Prof. Oktay Sinanoğlu komada

Prof. Oktay Sinanoğlu komada
Prof. Oktay Sinanoğlu komada
"Türk Einstein"ı olarak adlandırılan kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu yoğun bakımda. Sinanoğlu'nun eşi Dilek Sinanoğlu, Facebook hesabından paylaştığı mesajında, "Son gün taburcu edilmeden bir gün önce beslenme tüpünün içindeki gıdaların akciğerlerine dolması üzerine komaya girdi" yazdı.

RADİKAL - Dünyada moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri olan ve “Türk Einstein”ı olarak anılan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, komaya girdi. Sinanoğlu'nun solunum cihazına bağlı olarak yaşamını sürdürdüğü açıklandı.

Facebook hesabından eşi Dilek Sinanoğlu tarafından paylaşılan mesajda, "Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu bakım evinde son gün taburcu edilmeden bir gün önce beslenme tüpünün içindeki gıdaların akciğerlerine dolması ve zannerdersek geç fark edilmesi üzerine komaya girdi. Solunum cihazına bağlı yaşatılıyor" denildi.

Eşi Dilek Sinanoğlu şunları yazdı:

"Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu komada sevenlerine duyurulur

"Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu bakım evinde son gün taburcu edilmeden bir gün önce beslenme tüpünün içindeki gıdaların akciğerlerine dolması ve zannerdersek geç fark edilmesi üzerine komaya girdi. Solunum cihazına bağlı yaşatılıyor. elini ayağını oynatabiliyor, söylediklerimizi de anladığını söylüyorlar. Epey beyin oksijensiz kaldığı için hasar olmuş. Ertesi gün eve gelecekti. 12 saat öncesinde böyle bir bahtsızlık çok üzdü. Doktorlar 4-5 gün daha kalabilir bu cihazla diyorlar. Sonra boğazını yara yaparmış. Bir ihtimal zayıf da olsa uyanabilir. O sebeple konuşup uyarmamız gerekiyor. Önümüzdeki 4-5 gün çok önemli. Sevenlerine duyurulur. Çok bol duaya ihtiyacımız var.

Son anına dek Türkiye 'de işler kötüye gitmeden yüzlerce konferans, TV radyo programı yaptı. En son Türkiye Nereden Nereye diye söyleşi kitabını yayına hazırlıyordu. Her gün sabah veya öğlen gidiyordum o gün çocukları aldıktan sonra gideriz diye düşünmüştüm. O sırada olan olmuş.Biz çok alışmıştık onun tatlı sohbetlerine, zekice şakalarına, insanları güldürüp düşündüren ciddi işleri basitçe izah edişlerine. 2 saat ayakta durup konferans verirdi. Bıkmadan tekrar tekrar her yönden Türkçe dilinin güzelliklerini, Türk kültürünün tarihinin zenginliklerini, dünyayı, bilimi her seyi anlatırdı. Gençlere ilham, hedef ve yol gösterdi hep. Babasının ona vasiyet etmiş olduğu görevi Allah yapmak nasip etti. Şükürler olsun. Allah milletimizi içine düştüğü tuzaklardan felaketlerden bu vesile ile korusun selam ismi ile selamet diliyoruz. Bilim + Gönül onun düsturuydu. Bilimin ışığında gönül (toplumun dili kültürü tarihi gelenekleri her şeyi ) ile özetliyordu. Dil gönlü yüzdüren gemidir diye Türkçenin önemini Mevlana'nın hikâyesine uyarlayarak özgün şekilde anlatıyordu. Bye Bye Türkçe ve hayatını anlatan Türk Aynştaynı kitaplarını çocuklara okutup bilgilerin gençlere aktarılmasında ilham vermesine yardımcı olan öğretmenlerimize sonsuz teşekkürler. Çok huzurlu pamuklar gibi sıcak ve yumuşacık öylece yatıyor. Dua hatim topluyoruz. Süre çok kısa bana dsinanoglu@yahoo.com ile ulaşabilirsiniz. gelişmelerden haberdar edeceğim gün gün insallah."

OKTAY SİNANOĞLU KİMDİR?

Babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu'nun Türkiye Başkonsolosluğu'nda görev yapmakta olduğu Bari'de doğdu. 1939 yılında İtalya'da II. Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye'ye döndü.

Oktay Sinanoğlu, sonradan TED Koleji olan Ankara Yenişehir Lisesi'ne 1953 yılında burslu öğrenci olarak girdi ve okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla Kimya Mühendisliği okumak üzere ABD'ye gitti. 1956'da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.

1957'de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nü sekiz ayda bitirerek yüksek kimya mühendisi oldu. "Alfred Sloan" ödülünü aldı. 1959'da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de kuramsal kimya doktorasını tamamladı. 1960'ta Yale Üniversitesi'nde öğretim üyesi (asistan profesör) oldu.

1960-1961 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile "Doçent" oldu. 1963'te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 28 yaşında "tam profesör" unvanını aldı. 20. yüzyılda Yale Üniversitesi'nde bu sanı kazanan en genç öğretim üyesidir.

1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu'na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör ünvanını verdi. Yale Üniversitesi'nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. 1973'de Almanya'nın en yüksek "Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü"nü ilk kazanan kişi oldu. 1975'de Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü ünvanı verildi. 1976'da Japonya'ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerikan Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir. Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü "Elena Moshinsky" ile ödüllendirildi.

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri oldu. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getirdi. Dünyanın pek çok yerinde buluşları ve kuramları ile ilgili konferanslar verdi.

1980'li yıllarda çalışmalarını kimya biliminin basit bir şekilde öğretilmesine yönelik bir kuramsal çerçeve üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak 1988'de yayımlanan çalışmaları akademik dünyada ilgi görmedi. 1993'te Yale Üniversitesi'ndeki profesörlük görevlerinden erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrıldı. Aynı yıl Türkiye'ye dönerek Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'nde profesörlüğe atandı. 2002 yılında bu görevden de emekliye ayrıldı.

Türkiye'de bulunduğu dönemde çalışmalarını daha çok Türk ulusal kimliği ve Türk diliyle ilgili milliyetçi görüşlerini yaymaya adadı. Eğitim dilinin resmi dil olması gerektiğini ve yabancı dilin takviyeli olarak öğretilmesinin gerektiğini savunmaktadır. Matematiksel yapısından dolayı Türkçe'nin en iyi bilim dili olduğunu söylemektedir.

Yaşamı boyunca Kuantum mekaniği'ne birçok katkıda bulunmuş bir bilim adamıdır. P.A.M. Dirac'in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, "Kuantum mekaniği"nde, Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü. Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.

Tüm akademik çalışmaları içinde en önemli 5 kuramı şöyledir:

Many Electron Theory of Atoms and Molecules (1961) – Atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı.
Solvophobic Theory (1964) – Çözgeniter kuramı.
Network Theory (1974) – Kimyasal tepkime mekanizmaları kuramı.
Microthermodynamics (1981) – Mikrotermodinamik.
Valency Interaction Formula Theory (1983) – Değerlik kabuğu etkileşim kuramı.