Radyo Trafik hep yoğun akıcı!

Radyo Trafik hep yoğun akıcı!
Radyo Trafik hep yoğun akıcı!
İstanbul trafiğinde sıkışıp kalanlara 'teyitli bilgileriyle' yetişen Radyo Trafik stüdyoları en az yollar kadar yoğun. Radyo Trafik stüdyosunu ziyaretteydik.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Stüdyoda karşılaştığımız görüntü; muhtelif İstanbul haritalarının karşısında bir mikrofon ve önünde bir adam. Bir de bilgileri sürekli güncelleyen minik bir ekip. 2010’da kurulan Radyo Trafik her sabah trafikte sıkışanlarla kolektif çalışarak, onları gidecekleri yere en hızlı şekilde ulaştırmayı amaçlayan bir proje. Yayın Yönetmeni Cezayir Doğan projenin başarılı olmasını insanların talebine bağlıyor: “Bir radyonun başarısı insanların ona talebiyle ölçülür. Sosyal sorumluluk projesi olarak başlayıp 25 bin gönüllü muhabire ulaşmayı başardık. Bu bir etkileşim sürecidir.”
Radyo çalışanlarının gönüllü muhabirlik yapmasıyla başlayan sistem, sosyal medyanın güçlenmesiyle insanları da işin içine katmış. Trafikte sıkışanlar bulundukları yerlerden durumlarını radyoya ileterek gönüllü muhabirlik yapıyor. Gelen bilgiler içerideki küçük ekip tarafından haritaya işleniyor ve kullanmaması tavsiye edilen güzergâhlar belirleniyor. Sosyal medyadan gelen bilgilerle İstanbul trafiği radyodan en ince ayrıntısına kadar aktarılıyor.
Gönüllü muhabirler arasında puanlama sistemi var. Bu, herhangi bir suiistimale mahal vermemek için uygulanıyor. Verilen her doğru bilgi için muhabirler sistem içerisinde puanlanıyor ve ‘en güvenilir gönüllü muhabirler’in aktardığı bilgiler hızla duyuruluyor. Yani bu işte yeniyseniz, verdiğiniz bilgi teyit edilmeden kullanılmıyor. Yanıltıcı bilgiler verdiğiniz takdirde ise gönüllü muhabirliğinize son veriliyor. Fakat şimdiye kadar böyle bir durum yaşanmamış.
Cezayir Doğan hafta içi her gün saat 07.00-10.00 arası İstanbul trafiğini anlatıyor. Yayın sırasında radyo stüdyosunun herhangi bir haber merkezinden farksız durumda olduğunu söyleyen Doğan “İnsanlar trafikte ne yaşıyorsa aynısını biz burada yaşıyoruz” diyor.
Gönüllü muhabirler ise dikkatinizi çekeceği üzere; görevlerini ciddiyetle yerine getiriyor. Birçoğu haber spikeri gibi konuşuyor, en net kelimelerle problemi özetliyor. “İstanbul’da yaşayan böyle 25 bin sürücü varsa trafikte küfreden, korna çalan, hız yapan, emniyet şeridini işgal edenler kim peki!” diyor insan ister istemez.

Üç kadını doğuma yetiştirdi!

Radyo Trafik sadece trafikle ilgilenen bir radyo olduğu için başka türde yayınlar yapmıyor. Bunu kabullendirebilmek de zor olmuş. Doğan, “Yayına bağlananlar ilk zamanlarda farklı isteklerle gelebiliyordu. Biri siyasetle ilgili konuşmak istiyor, biri sporla... Bu sistemi onlara anlatıp kabullendirebilmek uzun vakit aldı” diyor.
Proje bir anlamda Türkiye insanının yardımsever tarafını da ortaya koymuş. Doğan, yollarda kalp krizi geçiren insanları, doğuma gitmek üzere yola çıkan kadınları kurtarmayı başardıklarından bahsediyor: “Bugüne dek üç kadın sayemizde doğum yaptı. Kalp krizi geçiren bir sürücüye ilkyardım uygulayıp hastaneye götürdü gönüllü muhabirlerimiz.”
Fakat ne kadar yardımsever bir toplum da olsak ‘trafik magandalığı’ yönümüz de ağır basabiliyor. Bunu ne ben inkâr edebiliyorum ne de Cezayir Doğan. “Trafik kültürü bilincinden uzağız. Trafiğe çıktığımızda içimizden başka bir şey çıkıyor. İnsanı andırıyor ama kesinlikle insan değil” diyerek özetliyor durumu. Çözümü eğitimde görüyor: “Yurtdışında sürücü kurslarının sayısı ülkede iki ya da üçtür. Bizde her köşe başında var. Trafiğe çıkardığımız insanları eğitmiyoruz. Kaza olduğunda da suçlusu hiç kimse olmuyor doğal olarak.”

Onlar da trafikte kalıyor... 

Bu radyonun bir özelliği de trafik bilgisinin yanında didaktik yayınlar da yapıyor olması. Trafik kurallarına uymanın önemini bol miktarda tekrarlıyorlar. Kamu spotlarındansa birebir insan hikâyeleri aktarmayı seviyorlar. Yayını dinlerken bir anda yayına bağlananın “Bundan sonra emniyet şeridini işgal etmeyeceğim” itirafını duymak mümkün. Doğan’a göre trafik sorununun çözümü için ilk adım demiryolu. Raylı sistemin tüm sorunu çözmeyeceğini söyleyen Doğan denizi kullanmanın önemini de vurguluyor: “Koskoca deniz var, kullanmıyoruz. İçim acıyor.”
Üçüncü köprünün trafiği rahatlatacağını düşünen Cezayir Doğan el arttırmakta beis görmüyor. “Dördüncü köprüye bile ihtiyacımız var. Ama bunlar geçici çözümlerdir. Şehir her geçen gün büyüyor. Yeni köprüler de kaldırmayacak bir süre sonra bu trafiği. Planlı, kalıcı çözümler üretmek zorundayız.”
Bu arada trafiğin en kilit noktalarını bilmesine rağmen Cezayir Doğan da yolda kalabiliyormuş. Kendi adınıza müsterih olabilirsiniz!