@ismailsaymaz

Protestanlar: Tehdit çok

Güvenlik istiyorlar

Adana Protestan Kilisesi'nden Kamil Kıroğlu'nu beş kişi öldüresiye dövmüş. Samsun Agape Kilisesi pastörü Orhan Pıçaklar da kaçırılmış. "Hep hedefteyiz. Polis bizimle yeterince ilgilenmiyor" diyorlar.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - "Kardeşlerimizi canice öldürdüler. Oysa kimseye zararımız yok. Ben bir Türküm. Başka vatanım yok. Nereye gideceğim?"
Adana Protestan Kilisesi'nden Kamil Kıroğlu, Malatya'daki katliamdan sonra tedirginliğini böyle anlatıyor. Kıroğlu'nu geçen yıl beş kişi, dinini değiştirmesi için bayıltılana kadar dövdü. Bu tek örnek değil: Samsun Agape Kilisesi Pastörü Orhan Pıçaklar, kaçırılıp tehdit edildi, çocuğu kaçırılmak istendi, kilisesi defalarca taşlandı. Diyarbakır Kilisesi Pastörü Ahmet Güvener 'ölümü' bekliyor: "Bir dostuma vakâletname vereceğim; ben ölürsem aileme o baksın diye."
Malatya'da üç Protestan'ın öldürülmesi, 'misyonerlere' yönelik, ölümle biten ilk saldırı... Fakat Protestanlar bugüne kadar birçok saldırıya maruz kaldıklarını iddia ediyor. Pıçaklar'ın, pastörü olduğu Samsun Agape Kilisesi Derneği de 28 Ocak'ta taşlandı, dernek tabelası spreyle boyandı. Pıçaklar, bu saldırının kalabalık bir grup tarafından yapıldığını düşünüyor: "Bugüne kadar o kadar çok taşlandık ki, sayısını hatırlamıyorum. En son yapılan saldırı, korkunçtu. Çok şiddetliydi."
'Çocuğu kaçırmak istediler'
Pıçaklar'a göre, kilisenin kurulduğu 2003 yılından beri saldırı ve tehditler sürüyor. Özellikle tehdit e-postaları gönderiliyor. Ancak Paçaklar'a ilk fiili saldırı, 2005 yılının sonunda yapılmış: "O sıralar sürekli taşlanıyorduk. Polisler de hep gelip gidiyordu. Bir akşam takım elbiseli üç kişi geldi. 35-40 yaşlarındaydılar. 'Hakkınızda şikâyet var' dediler. Siyah camlı bir minibüse bindik. Karakolu geçince kuşkulandım. Gözlerimi bağlayıp bir büroya çıkardılar. Sorgulayıp küfür ettiler. 'Ben ülkemi en az sizin kadar seviyorum' dedim. Yaklaşık 30 dakika kaldık. Sonra beni kiliseye bıraktılar. Şikâyetçi oldum. 'Delil var mı' dediler. Fotoğraf mı çekseydim."
Pıçaklar'ın 11 yaşında bir çocuğu var: Kubilay. Pıçaklar'ın iddiasına göre 11 yaşındaki Kubilay da okulunda oynarken kaçırılmak istenmiş: "Oğluma tembihlemiştik. 'Ona dışarı gel, senin babanı tanıyoruz' demişler. Israr edilince Kubilay müdüre sığınmış."
Pıçaklar, cemaatinin de polis tarafından izlendiğini, işyerlerine şikâyet edildiğini önü sürüyor: "Bir kardeşimiz işe girince polis, patronuyla konuşuyor. Benim başıma geldi: Gaziantep'teki kardeşimi, baldızımı arayıp, 'Oğlunuz Ermeni örgütlerinin yanına girdi' demişler. Bunu yapan polis!"
'Hıristiyanları öldürecekler'
Pıçaklar, ocak ayındaki taşlı saldırıdan sonra koruma talep etmiş. Kendisine bir ay koruma verilmiş. Şu an koruması bulunmuyor. Öte yandan, Malatya'daki cinayetin işlendiği gün tehditler sürüyor: "Türk İntikam Tugayı, Türk Uyanış bilmem neyi... Bunlar bazı organizasyonların içinde. Bunu kallanmaktan sakınmıyor. İnsan en azından acıları geçsin diye bekler. Artık bütün Hristiyanları teker teker öldüreceklerine inanıyoruz."
Agape Kilisesi, ibadet yeri olarak tanınmadığı ve arsa tahsis edilmediği için dernek statüsünde hizmet veriyor. Samsun'da defalarca taşlanan kilisenin topu topu 51 üyesi var.
'Bıçağı karnıma dayadılar'
Kamil Kıroğlu, Adana Protestan Kilisesi'nin üyesi. Kıroğlu, altı yıl önce Hristiyanlığı benimsemiş. Adana'daki cemaatin sayısını vermek istemiyor ama "Bir avucuz" diyor.
Kıroğlu'nun iddiasına göre 8 Ocak 2006'da kiliseden çıkarken, yaşları 18-20 arasındaki beş genç, kendisini durdurup "Bize İsa Mesih'i anlat" demiş: "Tam kapıyı kilitliyordum. Kuşkulandım. Biri 'İçerde emanet unuttuk' dedi. 'Ne emaneti' diye sordum. 'Sana El-Kaide'den hediye var' dediler. Gidiyorlardı ki, telefonumu çıkarıp polisi aramak istedim. Geri dönüp beni bayıltana kadar dövdüler. Sonra yerden kaldırıp 'Kelime-i şehadet getir' dediler, kabul etmedim. Yeniden dövdüler. Bu, üç dört kez tekrarlandı. Yakındaki kebapçıdan getirdikleri bıçağı karnıma dayadılar, 'İsa'yı reddet' dediler, kabul etmedim. Yine dövdüler."
Kıroğlu, karakola gitmiş, şikâyetçi olmuş. Beş saldırgan bulunmuş. Kıroğlu'ndan dava açması istenmiş: "Aslında kamu davası açılması gerekirdi. Bana bıraktılar. Onları affettim."
'Kafan düşecek'
Diyarbakır Protestan Kilisesi'nin Pastörü Ahmet Güvener'in, çocuklar da dahil 65 kişilik bir cemaati var.
Güvener, 1990 yılında Hıristiyan olmuş. Kendisine karşı yapılan tehditler hiç eksik olmuyormuş: "Geçenlerde biri geldi, 'Sen peygamberimin adını taşıyorsun. Adını değiştir. Yoksa kafan düşecek' dedi. Sakallı, 30 yaşlarındaydı. Hangisini şikâyet edeyim? Sürekli tehdit mektubu geliyor. Birisi ta Almanya'dan göndermiş."
Güvener, yerel gazetelerde hedef gösterildiklerini iddia ediyor. Kendisinin de öldüreleceğini düşünüyor. Bu yüzden, geçen yıl İzmir'deki bir arkadaşına, ailesi ve çocuklarına bakması için vekâletname bırakan, Malatya'da öldürülen Necati Aydın gibi, vekâletname bırakacağını söylüyor:
"Ne çekiniyor ne korkuyorum. Biliyorum, benim başıma da aynı şeyler gelecek. Eşim ve beş çocuğum da biliyor. Onlar da buna hazır."

* * * * *
Hıristiyanlara saldırı hep var
Protestan cemaatlerinin dışında da Hıristiyan toplulukları saldırılardan şikâyetçi. Hıristiyanların 2006'da uğradığı diğer bazı saldırılar şöyle:

  • Samsun'un Ulugazi Mahallesi'ndeki Mater Dolorosa Katolik Kilisesi'nde görev yapan rahip Pierre Brunissen, 2 Temmuz'da bıçaklandı. Saldırgan A.N. de gözaltına alındı. A.N.'nin daha önce Brunissen hakkında Hıristiyanlık propagandası yaptığı iddiasıyla şikâyette bulunmuştu.
    Bıçakla üstüne yürüdü
  • Mersin'de, 11 Mart'ta Katolik Saint Antoine Kilisesi'nde Paskalya törenleri için hazırlık yapılırken içeriye giren Erdal Gürel, küfretmeye başladı. Gürel, kiliseden çıkmayınca Peder Handi Leylek polisi aradı. Gürel, döner bıçağıyla Leylek'in üzerine yürüdü ve rahip Roberto Ferrari'ye, "Annene, kız kardeşlerine ve çocuklarına zarar vereceğim" diye bağırdı. Gürel, gözaltına alındı.
  • Trabzon'da, 5 Şubat'ta Santa Maria Kilisesi'ne gelen 17 yaşındaki O.A., rahip Andrea Santaro'yu kilisede tabancayla öldürdü.
    O.A., tutuklu yargılanıyor.
  • Ermeni Patriği 2. Mesrop, 1 Şubat 2007'de İstanbul Valiliği'ne başvurarak, kilise, okul ve diğer kuruluşlarda güvenlik önlemi alınmasını istedi. Valilikten 20 Şubat'ta gönderilen yanıtta, Emniyet'in alacağı önlemlerin yanı sıra patrikliğin de özel güvenlik önlemi alması istendi.