, emsali bir jandarma başçavuşa göre en azından 500-600 TL daha az maaş alıyor. Mesai saatleri sağlıklı olmadığı için polis sosyalleşemiyor. Normal hayat standartlarına ayak uyduramıyor. Ailesine ve kendisine zaman ayıramıyor. Mesela Van’da polis de tüm Vanlılar gibi depremzede. Ama görevini layıkıyla sürdürmesi bekleniyor.Şimdi şu soru sorulmalı: Bu şartlar altında nasıl davranırım? Bu yapılan yanlışları onaylamak anlamına hoş görelim anlamına gelmiyor. Emniyet teşkilatı kanımca bu konuda dikkatli davranıyor.”