Prof. Dr. Erdoğan Teziç: Plebisit otoriter bir yöntemdir

Prof. Dr. Erdoğan Teziç: Plebisit otoriter bir yöntemdir
Prof. Dr. Erdoğan Teziç: Plebisit otoriter bir yöntemdir
Anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Gezi Parkı'na yapılması planlanan Topçu Kışlası ile ilgili plebisit fikrini 'otoriter' buluyor. Anayasa uzmanı Prof. Dr. Ülkü Azrak ise 'plebisit'in de Gezi Parkı için söz konusu olamayacağını söylüyor.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Gezi Parkı’na yapılması planlanan Topçu Kışlası ile ilgili plebisit fikrine şu açıklamayı yaptı: “Son derece demokratik bir yöntem olan halk oylaması ya da referandum, bir dayatmayı oylama yöntemine gidilirse buna plebisit oylama denir. Bir kişinin tercihlerini ortaya koyan bir oylamaya dönüşürse bu o zaman halk oylaması değil plebisit oylama olur. Bütün tehlike buradadır.”

Teziç, Türkiye ’de referandumun sadece zorunlu hallerde Anayasa değişiklikleri için öngörüldüğünü belirterek referandum ya da plebisit oylama ile ilgili şunları söyledi:


‘YAPILACAK OLAN REFERANDUM DEĞİL’
“Gezi Parkı ile ilgili yapılacak olan, teknik olarak referandum değildir. Bir eğilim yoklaması niteliği taşır. Hukuken bağlayıcı bir yanı yoktur. Hangi konular referanduma sunulacak bilmiyoruz. Buna uyup uymamak da tercih meselesidir. Hangi konular, neden eğilime sunulacak? İstanbul halkına mı, tüm Türkiye’ye mi sorulacak? Teknik anlamda seçmen nasıl olacak, denetim nasıl olacak konuları meçhul. Bu eğilim yoklaması için mutlaka bir ön çalışma yapılması gerekiyor. Taraflar masaya oturur, belediye başkanı, meclis üyeleri ve söz sahibi olmak istediğini ileri süren STK temsilcileri... Neyin halkın eğilimine sunulacağının kararlaştırılması gerekiyor. Televizyonlarda açık oturumlar yapılmalı. Nelerin metnin içinde kalıp kalmayacağı berraklığa kavuşturulmalı. Berraklığa kavuşan hususlar oylamaya sunulmalı. Rastgele, ‘şu konuları oyunuza sunuyoruz’ dediğinde bu bir eğilim yoklaması da olmaz, ‘dayatmaya’ dönüşür. Ve bu tehlikelidir. Ayrıca İstanbul halkına mı, yoksa tüm Türkiye’nin mi eğilimine sunulacağı da yapılacak ön toplantılarla belirlenmeli.


‘KAMU YARARI YERİNE SİYASİ TERCİH OYLANIR’
Teziç plebisit konusunda ise şunları dedi: “Başbakan’ın görüşleri doğrultusunda konu gündeme getirilirse, (‘Kışla yapılsın mı yapılmasın mı?’) bu doğrudan doğruya plebisit niteliği taşır. Bir kişinin görüşü doğrultusunda konu belirlenir ve ‘evet ya da hayır’ şeklinde oylamaya sunulursa bunun adı plebisit olur. Buna eğilim yoklaması da denmez. Referandum da denmez. Bir kişiye yönelik tercih yapma anlamına gelir. Bir kişinin görüşleri doğrultusunda konu belirlenip, halk oylamasına sunulursa buna verilecek cevap ‘evet’ ya da ‘hayır’ biçiminde olurken, bu dayatmaya dönüşebilir. Bunun adı plebisit oylama olur. Halk oylaması demokratik olmasına rağmen içeriğinin iyi belirlenmemesi neticesinde bir kişinin görüşlerinin oylanmasına dönüşürse otoriter bir anlayışın oylaması sonucunu doğurur. Bütün tehlike buradadır. Kamu yararından çok siyasi bir tercih yapma anlamına gelir.”

Yapılacak oylamada, halk oylaması sırasında hükümetin tutumuna da dikkat etmek lazım. Bu oylama sırasında tarafsız mı kalıyor, kendi görüşleri doğrultusunda, kendi eğilimine yönelik bir tutum mu sergiliyor? Yönlendirici bir dil kullanıyorsa bunu plebisit denilir. Halk oylamasını isteyen siyasi irade, sonuç olumsuz olursa ve görevde kalmaya devam ederse bu tipik bir plebisit olur.”


‘PLEBİSİT DEĞİL, ANKET YAPILABİLİR’
Anayasa uzmanı Prof. Dr. Ülkü Azrak ise referandum ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın sözünü ettiği ‘plebisit’in de Gezi Parkı için söz konusu olamayacağını şu sözlerle açıkladı:

“Anayasamıza göre referandum ancak yeni bir anayasa ya da anayasa değişikliği olacaksa yapılabilir. Hükümet, istediği konularda referandum yapma hakkına sahip değildir. Kuşku verici olur. Bunun yerine anket yapılabilir. Plebisit daha ziyade uluslararası hukukta karşılaşılan bir durum. Türkiye’de daha önce hiç yapılmadı. Almanya’da yapılmıştı. Alsas-Loren’in Almanya’da mı yoksa Fransa sınırları içinde mi kalacağı konusunda plebisit yapıldı. Onun için plebisit lafı da doğru değil. Diyelim ki Gezi Parkı için referandum talebi meclisten yasalaşarak geçti… Mahkeme kararı ne olacak? Referandum mahkeme kararından üstün değildir. Mahkeme kararları sürekli halka sorulabilir mi? Asla kabul edilebilir değil.”


AĞAÇLAR DA OY KULLANABİLECEK Mİ?
Avukat Filiz Kerestecioğlu ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı da bir ağacın yaşamı da referandum konusu olamaz. Konu aslında hiç karmaşık değil bence; o nedenle, kesinlikle ‘şu madde bu madde-içerik-teknik vb.’ söz tuzaklarına düşmemek ve günlerdir sürdürülen direnişin başlangıç noktasını unutmamak, unutturmamak gerekiyor. Burada bir park var, Gezi Parkı. İnsanlar bu parkı seviyor ve sahip çıkıyor. Neden? Çünkü artık başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de gerçekleştirilen betonlaştırma politikası nedeniyle nefes alamaz hale geldik. Sahip çıktığımız şey sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıdır. Bu hak anayasa ve uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmış bir haktır. Dolayısıyla böyle temel bir hakkın referandum konusu olması mümkün değildir. Aslına bakarsanız bir an önce yapmamız gereken ‘Betonlaşma nedeniyle nefes alamıyorum, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahip değilim, idarenin bu durumu engellemek ve bana sağlıklı bir yaşam sunmak gibi bir pozitif yükümlülüğü vardır’ diyerek, idare bunu yerine getirmediği için davalar açmaktır. Hele ki son 15 gün boyunca, sıkılan gazlarla insan-hayvan-bitki demeden bütün canlılara ve doğaya verilen zarar, başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hakkın, ifade özgürlüğünün ve yine sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlalidir. ‘Bir parkın park olarak kalmasını oylamaya sunma’ gereksizliğini unutup, bu tartışmayı bir an önce sonlandırıp; ‘Bizi bu şehirde önce binalarınızla sonra gazlarınızla boğdunuz’ diyerek davalar açmamız, idareye sorumluluğunu hatırlatmamız gerekiyor. Bunu bütün canlılar adına yapmamız gerekiyor. Ağaçlar da oy kullanabilecek mi diye sormak istiyorum! Ayrıca bu tür davaların dışında, savcılar tarafından yapılması gereken şeyler var: Bakmayın mizaha vurduğumuza, başta İstanbul, Ankara , Adana ve İzmir olmak üzere ülkenin canlıları, turistlerle beraber ölüyordu (ki öldüler, ağır yaralılar var)… Şiddet hala sürüyor. Soruşturmalar açmanız için illa ölmemiz mi gerekiyor? Her şey zaten aleni bir suç duyurusu değil mi?”