Ramazan bitmese...

İstanbul'da, Eminönü Belediyesi'nin kurduğu 12 kubbeli iftar çadırında her akşam yaklaşık 3 bin kişi yemek yiyor. Karınlarını doyurduktan sonra alüminyum kapları toplayarak para da kazanan gençler, "Keşke her ay ramazan olsa" diyor.
Haber: ULAŞ YILDIZ / Arşivi

İSTANBUL - İftar çadırları birbirinden kilometrelerce uzak olsa da, anlatılan hikâyeler hep tanıdık. Eminönü Belediyesi'nin 12 kubbeli iftar çadırının girişi de çıkışı da bekleyenlerle dolu. Girişte sadece oruçlular değil, 11 ay ağzına doğru düzgün sıcak bir lokma girmeyenler de bekliyor. Arka kapıda ise çöpe atılan alüminyum kapları toplayarak ekmek parası kazanmaya çalışanlar ve yemek artıklarının peşinde olanlar var.
Eminönü Belediyesi, tarihi dokuyla uyumlu olsun diye Yenicami ile Rüstempaşa Camii arasına 800 metrekarelik 12 kubbeli iftar çadırı kurdu. Çadırda aynı anda 900 kişi, bakır siniler üzerinde alüminyum tabldotlarda dört çeşit yemek yiyor. Çadırda 3 bin kişiye yemek dağıtılırken, iftar saatinde mesaiye kalmış devlet memurlarına da 600 paket yemek dağıtılıyor. kuyruk, saat 16.30'da başlıyor. Kadınlar ve ailelere öncelikli kuyruk var. Kuyruktakiler içeri beşerli gruplarla alınıyor.
Öncelikli kuyruğun en önünde yaşlı bir kadın var; 10 yıl önce savaş yüzünden Bosna-Hersek'ten kaçarak İstanbul'a gelmiş. Mahmutpaşa'da eski ayakkabı satıyor. Kimsesi yok. Gözyaşlarına hâkim olamayarak Bosna'da bir ağabeyi olduğunu, ama yaşayıp yaşamadığını bilmediğini anlatıyor. Diğer kuyruğun en önünde bulunan kişi ise konuşmaktan çekiniyor: "Dostum var düşmanım var. Neyime gerek röportaj."
Çadırın içinde en arkada tekerlekli sandalyesiyle oturmuş Süleyman Gerginyay var. Kendisi sıraya girip yemek alamadığından diğer vatandaşlar ona yardımcı oluyor. Kadıköy'de sokaklarda parklarda yatıp kalkıyor. Bir hayırseverin yardım sözü için Karaköy'e kadar gelmiş. Ama aradığı kişiyi bulamamış verdiği adreste. Gerginyay'ın iki bacağı 14 sene önce tam da evlenmesine bir hafta kala Kumkapı'da bir tren kazasında kopmuş. Evleneceği kadını mağdur etmemek için vazgeçmiş düğünden. Kazadan üç yıl sonra TCDD hakkında dava açmak istemiş. Ancak tutanak olmadığı için dava açamamış.
'Kötü görüntü vermeyelim'
Çadırın arkasında Mustafa Güçlüer, yemeğini yiyenlerin alüminyum kaplarını topluyor. İlk önce fotoğrafının çekilmesine müsaade etmiyor. Güçlüer, "Gazetede kötü bir görüntü olarak çıkarsak, buradaki ekmeğimizden oluruz. Kâğıt toplayarak bir günde kazandığım 20 milyon lirayı burada 1.5 saatte 40 kilo alüminyum toplayarak kazanıyorum. Keşke her ay ramazan olsa" diyor.
Kedisi için yemek topluyor
Ortağı Mehmet Yılmaz ise zorunluluktan bu işi yapıyor. Üniversite sınavında sosyal bilimler öğretmenliğini yarım puanla kaçırmış. Parasızlık nedeniyle bir daha da sınava girememiş, "Öğretmen olacaktık ama şimdi buradayız. Ailem bu işi yaptığımı bilmiyor" diyor. Mehmet ve Mustafa alüminyumları toplarken, hemen yanlarında bir başka kişi çöp bidonlarının dibine oturmuş atılan tabldotlardaki yiyeceklerin bir kısmını kendisi yerken, bir kısmını da poşete dolduruyor. Artık yemekleri kedilere götürdüğünü söylerken, "Bana bir şey sorma" diyerek işine devam ediyor.