'Reddi hakim' talebi kararı erteletti

'Reddi hakim' talebi kararı erteletti
'Reddi hakim' talebi kararı erteletti
2. Ergenekon davası ilginç diyaloglara sahne oldu

  

SİLİVRİ ÖNÜNDE SLOGAN SAVAŞI HABERİ İÇİN TIKLAYIN

 

FT: ERGENEKON TÜM ULUSUN İZLEDİĞİ PEMBE DİZİ GİBİ HABERİ İÇİN TIKLAYIN

 

İSMAİL SAYMAZ - SERKAN OCAK
 
İSTANBUL - 'Darbe teşebbüsleri'ni içeren ikinci Ergenekon iddianamesinden sonra açılan 56 sanıklı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık sandalyelerinde darbe girişimcisi olduğu öne sürülen askerlerden çok sivil sanıklar vardı. Emekli orgeneral Şener Eruygur hasta olduğu, emekli askerler Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur ise tebligatın tedavi gördükleri GATA'ya ulaşmaması nedeniyle duruşmaya katılmadı. Tutuksuz yargılanan emekli paşalardan İlken Güven ve Hurşit Tolon duruşmada hazır bulunurken, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, tutuksuz yargılanan eşi Ferda Paksüt'e eşlik etti. İkinci dava, ilkine göre, kaos ve kargaşadan uzaktı. Duruşma 6 Ağustos'a ertelendi.
 
 
Kargaşa olmadı
 
 
Silivri Cezaevi'nde 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın ilk duruşması, ilkine göre hayli sakin bir havada başladı.
Mahkeme binasına girişte, ilk davada olduğu gibi, kimlik ve kuyruk kargaşası çıkmadı. Duruşma, Silivri Cezaevi içinde yeni oluşturulan 740 kişilik yeni salonda görüldüğünden yer sıkıntısı yaşanmadı. İlk davada kargaşa, cezaevi girişinde başlamış, duruşma sırasında ise yüzlerce avukat ve izleyici kapasitesi az olan mahkeme salonuna girebilmek için yoğun çaba göstermişti. Duruşmanın henüz ilk dakikalarında avukatların usüle ilişkin yoğun tepkileri olmuştu. Ergenekon'un ikinci davasının dünkü ilk duruşmasında ise 'izdiham ve kargaşa' görüntülerinden eser yoktu.
 
 
Paksütler birlikte geldi
 
 
Anadolu Ulusal Uyanış Platformu'nun başkanı olan emekli orgeneral Hurşit Tolon, adliye ilk gelen sanıklardan biri oldu. Tolon'un arabası mahkemesi salonunun kapısına kadar yanaştı. Aramadan geçen Tolon, salonda bekleyen grup tarafından, "Başkanım hoşgeldiniz" diye karşılandı. Hayli zayıflamış olduğu gözlenen Tolon, gazetecilerin sorularına karşılık, "Beni içeride dinleyeceksiniz" dedi.
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, tutuksuz sanık olan eşi Ferda Paksüt'ü yalnız bırakmadı. Ferda Paksüt, "Bu işin gerçeğinin adil yargılama sonunda ortaya çıkacağına inanıyorum. Bağımsız Türk adaletine güvenimizi asla kaybetmemeliyiz. Ön yargılı olmamalıyız. Spekülasyonlar yaratmamalıyız. Çocuğum hukuk son sınıf öğrencisi.
Onun da bunu izlemesini istedim" dedi. Paksüt, 'rahat olduğunun' hatırlatması üzerine "Bu, eğitimci kimliğimden ve diplomat eşi olmamdan kaynaklanıyor. Sosyal bir insanım" diye konuştu. Paksüt, "Anayasa Mahkemesi heyetinin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının gönderdiği dosya üzerine Osman Paksüt hakkında ’soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı’na oy çokluğuyla verdiği kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna ise "Anayasa Mahkemesinin kararlarını eleştirmek beni aşar. Onun için bu konuda yorum yapmayacağım" yanıtını verdi. Bu arada Ferda Paksüt'ün başına nereden geldiği belli olmayan bir su şisesi isabet etti. Paksüt'ün gözlüğü düştü.
İlk davanın tutuksuz sanığı olan Halil Behiç Gürcihan da bu davada tutuksuz yargılanan yeni eşi Fatma Sibel Yüksek'e eşlik etti.
 
 
Yeni salon dolmadı
 
 
Daha sonra salona geçildi. Tutuklu ve tutuksuz 56 sanık, avukatları, sanıkların yakınları ve tüm izleyiciler ile gazetecileri içeri alındığı halde, salon boş görünüyordu. Ağırlıklı YP'lilerin bulunduğu izleyici bölümünde oturanlardan biri de İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın ve CHP'li milletvekili Şahin Mengü'ydü.
 
 
Hizbut Tahrir'le yan yana...
 
 
Duruşma saat 10.30'da başladı. Tutuklu 18 sanıktan 16'sı duruşmada hazırdı. Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, YP Genel Başkanı ve gazeteci Tuncay Özkan, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ve İP'li Emcet Olcayto yan yana oturdu. Arkalarında Toplumsal Dönüşüm Yayınevi'nden Neriman ve Kemal Aydın kardeşler vardı. Onların yanında, tutuklu teğmen Mehmet Ali Çelebi vardı. Salonun solunda ise, teğmen Çelebi ile ilişkide oldukları öne sürülen Hizbut Tahrir üyesi Süleyman Solmaz ve Hamza Demir yer alıyordu. Solmaz, uzunca bir sakal bırakmıştı.
 
 
Tebligat ulaşmamış
 
 
Tutuklu sanıklardan Hasan Atilla Uğur ve Levent Ersöz ise tedavi gördükleri GATA'ya tebligat ulaşmadığı için duruşmaya katılamadı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tebligatın Silivri Cezaevi'ne çıkarıldığını, bu yüzden hastaneye ulaşmamış olabileceğini söyledi. Tutuksuz 31 sanıktan, tedavi gören emekli Orgeneral Şener Eruygur ile geçen hafta sağlık gerekçesiyle tahliye edilen emekli albay Arif Doğan'ın aralarında bulunduğu dokuz kişi duruşmaya katılmadı. Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt, eski Genç Parti milletvekili Emin Şirin, gazeteci Erol Mütercimler ve Ufuk Büyükçelebi, emekli Orgeneral İlker Güven ile emekli hakim Tanju Güvendiren'in aralarında bulunduğu tutuksuz sanıklar hazır bulundu.
 
 
'Adresiniz: Silivri!'
 
 
Kimlik tespiti, Hurşit Tolan'la başladı. Ankara Üniversitesi İnkılap Tarihi Bölümü’nde doktora yaptığını, evli ve bir
çocuklu olduğunu söyledi. Tolon, Ordu Yardımlaşma Derneği ve emekliliğinden olan gelirinin aylık yaklaşık 6 bin 500 TL olduğunu belirtti. Tutuklu sanıklardan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay da 1000 TL emekli maaşı bulunduğunu ve gazeteden de 5 bin TL maaş aldığını ifade etti. Tutuksuz sanıklardan Ferda Paksüt de öğretmenlikten emekli olduğunu ve aylık 2 bin 500 TL geliri bulunduğunu bildirdi.
ADD'li Birol Başaran, mahkeme başkanının "Adresiniz?" sorusu üzerine, "Silivri Cezaevi" dedi. Başkan Şengün, "Cezaevi muvakkatendir (Geçici)" deyince Başaran da "Öyle umuyoruz" karşılığını verdi. Bunun üzerinde salonda gülüşmeler oldu. Başaran, tutuklanmadan önce ticaret hayatından 5-10 bin TL geliri bulunduğunu, şimdi sadece emekli maaşı kaldığını söyleyince Şengün, "Aslolan odur" dedi.
 
 
Özkan'a alkış
 
 
Kendisini "YP Genel Başkanı'yım ve gazeteciyim" diye tanıtan Tuncay Özkan da adres olarak önce "Silivri Cezaevi" dedi, ardından "O değişecek zaten, siz değiştireceksiniz. Yoksa bana kat çıkma izni vermelisiniz" dedi. Özkan, yerine otururken, kızı Nazlıcan ve YP üyelerinin de aralarında bulunduğu izleyiciler alkışlamaya başladı. Bunun üzerine Şengün, "Salonu boşaltırım" dedi. Özkan da ayağa kalkarak, "10 aydır görmüyorlar beni. Bu kadarına müsamaha gösterecek bir insansınız" dedi. Şengün, "Olmaz" deyince salon yatıştı.
Eski Polis Şefi Adil Serdar Saçan ise avukat olduğunu, ancak avukatlık yapmayıp danışmanlık hizmeti verdiğini anlattı. Polislik mesleğinden atıldığını anımsatan Saçan, "Mesleğime iade edilmiştim ki, tutuklandım. Bir gelirim bulunmuyor" dedi.
 
 
'Her davada ben varım'
 
 
Ardından eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, mesleği sorulduğunda önce "Doktorum" dedi, ardından "Profesyonel suçluyum" diye devam ederek, şunları söyledi: "20 yaşından beri mahkemeye gider gelirim. Ne zaman suç olsa, beni yazarlar. Dev-Yol'dan yargılandım, hortumculuktan yargılandım, Ergenekon'dan yargılanıyorum. Bundan evvel bana dava açıldı, şehrin ne kadar p... u varsa, hakkımda şikayetçi oldu. Geçimimi avukatlarla paylaşıyorum. Şimdi de burdayım."
Çapan, mesleği sorulunca da, "Ergenekon emeklisiyim" dedi. Daha sonra da, "Yaşlıyım, hastayım. Devlet ne zaman çağırsa gelirim, her seferinde tutuklanırım" diye konuştu.  
Çapan'ın bu sözleri tüm salonu kahkahaya boğdu. Şengün'ün uyarısına rağmen izleyiciler Çapan'ı alkışladı.
 
 
'Hayatım felç oldu'
 
 
Tutuksuz sanık Mahir Akkar ise hakkındaki iddianameye isyan etti. Akkar, alt komşumla konuşmalarım iddianamede üç sayfa yer aldı. Karısını takip ettirmekten bahsederken, Ergenekon'a sokuldu" dedi. Akkar, "Maddi manevi perişan oldum. Bir senedir felç edildim. Şu anda iş yapamıyorum" dedi. Akkar'ın konuşması bitince Şengün, "Rahatladınız mı?" diye sordu. Akkar ise "Savunma yapınca rahatlayacağım" dedi.
Kimlik tespitinden sonra mahkeme başkanı ara verdi. Bu sırada Tuncay Özkan taraftarları, liderlerine el sallayarak, "Güneş gibi doğacaksınız!" diye bağırdılar. Özkan da "Siz benim canımsınız" diye karşılık verdi. Duruşmanın öğleden sonraki bölümde ise sanıkların ve avukatların usule ilişkin talepleri alındı.
 
 
'Hakim Haşıloğlu çekilsin'
 
 
Söz alanlar; ağırlıklı olarak mahkeme heyetinden Sedat Sami Haşıloğlu'nun, soruşturma aşamasında bir çok tutuklama kararına imza attığı ve tarafsızlığını yitireceği gerekçesiyle davadan çekilmesini istedi. İkinci talepse birinci ve ikinci Ergenekon davalarının birleştirilmemesi oldu. Ve son olarak, tutuklu sanıklar, savunmalarını hazırlayabilmek için kendilerine bilgisayar verilmesini talep etti. Ayrıca sanıklar, aleyhlerine haber yaptıklarını iddia ettiklerin Samanyolu TV, Zaman, Vakit ve Yenişafak gazeteleri hakkında işlem yapılması talebinde bulundu.
 
 
Alkış gerginliği
 
 
Duruşmada sık sık gerginlik yaşandı. Tuncay Özkan, "Suçumu öğrenmek istiyorum. Sakin ol, diyorsunuz. Öfkeliyim! İzleyenlere 'Sizi dışarı atarım' diyorsunuz. Onlar alkışlıyor diye siz beni serbest mi bırakacaksınız. Ben terörist değilim! PKK'lı değilim! Ben anayasayı savunuyorum" deyince, salonda alkışlar koptu. Bazı Özkan taraftarları ağladı. Hakim Köksal Şengün, salonu boşaltması için askerleri çağırdı. Özkan, "Bunu yapamazsınız sayın hakim!" diye itiraz etti. Kararından vazgeçen Şengün, Özkan'a "Olayı dramatize etmeyin" dedi.
 
 
'Hapse mi atarsın!'
 
 
Bu arada, alkış tartışmasına Gürbüz Çapan da katıldı. Hakimin, alkışlayanları dışarı çıkaracağını söylemesi üzerine Çapan, tepki gösterdi. Hakim Şengün ile Çapan'ın atışması şöyle geçti:
"Şengün: Oturur musunuz?
Çapan: Hapse mi atarsınız!
Şengün: Böyle davranamazsınız!
Çapan: Beni kim koruyacak?
Şengün: Mahkeme sizi koruyacaktır."
 
 
'Şimdi kadar baskı gelmedi ama...'
 
 
Tutuklu sanık yayınevi sahibi Durmuş Ali Özoğlu ise mahkeme üyelerinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini bilmek istediğini söyledi. Başkan Şengün “Biz de bilgi sahibi değiliz" dedi. Özoğlu, telefon konuşmalarından ötürü heyet üzerinde bir baskı olup olmadığını sorunca Şengün, "Bugüne kadar olmadı. Bundan sonra ne olur, bilmiyoruz" dedi. Özoğlu TSK ile ilişkide olduğu için esir alındığını söyledi.
 
 
Aygün ve Temiz'e tutuklama talebi
 
 
Duruşma sonunda görüşleri sorulan savcılardan Mehmet Ali Pekgüzel, davanın tutuksuz sanıklarından Sinan Aygün ve Levent Temiz'in tutuklanmasını talep etti. Aygün, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra avukatlarının itirazı üzerine 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin kararıyla serbest bırakılmıştı. Aygün hakkında verilen yurtdışına çıkış yasağı da bir süre sonra yine mahkeme kararıyla kaldırılmıştı. Aygün, ara karar için verilen arada şunları dedi: "Böyle bir talep beklemiyordum. Şaşırdım. 'Kaçma şüphesi yoktur' denilerek tahliye edilmiştim. Yurt dışına da çıktım. Buna hakim karar verecek" derken, Temiz de böyle bir talebi beklemediğini belirterek, "Mahkeme beni neden serbest bıraktı o zaman" dedi. Savcı Pekgüzel ayrıca birinci davaya bu dosyanın birleştirilmesini istedi. Sağlık nedenleri nedeniyle tahliye edilen Tolon ve Eruygur'un da, 'aradan geçen uzun zaman' nedeniyle yeniden sağlık kontrolünden geçirilerek rapor almaları konusunda talepte bulundu.
 
 
6 Ağustos'a ertelendi
 
 
Mahkeme, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu'yla ilgili sanık avukatlarının 'reddi hakim' talebini değerlendirmek ve üçüncü iddianameyi incelemek üzere 6 Ağustos'a kadar duruşmalara ara verdi. Mahkeme, 'reddi hakim' talebi karara bağlanmadığı için talepler konusunda bir hüküm vermedi.