Radikal yazarları istifaları yorumladı

Radikal yazarları istifaları yorumladı
Radikal yazarları istifaları yorumladı
Radikal yazarları rüşvet yolsuzluk operasyonunda oğulları tutuklanan İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın istifasını yorumluyor

 

MURAT YETKİN: İstifaları gecikmiş ve yetersiz olarak saymak mümkün

"İstifalar bir hafta önce, yolsuzluk soruşturmasının ilk duyulduğu gün verilse ve kabul edilseydi, Başbakan Tayyip Erdoğan bu işten puan dahi kazanabilirdi.
Bakanların ‘soruşturmanın selameti için’ istifa ettikleri beyanları, bir hafta önce anlamlı olurdu, bugün daha çok mecburiyet ifade ediyor. Geldiğimiz noktada Erdoğan’ın artık bakanlarının yükünü daha fazla taşıyamadığı, taşımak istemediği için feda ettiği algısı var. Örnek vermek gerekirse, dünyanın her yerinde, Ekonomi Bakanının istifasına ‘belirsizlik’ endişesiyle borsa düşerek tepki verir, Türkiye ’de istifa duyulunca borsa yükseldi. Ben Bakanlar Kurulu değişikliğinin, zaten Belediye seçimi nedeniyle açıklanacak 3 isme ek olarak gelen 2 isimle, yani 5 isimle sınırlı olmayacağına, daha fazla ismin koltuğunu kaybedeceğine inanıyorum.

KORAY ÇALIŞKAN: Güç ve geç istifa yetmez


Muammer Güler ve Zafer Çağlayan sonunda istifa etiler. Demokratik teamüller açısından hiçbir kıymeti olmayan istifalar bunlar. Öncelikle yolsuzluğa kendileri ya da aileleri bulaştıysa, varsa kanıtları kırmızı plakalı arabalarıyla yok etmiş olabilirler. Dahası özellikle Muammer Güler siyasi hayatını bitirecek bir adım atarak, kendisinin ve çevresinin karışmış olabileceği bir olası yolsuzluğu örtmek için soruşturmayı yapan yüzlerce polis müdürünü görevden aldı. Bu aslında yolsuzluğun canlı kanıtıdır. Dahası yolsuzluk okların Erdoğan’ı gösterdiği şüphelerini artırmaktadır. Pislik kumaşta ne kadar kalırsa leke o kadar derin iz bırakır. Bu yüzden sekiz gün sonra gelen güç ve geç istifa yetmez.

Erdoğan'a TOKİ Depremi

Erdoğan Bayraktar'ın istifası diğer istifalara benzemiyor. Hem bakanlıktan hem de vekillikten istifa eden Bayraktar, dokunulmazlık zırhını da iade ediyor. Bu kendisine Erdoğan'a dokunmadan hiçbir şey yapılamayacağını ve dolayısıyla yolsuzluk operasyonunda bütün okların Başbakanı gösterdiğinin kanıtı. Erdoğan'ın bugunkü konuşmasındaki bariz moralsizlik de bu nedenle. Bayraktar'ın "attığım her imza Erdoğan'ın talimatıyla" demişti. Dolayısıyla benim istifam onun da istifası demiş oldu. Erdoğan sağ kolunu kesip vermesi zaten daha az bir kan kaybına yol açmazdı. 

AHMET İNSEL: BAYRAKTAR'IN DEMECİ DÖNÜM NOKTASI

Erdoğan Bayraktar'ın istifa ederken NTV'ye verdiği açıklama, Başbakan'ın bütün savunma sistemini çökertecek nitelikte. Normal bir demokraside, bir başbakanın görevinde kalması artık mümkün olmaz. Bayraktar daha bu sabaha kadar Başbakan'ın yapılmış olmasıyla çok övündüğü birçok işin yöneticisi, uygulayıcısı, Başbakan'ın yakın çevresinde yer alan bir kişiydi. Açıklamasında, Başbakan'ı ve hükümeti kurtarmak için istifa etmeye zorlanmasını kabul etmediğini belirtiyor. Başbakan'ın emriyle yapılan işlerle ilgili soruşturmalar yürütüldüğünü hatırlatıyor ve "ben istifa ediyorsam, Başbakan da istifa etsin" diyor. Bayraktar'ın demeci Erdoğan ve hükümeti için çok büyük bir dönüm noktasıdır. Bu demeçten sonra, Erdoğan'ın başbakanlık makamını işgal etmesinin meşruiyeti açıkça sorgulanacaktır. Ama görünen o ki Erdoğan, "meselenin yolsuzluk olmadığı", bunun "hükümete ve Türkiye'ye karşı komplo" olduğu iddiasını sürdürecek, karşı hamlelerini devam ettirecek. Ama Bayraktar'ın demecini herhalde komplonun parçası olarak gösteremeyecek. Bu stratejinin seçmenleri ne kadar ikna ettiğini üç ay sonraki yerel seçimler gösterecek. Ama artık bu monolitik görünümlü AKP ve Tayyip Erdoğan sonrasının kapısının açıldığını söyleyebiliriz.