Radikal okurları barış için ses verdi

Radikal okurları barış için ses verdi
Radikal okurları barış için ses verdi
Kürt sorununun çözümüne giden yolda kritik bir dönemden geçiliyor. Bu kritik süreçte Radikal olarak biz de okurlarımıza soruyoruz. Barış için ne yapılmalı? Barış dili nasıl olmalı?

Ayhan Koçer: Sevgili Radikal!  Mesajımı, Sn. Aydın Doğan'ın tüm Türkiye'de "yeniden" yaratılan iyimserlik havasına nazar değdirmek istemeyen çağrısına rağmen mevcut gerçeklerden hareketle yazıyorum. Burada sadece net ve reel noktalara değinmek istiyorum. Barış'ın dili "TEK"dir. Siz ya bu dili biliyorsunuzdur, ya da bilmiyorsunuzdur. Dolayısı ile bu dilin nasıl olması gerektiği sorusu, sorulabilecek en gündem dışı soru oluyor. Şimdi gelelim o net ve reel noktalara. AKP iktidarı sürdürme hedefi yolunda son kartını oynuyor. İktidara devamın meşruiyeti tıpkı Lozan'da olduğu gibi yine Kürtlere bağlı. Şimdi karşımızda yine Kürtleri "ikna" ile kullanmak isteyen bir iktidar ve Kürt halkının temel ulusal haklarını elde etmek için uğraş veren ve AKP'nin oynamak zorunda olduğu "son kartı" Kürtler adına en doğru bir şekilde değerlendirmek isteyen bir hareket var. AKP'nin barıştan söz etmeye hakkı olmadığını düşünüyorum. Çünki ortada Habur olayının yanlış bir okuması var. Habur olayı Kürt halkının gerçekten barış yanlısı olduğunu gösteren ve AKP'nin o dönemde inanılmaz gibi görünen bir geleceğe atıyor gözüktüğü o büyük adıma halkın sevinç dolu bir tepkisi idi. O çoşku bazılarının 'terörist' dediği insanların yandaşları tarafından karşılanması anlamına gelmiyordu. O coşku barışın ve aydınlık bir geleceğin yakın olduğunu hissinden doğmuştu. AKP işte bu coşku karşısında ne yapacağını şaşırdı. Çünkü halkın o coşkusu hedefledikleri ve yönlendirebileceklerini düşündükleri gelişmelerin kontrollerinden çıktığının göstergesi idi. Sonuç ise herkesin bildiği üzere savaş oldu. O tarihten sonra Kürt Sorunu nedeniyle ölen her insanın sorumluluğu AKP'ye aittir. Karşımızdaki AKP Ankara'da başka 'Orada' başka konuşmaktadır. İşte bu nedenle de Kürtlerin gözünde her türlü güveni kaybetmiştir. Barış rüzgarlarının estiği bu günlerde sevimsiz gelebilir, ancak ben yine de bildiğimi yazmak istedim. Önümüzdeki sürecin haklı olduğumu göstereceğini düşünüyorum. Bugün olanlar Kürt halkı adına son yıllarda elde edilen kazanımlardan bir yenisidir. Sürecin ileride Kürtlerin lehine dönmesi halinde bile varılacak nokta bugünkinden daha ileride olacaktır. Tüm bu yazdıklarımı gerekçelendirmek, esaslandırmak, açıklamak mümkün. Ancak sonuçta sayfalar dolusu bir analiz çıkar ortaya. Ancak bu hem email mesajının özüne hem de estirilen 'barış havası'na uygun gelmez. Emin olun, Türkiye'deki o mumun söneceği yatsı zamanı mutlaka gelecek.

Saygılarımla,

Uzun bir zamandır AKP'nin 'doğru olmayan' politikaları nedeniyle haberlerinize yorum yazmayı bırakmış olan 'Gılgameş'.

Mesut Akdağ: Merhaba, Kürtlerin Türkleri , farklı değerleri, farklı dili ve farklı kültüre sahip bir millet olarak kabul ettiği gibi; Türklerinde Kürtleri farklı değerlere, farklı dile ve farklı kültüre sahip bir millet olarak kabul etmesi ile ancak barış olur...

Modern dünyada haklar yasalar tarafından korunur. karşılıklı söylemler ile değil, söz konusu hakların anayasal güvenceye alınmasıyla tam anlamda barış sağlanır...


Süleyman Dündar: Böyle bir platform oluşturduğu için radikale teşekkür ediyorum.öncelikle başlayan müzakerelerden dolayı çok mutlu ve heyecanlıyız.rabbim tamamına erdirsin.Bu kanayan yaranın son bulması için bu ülkede yaşayan her insanın olduğu gibi; Cudi'de, Tendürek'te, Toroslarda, Kaz dağlarında, Kaçkarlar'da, Zağroslarda yaşayan her canlının bile sorumluluğu vardır.hiç kimse ama hiç kimse bu soruna kayıtsız kalmamalı.bugün bu ülkede dökülen her damla kanda geçmişten bugüne kadar yaşayan her insanın vebali vardır ama az ama çok.yirmi yıl önce çözülmesi gereken bu sorunun maalesef büyük bedeller ödeyerek çözülmesi gerektiği bilincine yeni ulaştık. Olsun zararın neresinden dönülse kardır.geleceğimiz ve çocuklarımız için,onlara güzel yarınlar bırakmak için yapmalıyız bunu.güzel ülkemin güzel insanlarına yalvarıyorum.ne olur kayıtsız kalmayın ve siz de barış için,yarınlarımız için,cennet vatanımızda kardeşlik türkülerini özgürce haykırabilmek için haykırın.emin olun ki bu yapacağınız haykırış da bir ibadettir.barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir ülke özlemiyle herkese saygı ve selamlarımı iiletiyorum.

Mesut Kırkan: Bu belki de son sans. Iyi değerlendirilmeli. Daha fazla kan ve gözyaşına kimsenin tahammülü kalmadı. Vatan, Millet ve Devlet gibi engelleyici faktörler askıya alınmalı bu sürecte. İki taraf diline dikkat edecek. Devlet jest olsun diye ROBOSKİ için özür dilemeli ve sorumluları yargının karşısına cıkarmalıdır. Şeffaf iyi niyetli yaklasim bu sureci kısaltabilir. Barış geldikten sonra , inanın Türkiye gelişmişlik basamaklarini ikişer ikişer atlayacaktır.

Mahmut Paksoy: Evet destekliyorum ama bir okadar önemli olan " barış adil olsun "

Yunus Erdal: Bu Memlekette, henüz bıyıkları terlememiş gencecik insanların ölümlerine şahit olmayacağımız günlerin hayali bile çok güzel... Çok büyük bir umudun içine hapsedildik. Ve bu umudun hapsi bile çok güzel...

Nuriye Nural: Kadın’ım,Kürt’üm,Güneydoğu’ luyum,Başörtülü’ yüm ve ilaveten öğretmenim...Bu ülkede ,saydığım sebeplerden dolayı ikinci sınıf insan muamelesi görmek istemiyorum artık...

Nusret Keskin: bir hakkarili olarak barışa en büyük özlem çeken insanlardan biriyim. Artık bu yüce dağlarda kurşun sesleri yerine kuşların cıvıltısı, bomba sesleri yerine gürül gürül akan zap'ın sesini duymak istiyorum. kim bu sorunu çözerse, tarihin güzel sayfalarında ismini altın harflerle kazar. Tıpkı köleliği bitiren Abraham Lincoln veya Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideri Gandi gibi.

Ünal Çelik: “Çatışmalı sürecin bildiğimiz son kayıpları olan, Lice kırsalında, yaşamlarını yitiren 10 Kürt ve Türkiyeli gence, Tanrı’dan rahmet, başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarına baş ve can sağlığı diliyorum.. Umut ederiz ki, büyük bir üzüntü ile yitirdiğimiz bu gençler, On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz bu çatışmalı ve sancılı sürecin son kayıpları olacaktır..”

Ulus-devletlerde ortaya çıkan isyan hareketlerinin önemli bir kısmında şiddet sonuç alıcı olamamışsa kirli oyunlar diyalog adı altında devreye sokulur. bu, sosyolojik olarak, devletin bekası için başvurulan bir yöntem. eğer bu yöntem tutarsa devlet bakidir, tutmazsa ziyadesiyle fuzulidir. Sonrasında ise, çoğunlukla zorunlu bir diyalog yöntemi devreye konulur. Hiç kuşkusuz devlet aklının geliştirdiği her yöntemin yolu da medyadan geçer. Yani bir an düşünün ki, politik kimliği olan her yurttaşın ölüm ihtimalinin dahi arkasında medya var. Türkiye açısından böylesi can alıcı ya da ...verici (bizlerin icraatına kalmış bir söylem), bir süreçten geçerken medyanın ölüm konusunda “görevini” “layıkıyla” yerine getirdiği kanaatindeyim. An itibariyle, başlayan hoş görülü söylemi, hor görüşlü güçlerin inisiyatifinde bırakmadan insani bir söylem ve tavır geliştirmenin hayati önemde olacağını düşünüyorum.

Bir iyi niyet göstergesi olması açısından, bu yazıya vesile olan sayın Aydın Doğan ve Radikal camiası olmak üzere, Vicdan sahibi başta Türk halkı olmak üzere Tüm Türkiye ve konuyla yakinen ilgili olan duyarlı yurttaşların, yazının başında tırnak içinde belirttiğim mesajı yayınlamalarını rica ediyorum. Çünkü Kürt halkı, evlatlarının terörize edilmesinden dolayı emin olun ziyadesiyle kırgın ve ürkek. Barışa Dair en değerli adım, hiç kuşkusuz bu olacaktır. Aksi iddia edilmesin. Türklerin vicdanı kanamayacaktır, çocuklarının kemikleri sızlamayacaktır.. SIZLIYORSA, BARIŞTAN SÖZ ETMEYE VE UMUT BAĞLAMAYA HİÇ GEREK YOK DEMEKTİR...(Sosyolog)

Servet Günay: Savaşı en derin şekilde yaşamayanlar barışın değerini bilemezler. onun için başta ve özellikle bu olmaması gereken savaştan bir şekilde etkilenenler ve sonrasında birazcık da olsun empati yetisini kaybetmemiş olanlar bu sürece olumlu katkıda bulunsunlar. su akar yatağını bulur yeter ki önüne set çekmesinler. yine ve özellikle medyanın çok doğru bir dil kullanması gerekiyor. çok sevgili gazeteciler, köşeyazarları birazcık da olsun giydikleri o ideolojik paltolarını askıya assınlar ve insan önlüğü giysinler ki yarına onurlu bir iz bıraksınlar.

İhsan Kardelen: Her şeyden önce insani olarak bu soruna bakmak gerekiyor.Bir karikatürde görmüştüm "BARIŞ HANGİ TARAF ÖLDÜ DEMEDEN AĞLARSAN GELECEK.".Bu söz bence herşeyin çözümü gibi aslında. İnsanlar önce ölen kişiye üzülmeli önce bunu başarmalı ki bir sonra ki adım olan empati'ye geçebilsin. Önce Ahmet Kaya'yı anlamalı önce ölen insanları anlamalı ister kürt,türk,laz her ne olursa olsun. Önce "Yine 18 PKK lı öldürüldü.5 askerimiz şehit düştü." dememeli 23 can kayboldu bu dünyadan demeli. Önce O insanların neden o dağda olduğu düşünülmeli . Onlara karşı ateş eden askerin neden orada olduğu düşünülmeli.

Bunları anladıktan sonra çözüm arayışı içine girebilirsiniz.

Ayrıca bunca insan ölürken halen biz bunları tartışıyorsak onca insan neyin savaşını veriyor dağlarda. Dağlarda neden körpeçik gençler birbirini öldürüyor.

Azcık beynini kullanabilmeyi öğrenin; düşünün biraz siz taviz verin,siz taviz verin ki söyleyecek sözünüz olsun...

Bu mevzuya gittiğiniz basit bir mahalle kavgası değil...

Klavyeden kurtarılmaz onca hayat çıkıp sokağa bir şeylerin farkında olduğunuzu söyleyin; söyleyin ki insanlar sizi görsün ; görsün ki korkmadığınızı anlasınlar;anlasınlar ki düşünebilsen ve onlarda sizin arkanızdan haykırmaya gelsin sokağa ;YETER BUNCA ÖLÜM BARIŞ GELSİN ARTIK....

Kaya Baznabaz: Seni cok bekledik bariş, ve cok özledik...


Ahmet Sevinç: Bir iki eyleme katıldığım için Üniversiteyi bana zindan eden, boşu boşuna üç ay cezaevine koyan, okulu 7-8 yılda bitirmeme sebep olan ve hatta Üniversite kampüsünde bana en iğrenç şekilde küfür eden-''soyut işkence uygulayan'' sivil polisleri dahi affedebilirim. Yeter ki hükümet aklını başına toplasın ve bu sorunu çozmeye çalışsın. Ve en önemlisi dürüst olsunlar. Bülent Arınç daha sonra çıkıp '' bu konuda yalan söylemek mübahtır'' diye dini kılıp uydurmasın. Süheyl Batumun belirttiği gibi, bizim artık bu işe ciddiyetle bakıp, ciddi adamlarla konuşup bu sorunu çözmemiz lazım. Son olarak bence HÜHÜKÜMET İYİ NİYET GÖSTERGESİ OLARAK İDRİS NAİM ŞAHİN BEY EFENDİYİ GÖREVİNDEN ALSIN. O zaman ben, bir Kürt olarak evet bir şeyler yapılacak hissiyatına girerim. (Makine Mühendisi)

Enes Yıldız: Son günlerde bir umut... Barış için. Okuduğum haberlerin satırlarında ilerlerken bile korkuyorum 'Aman! Şimdi olmadık açıklamalar yapılmış mıdır?' diye. O kadar hassas bir süreç. İnsanlarımızı bu gerginliğe itmeden, herkesin sağduyulu olacağına bizleri inandırarak, yürüyün! Arkanızdayız...(Gazeteci)

Serdar Esen: İsteyen Türkçe, isteyen Kürtçe, isteyen Lazca veya Ermenice konuşsun, sorun değil; yeter ki nefret dilini değil, sevgi ve barışın dilini konuşsun. Bu ülkeye ve halklara yapılacak en büyük kötülük, barışı zorlaştıracak nefret ve kavga dili ile konuşmaktır.

Her şey Barış için

Hüseyin Mavi: Benim en yakın arkadaslarım Türk ama beni Kürtlüğümle severler, kız alınmış kız verilmis akraba olunmuş iç içe girilmiş, iki toplum bu iki toplum yan yana kardeşçe yaşayabilir bunu zaten 1000 yılı aşkın bir süredir ispatladılar. Günümüz dünyasında insanlığın geldiği noktada artık eskisi gibi ne aile icinde erkeğin hegemonyası ne de bir toplumun başka bir toplum üzerinde asimileye dayalı baskısı kabul görmüyor.

Kürtlerin istedikleri falanca şehirden filanca sehre bir bölme isteği değildir, ama bir Türk vatandasımız düşünmelidir her sabah okulda ne mutlu Türküm diye bağırırken daha kuçücük çocuklar bir Türk dünyaya bedeldir derken bir 20 yasindaki genç askerde hersey vatan için diye koşarken ve bu vatanın hiç bir metrekaresinde kendisi olarak yokken kabullenilmemişken rahat etmemelidir haksızlık yapıldıgını görebilmelidir.

Eger bunlar aşılırsa herkes esit düşünebilirse o halde barışın olmaması icin hiç bir neden yoktur.

Medeni Doğan: Artık asker ve gerilla olmesin artik analar aglamasin. Hep birlikte barisin dilini konusalim turkiyede halklarin kardesligi hakim olsun halklarin turk ve kurt halklarinin kardesligi tum dunyaya ornek olsun. Yasasin turk ve kurt halklarinin kardesligi kahrolsun emperyalizm.

Emrah Erdoğan: Değerli Radikal Gazetesi çalışanları, emektarları ve okuyucuları Radikal okurları barış için konuşuyor kampanyanızın ne kadar anlamlı olduğunu belirtmek isterim öncelikle... Kürt kökenli biri olarak ve bu konu üzerinde kafa yoran birisi olarak şunu tüm samimiyetimle söylemem gerekir dün okuduğum gazete başlıkları içime öyle bir umut serpiştirdi ki barışın geleceği adına... Umarım barış kursağımızda düğümlenmez... Sevgili Radikal okurları şunu öncelikle belirtmem gerekir her barış çileli ve sabırlı bir yoldur... Herkesin iktidarından tutun, muhalefetine,silahlı güçlerinden,aydınlarına, burjuvasına ondan da tutun sıradan vatandaşa kadar herkese bir sorumluluk düşmekte ve dikkatli olmak zorundadır... Benim bu konuyla ilgili söyleyeceğim önemli hususlardan biri de şudur; Aydın Doğan'ın bu sürece girmesi... Unutulmamalıdır ki savaşın bitirilmesinde ki en önemli faktörlerden biri o ülkenin sanayicileri ve üreticileridir.. Bu noktada Aydın Doğan'ın katkısı bu süreçte diğer iş adamlarımızın bu sürece katılmasına öncülük edecektir.. Şunu uyarıyı da yapmak gerekir Türkiye Basını ve Medyası da bu süreçte dikkatli olmalı ve tarafları karşı karşıya getirecek asılsız haberlerden kaçınmalıdır. Ayrıca Türkiye Medyası da kamuoyunda erken bir barış havası yaratılmamalı zira hassas bir süreçten geçmekteyiz ve sabır barışa giden en temel değerlerden biridir. Zira toplumda oluşturulan abartılı ve erken bir barış havası sürece zara verebilir... Medya barış dili kullanmalı ve tarafları karşı karşıya getirecek ve toplumun hassas dengelerini yıkacak bir üsluptan da kaçınmalıdır... Tabii işin bir de PKK tarafı var... PKK'de Kürt toplumunda barış isteyen taraf olduğunu samimiyetle göstermek istiyorsa Barış sürecini sabote edecek her türlü eylem ve söylemlerden uzak durmalı ve tüm silahlı güçlerini barış konusunda uyarmalı ve ikna etmeli... Hükümete düşen göreve gelince... Herkes biliyor ki hükümetlerin kararlığı ve inancı olmadan ülkelere barış gelmeyeceğini... Bu açıdan başta Başbakan ve yakın kurmayları barışı samimiyetle istediklerini ve kararlılıklarını toplumun tüm kesimine ve barışın taraflarına bildirmeli ve inandırmalıdır... Başlatılan bu sürecin seçim yatırımı ve geleceğe dönük kişisel kaygıların bir sonucu olmadığını ve esaslı bir barış istediklerini ifade etmeli ve toplumu inandırmalılar.. Zira bu konuda toplumun ve siyaset kurumunun ikna edilmemesi barış ve huzuru istemeyenlerin bu süreci sabote etmelerine ortam hazırlayabilir ve zaten kırılgan olan sürecin hemen kırılmasına barış havasının bozulmasına neden olabilir... Kürt tarafına gelince... Kürt toplumunun ya da Kürt özgürlük hareketini destekleyenlerin mecliste ki temsilcisi olan BDP'ye de bu süreçte görevler düşmekte... BDP de tıpkı iktidardan beklenildiği gibi kırılgan olan barışı bozmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmemek adına söylemlerine özen göstermeli ve Kürt ve Türk halkına barış istediklerini ifade etmeleri ve her iki toplumu da bu konuda inandırmalıdır... Aynı zamanda Türk milliyetçilerinin ve ulusalcılarının barışı istemediklerini tüm Türkiye halkı bilmekte... ;İşte bunun bilincinde olan BDP Türk tarafının hassasiyetlerini göz önüne almalı tıpkı Türk tarafının Kürt tarafının hassasiyetlerini göz önünde tutması gibi..
Umarım barış bu coğrafya ya da ayrılmamak üzere yuvasını kurar... Her Biji Aşıti... Yaşasın Barış...

Hasan Aslan: Kayıtsız Şartsız Barış, Hemen.......

Tahir Uruç: Bu vatandaşa sorma kampanyanız için çok teşekkür ediyorum daha önce kimse bana böyle bir şey için fikrimi sormadı.
Bana göre barış için herşey yapılmalı! ‘’Herşey mi?’’ diye sorulacak olursa evet bence herşey yapılmalı hele birde yüzbinlerce ölüm olduktan sonra dahi, onlarca yıl seçmesine rağmen barış hala gelmemiş ise acilen o barışın gelmesi için birşeyler yapılmalı. Biz buradan masa başında yada telefonlarımızdan yazıp takip ediyoruz ama orda yaşanan acıyı asla anlayamayız. Ben Kürd’üm siyasi hiçbir olayla ilgim yok aslında ama bu konuda bende çok ötekileştirildim tabiri caizse ikinci sınıf insan muamelesi gördüğüm oldu ama asla bu durum Roboski katliamında ölen bir kişinin ailesinin duyduğu acının milyonda biri bile etmez diye düşünüyorum. Her geçen gün yeni ölümler, o ölümlerin dolayısı ile dağa yönelmeler askere polise biraz daha nefret artar da artar bunu sonu gelmez. İlla Amerika mı gelip demokrasimizi (Amerikan demokrasisi) sağlasın?
Kanaatimce çözüme değil yakın olmak başlarında bile değiliz açıkçası. Bu katledilen insanların sesi olan gazeteciler, avukatlar, sivil toplum örgütleri liderleri ve tabi özellikle belediye başkanları ve millet vekilleri içeride oldukça çözüme başlanmış sayılmayız bence.

Söyleyecek, anlatacak şeyler yazmakla bitmez. Bence anadil eğitiminden başlanıp, özerk bölge verilene kadar görüşmeler yapılsın karşılıklı bir şekilde silah lanetinden kurtarılsın bu halk.
İnşallah herşey herkes için çok daha iyi duruma gelir de rahat bir oh çekeriz....

Ulaş Işık: Her şeyden önce biraz gerçekçi olunmalı, çünkü 30 yıldır ısrarla barışın dilini kullanan ama bunun yanında ifade ettiği talepleri nedeniyle susturulan bir kürt hareketi bulunmakta. Bunu biraz silahlı mücadele dışındaki toplumsal boyutuyla algılamak gerekir aslında yani bu barış söylemi ve arayışı tabanın en temel istemi. Örgüt odaklı bakmaktan kaynaklı bir takım alışılagelmiş alıgılamalar var bunun yanında ve bu suyu bulandırıyor.
Toplumun örgüt tafafından örgütünde de bir takım dış menşeyli güçlerce yönetildiği düşüncesini zihinlerimizde bir defaya mahsus bir kenara koyamazsak, toprak kaygısı ve hükmetme üstünlüğü ile sarılacağız yine en temel argümanlarımıza. Çünkü bu olağan denklem sandığımız kadar tek düze olmayabilir. Şayet olsa bile kürt halkının bu savaşın tanığı, sanığı ve mağduru olduğu gerçeği asla unutulmamalı. Sürece şöyle bir baktığımızda da başbakandan tutunda bütün kabine üyeleri ve kamuoyu sanki büyük beklentiler içine girmeye henüz razı değil, biz bu senaryoyu defalarca işittikte üstelik, okuduk diyemeyecem çünkü hükümetin amacı konusunda hiçbir zaman samimi olduğunu düşünmedim, yol haritası halka açıklanmadı hiç bir zaman. Savaş süreci ile yüzleşen halkların barış sürecinin içeriğine de dahil edilmesi hakkı (sonuç her ne olacaksa olsun) tanınmadı. Burada biraz daha cesur ve şeffaf olmaya ihtiyacı var hükümetin. Yani kısacası eğer bir illüzyon daha yaratılacaksa, bunun altında kalan yinede hükümet olacaktır.
Yaşasın halkların ''sözde'' kardeşliği,ve tüketilmesi mümkün olmayan barış arayışı..


Av. Mahir KARABOĞA: Yıllardır devam eden kardeş kavgasının sona ermesi için bugün başlatılan barış girişimini nefret dili kullanmadan şartsız koşulsuz desteklemek gerekir. Özlemini yaşadığımız güzel günleri yaşamak bu kadar yakın iken, zeytin dalını elinde tutanlara Allah güç, sabır ve kararlılık versin. Dilerim en kısa zamanda iki halkın kardeşliği ebediyen kurulacak temellerle sağlamlaşsın.

M.Bedrettin Deniz: 100 yıldır var olan son 35 yıldır silahlı çatışma ortamında bu ülkenin maddi ve manevi dinamikleri zaafa uğradı.Gelinen aşamada Ortadoğu coğrafyasında dengelerin değişeceği muhakkaktır.Kürtlerin yaşadığı kürdistan coğrafyasının ekser ekalliyeti ve Kürt nüfusunun çoğu t.c sınırları içinde yaşamaktadır. Türkiye'nin demokratik yapısı ve tarihi olgusu ile Kürtlerin aidiyeti açısından çok avantajlıdır. Bu devleti idare edenler şayet akıllarını yitirmemişlerse “ki yetirmediklerine dair işaretler var” bu meseleyi mutlaka çözmeliler..daha fazla kan dökmeden medenice medeni ve demokratik bir Türkiye'ye yakışacak bir çözüm üretmeliler..siyasal iktidar oy kaybedeceğim diye bir hisse kapılmasın..eminin bu ülkenin sağ duyusu onları tarih karşısında mahcup bırakmayacaktır.hiç unutmayalım barışı tahsis etmek inşa etmek savaş çığırtkanlığından daha zor ve aynı zamanda kutsal bir davranıştır...Allah selamı yaygınlaştıranlarla beraberdir.


Gülşah Ilgın: Savaş gözü dönmüş karnı aç bir katil gibidir, kana doymaz,açlığı bitmez.yetmedi mi yuttuğu fidanlar,evlatsız kalan analar,babalar,babasız kalan çocuklar...kaç ölüm lazım bitmesi için bilmiyorum tek bildiğim artık bitmesi gerektiğidir.
Biz halkız sen,ben ,ordakiler hani uzakta olsalar da orda olduğunu bildiğimiz herkes hepimiz halkız ve yetmedi mi birbirimizi tükettiğimiz.
Hadi barışalım, affedelim birbirimizi,kendimizi.
Çıkalım sokaklara bağıralım hepbir ağızdan,aynı yürekle ''YA BASTA'' bize yetti diyelim tüm dünyaya, savaş bizi tüketti diyelim SAVAŞA HAYIR diyelim.

Mehmet Zeki Balos: sevgili kardeşlerim BARIŞ sözcüğünü yazmak dahi ruhuma tarifi imkansız bir huzur ve mutluluk duygusunu yansıtıyor ben 41 yaşındayım kürdüm memleketimde göç etim istanbulda yaşıyorum esnafım inşatçılıkla uğraşıyorum.evet bu hep hayalımdı bir gün ülkemde devlet hükümet ve pkk adına abdullah ocalan yada kürtler adına siyaset yapacak olan legal siyasi yada ilagal siyasi temsilcileri ile bir masaya oturulup haydi arkadaşlar gelin bu kardeş kavgasını bitirelim barışı ülkemize hakim kılalım ve birlikte yaşamı peçirnletelim. evet gerçekten bu benim büyük hayalımdı ve bu barış süreciyle ilgili düşüncemi yazmaktı bu gün bu hayalımı yaşıyorum ve çok mutluyum.erken belki ama bana bu mutlu duyguları yaşama sebep olanlar her kimse teşekür ediyorum.
sonucunu şimdiden kestirmek elbeteki erken ama eminim ki daha doğrusu hislerime güvenerek ruhumda his etiğim bu mutlu duygumla yolarına engebeler çıksa dahi bir mutlu sonla taçlanacağını düşünüyorum 41 yaşındayım demiştim çocukluğumdan başlanıp gençliğim ve şu anki olgunluk yaşım dahil bu sürecin içinde geçti hem kürt olmamdan hem olayların en çok cerayen etiği çoğrafya da yaşamamdan dolayı bu BARIŞ sözcüğü bana çok anlamlı geliyor çünkü buna en çok ihtiyaç duyan taraftayım çok arkadaşını çok yakınlarını tanıdıklarını hemşehrilerini bu kardeş kavgasında kaybetmiş biri olarak ve en önemlisi 30-40 yıl daha sürse ve daha binlerce akraba tanıdık hemşehrilerimi kabdeceğimi bildiğimden ve 30-40 yıl sonra dahi olsa yine sonuç masaya oturup BARIŞ sözcüğü olacağını bildiğimden dolayı evet bu gün gelişen ve hemen hemen ülkemde yaşayan her kesimin bunu sevinçle karşılayan BARIŞ sözcüğünü lütfen hiç bir siyasi rant çıkar seçme seçilme oy kaygısı koltuk mevki pazarlığı yapmadan sadece bu ülkemin çok güzel prıl pırıl daha hayatın baharnda olan gencecik fidanların toprağa düşmelerini engelemek için ciddi ve sonuç alıcı bir BARIŞ la TAÇ landıralım. inanın bu ülke için yapılacak en hayırlı şeydir bunu kim kimler siyasi düşüncesi görüşü her ne olursa olsun inanın millet olarak hep hayırla dua ile yad ederiz.lütfen el ele verelim siviliyle burokasisiyle sivil toplum örtgütleriyle parti farkı gözetmek sizin bu ülkeyi seviyorum diyen herkesin ırk din dil ayrımı gözetmek sizin el ele verelim halka halka olalım bu gelişen BARIŞ havasını gerçek anlamda bir BARIŞLA SONUÇLANDIRALIM ve barışın önüne çıka bilecek tüm ama tüm engelerin karşısında olalım evet bu ülkede çok göz yaşı akıtıldı çok canlar toprağa düştü çok ocaklara ateş düştü özelikle çok annelerin yüreği yandı ve malesef bundan rant bundan çıkar bundan koltuk makam mevki sağlayanların yüzünden oldu billerek yada bilmeyerek toplumun büyük bir kesimi buna destek olduk. şimdi tam zamanı varmısınız yaptığımız hatadan dönmeye kendimizi af etirmeye ve bu GELİŞMEKTEN OLAN BARIŞIN YANINDA YER ALMAYA evet varmısınız?hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.ülkem adına geleceğim adına çocuklarım adına ve gelecek olan torunlarım adına yani hepimizin adına HOŞ GELDİN BARIŞ.

Onur Can: süreci anaların ağlamaması daha fazla kan dökülmemesi adına olumlu buluyorum. barışlı gelecekler için siyasi rant uğruna harcanmamasını diliyorum. geleceğin barış getirmesini umut ediyorum.

Arskan: tam ortasında olduğumuz ve yaşadığımız kürt meselesinin çözümü için sonunda doğru adresle müzakere için -uamarım- doğru bir adım atılmıştır. bu meselenin çözümünde rol alan ve başaran bu halkların kahramanı olacağı inancındayım. bir kürt olarak yakınlarımızı kaybettik ama barış olacaksa artık insanlarımız ölmeyecekse sonuna kadar destekliyoruz.

Kenan Selcuk: Ben henünüz çok küçüktüm!
Askerler tarafinda, babam la amucami gözümün önde öldürsye dövdüklerinde.
ilk okul ikincis sinftaydim, ilk ailemle Göz altina aldiklarinda, üç gün, iki gece kuru tahtalar üzerinde yatirdilar
Evimizi taradilar.
17 yasinda daydim abimi vurdular, artik abimi yoktu, almislardi bizden,annem ile babmin yuregine kor düsürmüslerdi sonsuza dek, beni koca dunyada tek basima koymuslardi,
Devlet icin terorist, hakimiz icin sehit.Ama artik abimi yoktu...
Abimi yasamini yitirdigi o katliyama, iki soka yan tarafimizda oturan bir askerde de vardi, sonra övüne övüne alatip durdu, insan oludurmeni nesi övünlecekse.
Ama yinde kin gütmedim, nefret etmedim, belki o opersona katilan askerle abimi,birbirilerini tatniyorlar di, belkide samimi arkadaslidilar.
Annem, babam ben acilarimizi istsmar etmedik, simdi sayetcilerinde de bu hakki yok, biz kendi adimiza baris istiyoruz, hakkimiz helal ediyoruz, eger bu sefer basaramz larsa, iki cihanda ellerimiz yakalarinizda olur.
Saygilarimla


Emircan Kürkü: Merhaba, Öncelikle bu güzel girişiminiz için teşekkür ederim.

Bu zamana kadar Kürt Sorunu konusunda atılan adımların hemen hepsi askeri güç kullanarak sorunu kapatma eğilimindeydi. Fakat, 2002’de iktidara gelen Ak Parti Kürt Sorunu karşısında bu zamana kadar siyasetimizde görmeye alışık olmadığımız politikalar uygulamaya başladı. Özellikle Demokratik Açılım adı altında uygulanan politikalar sorunun çözülebileceğini bizlere gösterdi. Şimdiyse yine bir müzakere dönemi başladı ve ülkemizde hava oldukca olumlu gözüküyor. Silahların yerine, diyalog ve fikirlerin konuşmasını çok iyimser buluyorum. Siyaset çözümsüzlük değil, çözüm üretir. Silahlardır çözümsüzlüğü yaratan.

 Yakup K. Koca: Eğer barışın ortadan kalkmasını sağlayan sorunları sadece seçtiğimiz sözcükler ile aşabiliyor olsa idik, inanıyorum ki şu an ülkemizde barışı engelleyecek herhangi bir sorun olmamış olurdu. Bu konuda söz yine her konuda en büyük söz sahibi(!) olarak görülen siyasilere baktığımız zaman, zaten hiçbirinin ağzından barış kelimesini düşürmediğini görebiliyoruz. Buna ek olarak, kullanılan dilin de barışın tanımına çok da aykırı olmayacak şekilde seçildiğini de görmek mümkün. Öyleyse, ters giden başka bir şeyler olmalı. Tabii bu noktada en büyük sorunun zikirden değil fikirden kaynaklandığı kendini belli etmekte. Daha açık bir şekilde belirtmek gerekirse, bir kısım, PKK ile bağlantılı tüm şahısların ortadan kalkmasını barışa açılan kapı olarak görürken, bir kısım da, barışa giden yolda silahların büyük pay sahibi olacağını düşünmekte. Fakat belirtmek gerekir ki, bu iki kısım sadece bir örnek, çünkü, ülkemizde ana akım görüşleri sadece bu şekilde ikiye ayrılmamış ve bu iki tip düşünce de zaten birbiri ile oldukça bağlantılı. Sonuç olaraki bu iki tip düşüncenin de aslında dışavurumu barışı istemek şeklinde, fakat yöntemler, yani asıl fikir dediğimiz şey kendi öneminin altını çiziyor.

Tabii ki burada belirtilmek istenen ülkemiz siyaset adamlarının birbirlerine olan hitaplarında kullandıkları ağza alınmayacak kelimelerin kullanılmama ricası da olabilir. Evet, bu da barışa yaklaştığımızı düşündüğümüz zamanlarda bu yaklaşmayı hızlandıran bir adım olarak kabul edilebilir. Yine de, burada, kendimi tekrar etme pahasına, en önemli noktanın niyet olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Dahası, niyetlerin barış temasına daha çok uyabilmesinin ilk adımı da farklılıklar ile empati yapmak olarak görülebileceğinden, kendimizi başkalarının yerine koymaya başlayabildiğimiz anın sadece bu günlerde değil, her zaman, kullanacağımız dilin düzeltilmesini sağlayacağını düşünmek yanlış olmaz.

İsa Atala: yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde barış yolunda atılan adımlar tükenen umutlarımızı yeşertmeye başladı. kanın durmasını ölümleri durduracak her adım destek bulmalıdır bir kürt olarak her zaman şuna inandım bu savaşı durduracak tek güç kürt ve türk halkıdır ne zaman ki bu iki halk kendilerini sokaklara atıp amerika'da viyetnam savaşında ölen çocukları için haykıran insanlar gibi NE İÇİN demedikçe çözülmez işte şu günlerde bu sese ihtiyacımız var. umud ediyorum ki bu adımlarda daha önce hükümet tarafından atılan adımlar gibi kısa sürmez ve bir oyalama olarak görülmez bu konuda her siyası parti ve pkk hassas davranmalı bu barış adımını sabote edecek her türlü provakasoyndan uzak durmalı bunlara yol açacak açıklamalardan uzak durulmalı. özellikle medya bu konuda en büyük desteği vermelidir her iki tarafın hassasiyetleriyle oynayacak haber ve iletişimden uzak durmalı.

* ölümlere dur demek içim
* barışın bu topraklara gelmesi için
*anaların ağlamaması için
* kardeşliğin hakim olması için...

imralıyla görüşmelere tam destek

Türkan Çatal: 2013'e girerken tek umudum bu topraklara barışın gelmesiydi. Haberleri, gündemi takip ettikçe yüreğimde barış umutları alevlenmeye başladı. Süreç sekteye uğramadıkça barış gelecek, inanıyorum. Anneler ağlamayacak, kan akmayacak, genç bedenler kefene konmayacak. Bizler siviller olarak barışa destek vermeli, barış yolunda yerimizi almalıyız. 'Bölünüyoruz' kompleksini bir kenara bırakarak barışı karşılamalı, yıllardır gizli gizli söylediğimiz türküleri hep beraber el ele söylemeliyiz. Bu süreci sekteye uğratanlara da siviller olarak cevabımızı vermeliyiz. Umarım bu diyalog sona ermez, hep beraber barışını meyvelerini yeriz...

BCO BCO: Gecikmiş çözümün gerçekleştirilmesinin yolu samimi diyalogtan geçiyor. BARIŞ için ADALET için tarafların birbirlerini sadece dinlemesi değil anlamasıda gerekiyor. Her insanın her coğrafyada İnsanca yaşama hakkı hangi dile, hangi uyruğa, hangi dine sahip olursa olsun var. Ve bizim barışın, adaletin tesisi için her türlü somut adıma toplumca destek vermemiz elzem…