Profesöründen güzel yaşama sanatı

Ölümden önce bir hayat olduğunu çok iyi hisseden plastik cerrah profesör Dr. Ali Barutçu, mesleğini, alışkanlıklarını, gelecek tasarılarını altüst eden hastalığından mesleğini, alışkanlıklarını ve gelecek tasarılarını daha da geliştirerek çıktı.

İZMİR - Ölümden önce bir hayat olduğunu çok iyi hisseden plastik cerrah profesör Dr. Ali Barutçu, mesleğini, alışkanlıklarını, gelecek tasarılarını altüst eden hastalığından mesleğini, alışkanlıklarını ve gelecek tasarılarını daha da geliştirerek çıktı.
Alanında Türkiye'nin tanınmış uzmanlarından olan, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı öretim üyesi Prof. Dr. Ali Barutçu'nun hayatındaki yeni sayfa, 6 Şubat 2001 tarihinde açıldı. O tarihte 47 yaşında olan Barutçu kısmi felç geçirdi. Bir süre yoğun bakımda kalan Barutçu, yoğun bakımdan çıkar çıkmaz yeryüzündeki pek çok meslektaşını hayata küstürecek hastalığına rağmen hayata dört elle sarıldı.
Önce mecburi hizmeti sırasında başladığı tahta oymacılığını ilerletti, taş oymaya geçti. Evli, iki çocuk ve bir torun sahibi profesör 1999'da Dünya Kadın Dernekleri Birliği'nin yarışmasında ona birincilik getiren rölyefte ustalaşırken bir yandan da cerrahi yetilerini geliştirebilmek için kasnakta kanaviçe işliyordu. Ameliyatlara katılmaya, akademik çalışmalarına devam etti. Hastalığının ikinci yılında Balkan Ülkeleri Plastik Cerrahi Derneği'nin başkanlığına seçildi. Başkan seçildiği yıl, 2007 kongresini Türkiye'ye getirmeyi teklif etti:
"UNESCO 2007'yi Mevlana Yılı ilan etmişti. 'Mevlana yılını Türkiye'de kutlayalım' sloganıyla yola çıktım. Kabul edildi. Kongreyi Türkiye'ye alınca rölyef çalışmalarımda konu değiştirdim. Eskiden rölyeflerde anatomi bildiğim için insan figürü yapmak kolay oluyordu. Bu kez hat çalışmaya başladım. Hat sanatını hem kâğıda hem taşa işlemeye başladım. Kuşadası'ndaki kongrede mini sergiyle bu eserlerimi sundum."
Meslektaşlarının önerisiyle sanat literatüründe örneğine rastlayamayınca 'Taş Hat' adını verdiği eserleri daha büyük bir sergiyle sunmaya karar verdi. Barutçu, 8 Ekim'deki sergi öncesi mutlu: "Çalışmalarım fizik tedavi görevi de görüyor. Değiştirilemeyecek bir kural var, hepimiz bu dünyaya ölmeye geldik. Ama ölene kadar da yapabileceğimizin en mükemmelini yapmalıyız. Bu, benim vazgeçilmez felsefemdir. Yaşamak güzel. Güzel yaşamak güzel."