Radikal okurları barış için ses verdi

Radikal okurları barış için ses verdi
Radikal okurları barış için ses verdi
Kürt sorununun çözümüne giden yolda kritik bir dönemden geçiliyor. Bu kritik süreçte Radikal olarak biz de okurlarımıza soruyoruz. Barış için ne yapılmalı? Barış dili nasıl olmalı?

Görüşlerinizi barisdili@radikal.com.tr  adresine gönderin Radikal. Blog ve Radikal.com.tr’de yayınlayalım. Şimdi söz sizde…

Fuat Baykusak: Öncelikle Türkiye toplumu karşılıklı olarak bir birlerini affede bilmeleri gerekir. Bu gün polis ve asker ailesi olsun yada dağdaki genç olsun bunlar bir birlerini affetmeleri gerekir kalben affedemiyorlarsa bile en azından aklen affetmeleri gerekir. Bu konuda medya da yapıcı rol oynamalıdır..


Nuriye Nural: Kadın’ım, Kürt’üm, Güneydoğu’luyum, Başörtülü’yüm ve ilaveten öğretmenim... Bu ülkede, saydığım sebeplerden dolayı ikinci sınıf insan muamelesi görmek istemiyorum artıkk...


Arif Ata: Sayın Aydın Doğan'a barış diline yönelik çağrısı için ve Radikal'e yaptığı olumlu katkılardan dolayı teşekkürler. Sayın Erdoğan bu sorunu çözdüğü takdirde Nobel barış ödülünü kazanır.


Osman Hakan: Bu sefer olacak inanıyoruz, başka çaremiz de yok. PKK 'nın şiddeti durdurması, hükümetin keskin ve rencide edici dilden vazgeçmesi zaten uygun ortamı yaratacaktır. Kürtlerin istediği doğuştan gelen hakları ve eşit olmak, bu haklara zaten sahip olmaları gerekirdi. Hükümet yine seçime kadar zarar görmeyeyim geçiştireyim veya kürt hareketini bir şekilde tavsiye edeyim derdindeyse hepimiz için bedeli çok ağır olabilir, hükümet de demokrasi ve eşitlik derdinde olmalıdır.


Mesut Kaya: Türkiye’de barışın sağlanabilmesi için öncelikle topluma empati yeteneğinin geliştirilmesi üzerine yayınlar, programlar yapılmalı..
Bedirhan Botan: Barış hiç şüphesiz ülkemizi cennete çevirecektir. Kürtler onurlu ve eşit bir hayat yasayacaklar, Türkler acısız ve huzurlu bir hayat yasayacaklar. Barış sağlanabilirse annelerimizin gözyaşları dinecek, beddua etmeyecekler, bu isin mimarlarına dua edecekler. Çocuklarını askere gönderen annelerimizin gözleri arkada kalmayacak. O gencecik çocuklarımız "bugün de ölmedim anne." yazmayacaklar. Bugün Türklerin Ortadoğu’daki tek ve gerçek dostu Kürtlerdir. Biz gerçek erdemi kardeşlik, barış, eşitlik ve adaleti sağlayarak elde edebiliriz. Dünya ve ahiret mutluluğumuz barışla mümkündür. Zaman kaybetmeden bugün hemen barış için ellerimizi uzatalım. Dua edelim. Ellerimiz, dillerimiz, gözlerimiz barış için hareket etsin.. Diyarbakır


ömereke1 ömereke1: Barış dilemek veya istemekle yalnız gelecek bir şey değil isteyip harekete geçmek gerekir. Yıllardır birçok kişi istiyor ama bir mesafe pek kat edilemiyor isteniyor Kürt dilli yok sayılıyor, isteniyor Kürtler eziliyor, isteniyor kültürel ve siyasi soykırım oluyor. Artık istemek yetmez bu süreç umut veriyor diye durmak yine istemek yetmiyor üzerine daha da çok konuşulmalı bu sefer Kürt halkına da mikrofon verilmeli onlar ne istiyor. Mesela artık nasıl sözüm ona terör(bu ve diğer tüm ülkelerde anlaşılan tabirliyle) suç sayılıyorsa faşizme de ceza verilmeli. Yani artık Kürtlerde kendilerini dinleyen birilerinin olduğunun farkına varmalı... Ve bu noktada da basının bu sefer gerçekten objektif olması bu süreç için çok önemli..

Ahmet Korkmaz: PKK ilk defa 1992 yılında tek taraflı olarak ateşkes ilan ettiğinde , bölgede yaşayan biri olarak , insanların yüzlerindeki mutluluk ve sevinci görmüş ve yaşamış biriyim. Aynı şekilde bölgede görev yapan güvenlik güçlerinin de sevinçlerini görüp his ederdiniz. Daha sonra birkaç kez daha ateşkesler yapılmış fakat bir türlü kalıcı bir ateşkes ve barış gelmemişti. Şimdi yeniden bir ateşkes ve silahların tümden bırakılması için görüşmeler yapılıyor olması, bizleri yeniden ümitlendirdi. Umarım müzakereler olumlu geçer ve ebediyen bu topraklara kan ve göz yaşlarının olmadığı bir barışı getirir. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirmeli. Bizlerde üzerimize düşen görev bu müzakereleri yürütenleri , desteklemek ve cesaretlendirmek olmalı. Bu beklide yakaladığımız son şanstır. Bu şansı iyi değerlendirmeliyiz. Elbette, savaştan beslenenler bu savaşın bitmemesi için ellerinden geleni yapacaklardır. Bunların oyununa gelmemeliyiz. Bu güzel yurdumuzda barış içinde yaşamak , hepimizin ortak özlemi olmalı.

Salman Karasoylu: Asilligin evrensel anlami guzelligin yeteneklerini insanliga tum olumsuzluklara ragmen pratikte yansitabilen bir insan karakteridir. Sayet bu karakteri hepimiz kendimize layik goruyorsak barisin bir asillik yetenegi oldugunu kabul etmek zorundayiz. Cunku baris insanin o guzel karakterini yansitan bir beraber yasama ve yasatmak yetenegidir. Bu ulkede kendilerini soylu sayanlar cagdas sayanlar sayet bu asillik yetenegine sahip oldugunu iddia edenler bunca insanin kaninin akmasina musade gosterecek bir gelisime asla tahamul etmemelidirler. Insan olmanin onuruna hizmet etmek demek artik, analarin, bacilarin, eslerin, cocuklarin bu pis savasta olmelerine asla musade etmemeliler. Onun icin insanligimizin, vicdanimizin ve yureklerimizin daha fazla hasar gormemesi icin artik gec kalmis su baris icin hepimiz haykiralim.. susmak cinayettir, susmak gunahtir, susmak cagdisililiktir, karsi cikmak gunahtir, karsi cikmak katil yetistirmektir.


Turan Can: Saglikli bir surec ve gelecek bir baris icin;
1- Teroristbasi degil, PKK Lideri Ocalan
2- Teror sorunu degil, Kurt sorunu
3- Terorist degil, PKK militani
4- Olduruldu degil, Yasamini yitirdi
5- Teslim alma degil, anlasarak silahsizlanma...

Bu sekilde davranilirsa yararli olunacagini dusunuyorum. Ozellikle basin diline cok dikkat etmelidir. Turklerin hassasiyeti yazilip cizilirken Kurtlerin ki de dusunulmeli. Ayni yapici dil Kurt basini icin de gecerli olmalidir...


Baran Baran: Ülkemizde bulunun bu acı dolu günlerin derhal bitmesi lazım. Her kiminle görüşülmesi gerekiyorsa bir saniye bile kaybedilmemeli. Üstad Sırrı Süreyya Önderin dediği gibi ''Barışa bir çivi çakan ikincisini gelsin elimize çaksın'' BARIŞ dolu günlere...(Teşekkürler Radikal)

Sosyolog Yunus Erdal: Bu Memlekette, henüz bıyıkları terlememiş gencecik insanların ölümlerine şahit olmayacağımız günlerin hayali bile çok güzel... Çok büyük bir umudun içine hapsedildik. Ve bu umudun hapsi de çok güzel...

Onur Coşar: Türkiye İçin Barış olacak en başında.Aynı etik değerlere sahibiz, kardeşiz en başında.Bu süreç içerisinde barışın hep tek taraflı olmamasından yanaydım ve şimdi çok güzel bir adım atıldı.Bu adımın çok iyi bir sonuca ulaşmasını ümit ediyorum.Hep şu sözümü savunmuşumdur:Çok uluslu devletlerin milliyetçilk politikası ile bir yere varamayacağını söyledim. Bu konuda ısrarlıyım da.Bu sürecin çok hızlı, pozitif olmasını ve daha fazla kardeşlerimizin ölmemesini istiyorum.

Nurullah Kurman: Yıl 2013 ve süre gelen geçmişten bugüne kadar devam eden ağır, acımasız ve bir o kadar basit bir dava. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana uykularımızı paramparça eden bir süreç ve artık teknoloji çağında kesinlikle bitmesi gereken bir savaş. Ve bu savaşın bitmesi için hep beraber barış ve kardeşlik duygusu içinde yaklaşmamız gerekiyor. Bu sadece siyasi partiler tarafından değil her kes tarafından her kesimin dile getirilmesi ve her kesimin taşın altına elini koyması gereken bir zaman.
Ama ben ümitsizlik ve ümit arasında kalmışım.
Neden diyeceksiniz…
Çünkü bir taraftan barış, çözüm, açılım diyip bir taraftan da tutuklamalara baskılara devam etmeler bu sürecin pek de samimi yapılmamakta olduğunu gösteriyor.. Bir taraftan İmralı’ya gideceksiniz bir taraftan da ben kürdüm kimliği mi istiyorum diyenleri içeri alıp sindirmeye çalışacaksınız. Bir taraftan silahlar susun diyeceksiniz bir taraftan ateş edeceksiniz. Samimiyetse iki taraflı samimiyet barışsa iki taraflı barış. Biz artık bu türlü oyunlara bazılarının seçim yatırımlarına gizliden ve habersizce destek olmaktan uyandık çünkü çok kandırıldık ve artık gözle görülür elle tutulur bir şeyler olmadıkça da tamam demeyeceğiz.
Ümitliyim; en azından konuşuluyor, tartışılıyor ama inanmıyorum ve diyorum inşallah bir seçim yatırımı daha olmaz yoksa bunu Kürtlerden başka Diğer toplumlarda(Haklar da) kaldıramaz ve TÜRKİYE daha büyük bir kaosa, daha büyük savaşa girer ve bunu artık kimse durduramaz.
Hep beraber AŞİTİ U BIRATİ ( BARIŞ VE KARDEŞLİK) demediğimiz sürece istedikleri kadar açılım! Yapsınlar yine de bu düğüm çözülmez. Siyasi partilerin seçim malzemesi olmayalım biz siviller olarak bu işi çözelim. Çünkü ağlayan bizim analarımız onların değil. Çünkü acı çeken yoksulluk içinde olanlar biziz onlar değil. Askere giden biziz ve bizim çocuklarımız onların değil. Savaşan ve ölen de biziz onlar değil ve biz ne için savaşıyoruz neden bir hiç uğruna ölüyoruz oturup biraz düşünmenizi istiyorum ve gelişmişlik refah düzeyi ilklerde olan ülkelere bir bakmanızı istiyorum. AKAN KANIN DURMASI DİLEĞİYLE ….SAYGILARIMLA….