Polis karakolda bu kez polisi dövdü!

Polis karakolda bu kez polisi dövdü!
Polis karakolda bu kez polisi dövdü!
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

31 Mayıs’tan bu yana Gezi eylemcilerine yönelik şiddetle eleştirilerin odağında olan polisler, bu kez bizzat karakolda gerçekleşen bir darp vakasıyla gündemde. İddiaya göre, idari bir işlem için gerekli olan bir evrâk almak üzere 8 Ekim 2013 günü Eryaman Şehit Polis Osman Avcı Polis Merkezi’nde bulunan Yıldırım Ekipler Büro Amirliği’ne giden 10 yıllık polis İ.O., burada 20 yıllık bir başka polis memuru olan K.K. tarafından darp edildi. 

‘Yerinde değildi, aradım’

Olay günü hastaneye giderek darp ve 5 gün göremez raporu alan 31 yaşındaki İ.O., saat 12.30 sularında gittiği bürodaki iki polisin, yeni oldukları için konuyu bilmediklerini ve evrakı K.K. isimli polisten alması gerektiğini öğrendikten sonra yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Beklemeye başladım. Saat 13.00’te yerinde olması gerekir bir memurun. 13.15’te K.K.’yı aradım. Biz meslekte büyüklerimize ağabey deriz. ‘Ağabey neredesin?’ dedim, ‘Sana ne, sen kimsin ki sana nerede olduğumun hesabını vereceğim’ dedi. Ben de nerede olduğunun beni ilgilendirmeyeceğini ancak bir belge almak için gelmesini beklediğimi söyledim. Saat 14.00’te Dikmen Emniyet Genel Müdürlüğü’nde olmam gerektiğini belirttiğimde ‘Tamam, geleceğim’ dedi. Tekrar ‘Saat kaç gibi geleceksin, çünkü ona göre bekleyeceğim’ dediğimde ‘Ne zaman geleceğimin hesabını sana mı vereceğim, haddini bil!’ dedi. Ben de ‘Ben senin hakaretlerini mi dinleyeceğim’ dedikten sonra telefonu kapattım. Üç kere aradı, dördüncüde açtım ve sesini dışarı verdim. O sırada yanımda üç büro memuru ve bir teknisyen vardı. ‘Sen kimsin telefonu kapatıyorsun, senin a*** koyacağım, bekle lan geliyorum a*** y***’ dedikten sonra telefonu suratıma kapattı.”
K.K.’nın saat 13.40 civarında geldiğini ve meslekten ihraca varan cezaları olduğu için şiddet uygulayacağını asla tahmin etmediğini anlatan İ.O. şöyle devam etti:
“Birden sağ eliyle sol çeneme çok sağlam vurdu. Ben geri geri dönmeye başladım. Arkamdan geldi, bir daha kulağıma vurdu, sonra gözümün üstüne. Yere düştüğüm halde vurmaya devam etti. Demir sandalyeyi aldı tam kafama vuracaktı, hamle yaptım, sandalyenin ayağı avuçiçime geldi, 3 cm’lik kesik oldu. Bana orada gaz da sıkıldı. Sonra Emniyet-Sen’den arkadaşlar geldi, hastaneye gittik, rapor aldık, şikâyette bulunduk.” 

‘Şikâyet etme’ baskısı

Doktor raporu sonrası ek ifade vermek isteyen İ.O., karakolun amirliğine vekâleten bakan Emniyet Amiri N. A. tarafından engellendiğini ve kendisine destek olmaya gelen arkadaşlarının karakol dışına atılarak, içeride kendisine şikâyetçi olmaması konusunda baskı yapıldığını ileri sürdü.
Karakolda polisin başka bir polise şiddet uygulamasının istisna olduğunu ve bütün bunların telefonu kapattığı için başına geldiğini anlatan İ.O, “Benim yerimde bir sivil olsa başına neler gelirdi, düşünmek bile istemiyorum” diyerek ekledi: “Polise bunu yapan polis vatandaşa neler yapmaz.”
İ.O.’nun “Bundan sonra ne olur?” sorusuna verdiği yanıt ise çarpıcı: “Bundan sonra o kişi korunacak, o idare onu kollayacak. Kendisi idari bürocu, birebir amirin, müdürün yanında; biz uzağındayız. İdari soruşturmalarda her ne kadar yüzde 100 haklı olsam da en büyük sıkıntıyı yaşayan yine ben olurum.” 

K.K.: O da beni darp etti

İlk olarak İ.O.’nun kendisine saldırdığını ileri süren diğer polis K.K. ise verdiği ifadede “Kendisi de beni darp etti” dedi.