Protestolar Veysel Güney'e adandı

Bu yılki 12 Eylül'ü protesto etkinlikleri darbe sonrası idam edilen ve mazarının yeri bilinmeyen Veysel Güney'e adandı. 78'liler Derneği, Güney'in cenazesinin teslim edildiği Yüzbaşı Erdem'i mezar yerini açıklamaya çağırdı

MESUT HASAN BENLİ



12 Eylül askeri darbesi 29. yıldönümünde birçok ilde düzenlenecek etkinlik ve gösterilerle protesto edilecek. Yarın Ankara ve İstanbul’da onlarca sivil toplum kuruluşunun katılımıyla mitingler düzenleniyor. Devrimci 78’liler Derneği bu yılki etkinlikleri 10 Haziran 1981’de Antep Kapalı Cezaevi’nde idam edilen ve hâlâ mezarı bilinmeyen Veysel Güney’e adadı. 12 Eylül döneminde idam edilen ve mezarı hâlâ bulunamayan Veysel Güney’in nüfus bilgileri toprağa verilirken ölü kayıt defterine yazılmadı. Gaziantep Mezarlıklar Müdürlüğü, Veysel Güney’i ölü kayıt defterinde ‘Hüviyeti meçhul’ olarak kaydederken, ‘mahallesi’ bölümüne de “orduevi” yazdı. Devrimci 78’liler Derneği, idamdan sonra Güney’in cenazesinin teslim edildiği Yüzbaşı Burhan Erdem’i mezar yerini açıklamaya çağırdı.
12 Eylül 1980 askeri darbesinden bir süre sonra Gaziantep’te Güney’in de bulunduğu eve polis ve asker operasyon düzenledi. Operasyonda, Güney’in arkadaşı ölürken, sırtından Vurulan Güney de yaralı olarak gözaltına alındı. Operasyonda bir teğmen de şehit oldu. Askeri savcılık, teğmeni Güney’in öldürdüğünü iddia etti. Yargılama sonucunda Güney idam cezasına çarptırıldı. Ailesi ile görüşmesine izin verilmeyen Veysel Güney, sadece infaz öncesi idama götürülürken, cezaevi aracından annesi, eniştesi ve ağabeyi Ayhan Güney’i görebildi.
Ağabey Ayhan Güney, idam gecesini şu sözlerle anlatmıştı: “Kısa süre görüştük. Çok cesurdu. Ağlamaktan konuşamıyorduk. Annem, ‘Oğlum korkmuyor musun?’ dedi. O da, ‘O kadar işkence gördüm ki artık ölüm bile korkutmuyor ana’ dedi. İnandığı dünya için savaştığını anlattı. Slogan attık. Bizi gözaltına aldılar. Tutulduğumuz yerden biraz uzakta idam edilecekti. Orada bir ışık vardı. O sönünce anladık ki idam edildi. Vücudunda kurşun duruyordu.”
Veysel Güney idamdan dakikalar önce kaleme aldığı son mektubunda kimseyi öldürmediğini belirttikten sonra şöyle demişti: “Babacığım, ben ölüme seve seve gidiyorum, bir namussuzluk ve şerefsizlik yapmadım. Onun için hiç üzülmeniz gerekmez. Benim binlerce annem babam olduğu gibi sizin de birlerce oğlunuz var. Göndermiş olduğunuz mektupları bugün verdikleri için cevabını yazamadım. İmam ve Sultan’dan da mektup aldım. Ayrıca Sultan’ın gönderdiği çamaşırları da aldım. Tüm dostlardan memnunum ve saygılarımı sunar mutlu yarınların halkımın olmasını dilerim. Size bir tek dörtlük şiir yazıyorum... Mezarımı yol kenarına kazın/Üzerime devrim şehidi yazın/Başına yumruklu yıldız kazın/Gidiyorum ölümsüzlüğe hoşçakalın...”

‘Aliye teslim edilecek’ denildi
Güney’in cezası 9 Haziran 1981 günü infaz edildi. Gaziantep Savcılığı tarafından 10 Haziran 1981 tarihinde hazırlanan ‘Gömülme izni’ belgesinde şöyle deniliyordu: “Milli Güvenlik Konseyi’nce onaylanarak resmi gazetede yayımlanan Veysel Güney’in ölüm cezası asılmak suretiyle infaz edildiğinden cesedi gömülmesi için babası Ali Güney’e teslim edilmek üzere Sıkıyönetim Komanda Bölük Komutanı Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edildi.” Ancak Güney’in cenazesi ailesine verilmedi. Defnedilen cenazenin yeri 28 yıl boyunca bulunamadı.
Yıllar sonra ailesinin ve arkadaşlarının yaptığı araştırma sonucunda, Veysel Güney dosyası tekrar açıldı. Gaziantep’te Güney’e ait olduğu ileri sürülen bir mezar 2006 yılında açıldı. Adli Tıp, Güney’in anne ve babasından alınan DNA örneğiyle, iskeletten alınan örneği karşılaştırdı. Yapılan incelemede mezarda çıkan kemiklerden alınan DNA örenkelerinin Veysel Güney’in anne ve babasıyla tutmadığı belirtildi.
Ancak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu aracılığıyla Güney ailesine gönderdiği ‘Gaziantep Mezarlıklar Müdürlüğü Ölü Kayıt Defteri’ yeni bir ayrıntıyı ortaya çıkardı. Güney’in nüfus bilgileri ölü kayıt defterine kaydedilmemişti. Defterde Güney’in isminin bulunması gereken bölüme, ‘hüviyeti meçhul’ yazılırken, ‘Mahallesi’ bölümüne ‘Orduevi’, ‘Yaş’ bölümüne ‘Büyük’, ‘Ölüm sebebi’ kısmına da ‘İdam’ yazılmıştı.
Devrimci 78’liler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz Cerek, devletin törenle astığı bir kişinin kimlik bilgilerini bilmemesinin inandırıcı olmadığını söyledi. Cerek, Güney’in mezarını bilen tek kişinin o dönem yüzbaşı rütbesinde olan Burhan Erdem olduğunu belirterek “Burhan Erdem’e çağrıda bulunuyoruz. Arkadaşımız Veysel Güney’in mezarının yerini bize bildirsin. Aksi takdirde hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
Veysel’i yaralıyken sorgulayan ve idam edilişine de infaz savcısı olarak tanıklık eden savcı Mete Göktürk anılarını kaleme aldığı ‘Adaleti Gördünüz Mü?’ adlı kitabında “Veysel’in silah kullandığına dair kanıt yoktu” diye yazmış, bu kitap ve dava dosyasındaki diğer belgelerle birlikte iade-i muhakeme (yeniden yargılama) başvurusu yapılmıştı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan başvuru, savcının ‘yeniden yargılama gerekir’ görüşüne rağmen reddedilmiş ve Türkiye’deki hukuki süreç tükenmişti. Bunun üzerine Güney’in ailesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Temmuz 2009 tarihinde başvuruyu karara bağlayan AİHM başvurunun gündeme alınmasına gerek olmadığına hükmetti. Güney ailesi bu kez mahkemeye yeni bir başvuru yaptı. Aile şimdi bu başvurunun sonuçlanmasını bekliyor.