scorecardresearch.com

Refik Erduran, Nazım Hikmet'in gidişini anlattı:

Refik Erduran, Nazım Hikmet'in gidişini anlattı:
06/01/2009 00:00
Nazım Hikmet'in Türkiye'den kaçmasına yardımcı olan Refik Erduran son anı anlatıyor: Gözleri yaşarıyordu. Sohbet etme ihtiyacı hissetmiştim. 'Özlemeyecek misin Nazım ağabey?' diye sorduğumda, birden bire gözlerinin nasıl yaşardığı hala gözlerimin önündedir


ANKARA - Nazım Hikmet’in Türkiye’den kaçmasına yardımcı olan arkadaşlarından oyun yazarı ve gazeteci Refik Erduran, ünlü şaire Türk vatandaşlığının iadesi kararını değerlendirirken, "Sevinç içinde olmam beklenir ama karışık duygular içindeyim doğrusunu isterseniz. Bu sevincime büyük bir utanç duygusu karışıyor. ’Neden Türkiye bu durumlara düşürüldü?’ sorusu kafamda zonkluyor" dedi.
Erduran, Nazım Hikmet’in tekrar Türk vatandaşı olmasını "sevinilecek bir karar" olarak nitelendirdi.
Nazım Hikmet’in vatandaşlıktan çıkarılmasının "aslında Türkiye’ye yapılan bir ayıp" olduğunu belirten Erduran, şunları kaydetti:
"Dünyanın gözünde gülünç olduk. Tüm dünyanın bağrına bastığı büyük şair, vatan haini sayılıyor. Sevinç içinde olmam beklenir ama karışık duygular içindeyim doğrusunu isterseniz. Bu sevincime büyük bir utanç duygusu karışıyor. ’Neden Türkiye bu durumlara düşürüldü?’ sorusu kafamda zonkluyor. Ben hep Nazım Hikmet’i düşünmemeye çalışırım. Çünkü düşündüğüm zaman çok acı çekiyorum. Nazım Hikmet’e çektirilmiş tüm acıları anımsıyorum."
Bu kararın da bir "paradoks" olduğunu öne süren ünlü yazar, "Sağ denilen bir iktidar bunu yapabiliyor, sol sayılmış olan iktidarlar bunu yapamadı. Benim can ciğer dostum, okul arkadaşım, kardeşim Bülent Ecevit’in Başbakanlığı zamanında kem küm edildi bu konuda, hiçbir ciddi adım atılmadı. Şimdi bunun yapılmış olması gerçekten bir bakımdan sevindirici, bir bakımdan utandırıcı bir şey" diye konuştu.
Erduran, şu anda Türkiye’de, siyasette sağ-sol kavramlarında karmaşa yaşandığını ifade ederek, "Öyle bir perspektife oturttuğunuz zaman şu sıradaki iktidarın kimi bakımdan sol icraat yapmakta olduğunu, halkla daha iyi kaynaşmakta olduğunu görüyoruz. Nazım Hikmet meselesinin bu iktidar tarafından ele alınmış olması bu konunun bir örneği" yorumunda bulundu.
Nazım Hikmet’in her zaman yaptıklarının işe yaramasını istediğini dile getiren Erduran, bu kararın da Türkiye’de sağ-sol kavramlarının netleşmesine vesile olmasını dilediğini bildirdi. Erduran, "Bu karar, aydınlarımızın, ’kim sağdır, kim soldur’ konularında kendi kendisiyle hesaplaşmasına yol açarsa çok yararlı olur. Bunun yapılmasını öneriyorum. Artık bunlar netleşsin ki Nazım Hikmet’in de ruhunu şad edecek bir kararlılıkla yolumuza devam edelim" dedi.


-"GÖZLERİ NASIL YAŞARDI"-

Erduran, Nazım Hikmet’in, Türkiye’den ayrılırken yaşadığı duygulara yönelik gözlemlerini şöyle aktardı:
"Nazım Hikmet’in Türkiye’den ayrılmakta olduğu sırada -son vatan toprağı gibi sayıyorum, Türkiye’den uzaklaşırken ayağı içine batmış deniz motorunda- yaşadıklarını gözümle gördüm. Gözleri yaşarıyordu. Sohbet etme ihtiyacı hissetmiştim. ’Özlemeyecek misin Nazım ağabey?’ diye sorduğumda, birden bire gözlerinin nasıl yaşardığı hala gözlerimin önündedir.
Kendisinin Türkiye sevgisi; normal, doğal hatta sağlıklı ölçülerin ötesindeydi. Biraz marazi, biraz patolojik tarafa kayıp saplantı halindeydi. Sonradan Rusya’dayken gerçekten bir çeşit hastalığa dönüştü. Rus eşi bunu çok ayrıntılarıyla anlatır. Adeta isyan ederek, ’Sen kafanı bozmuşsun. Herkes vatan özlemi çeker ama yalnız bundan söz etmek, bunun acısını çekmek, ne oluyor bu kadar’ derdi. Onu daha sonradan o hale gelmeden daha Türkiye’den ayrılmaktayken ben kendi gözümle gördüm.
O gözleri yaşarmış halde ben sorduğum zaman öyle şeyler söyledi, öyle davranışlarına tanık oldum ki eminim o sırada ben ’Vazgeçelim Nazım ağabey, dönelim’ desem ’Peki’ diyecekti, ölüm tehlikesini göze alarak. O anda bile Türkiye’den ayrılmaktan pişman gibi bir durumu vardı, o kadar Türkiye’yi seviyordu. Bu insana birtakım siyasi hesaplarla ’vatan haini’ denilmesi gülünç mü dersiniz, iğrenç mi dersiniz onu siz seçin."


-"MEZARININ TAŞINMASI ÖNEMLİ DEĞİL"-

Erduran, şairin mezarının Türkiye’ye getirilmesi talepleriyle ilgili olarak, Nazım Hikmet’in "şu anda ailesi olmadığını, oğlunun, annesi tarafından babasına karşı zehirlendiğini" iddia ederek, şunları kaydetti:
"Babasına düşman bir çocuk var. Onunla bu konuda bir diyaloğa girip onun görüşünü almak, onun isteğine göre davranmak bence abesle iştigal, gereksiz bir şey, bir sonuç alınmaz. Çok önemli de değil. Çünkü Nazım Hikmet’in ’beni bir çınar ağacının altına gömün’ demesi çok güzel bir semboldür. Bunu sembolik düzeyde ele alıp düşünmekte yarar var.
Doğrusu şimdilik yurt dışında Nazım Hikmet’in anıt gibi kalmasında yarar var. Moskova nihayet kendisini bağlamış olduğu ideolojinin yeri. O yurt dışında temsil etmeye, orada da devam edebilir ama Türkiye içinde de Nazım Hikmet anıtları oluşturulabilir, bir çok köyde. Orada insanlar gerekli günlerde ona sevgilerini belli ederler, bu daha şık olur bence. Bu konuyla çok uğraşıp, ille kemik taşıyalım diye büyük sorun haline getirmek yanlış."
Erduran, Nazım Hikmet’le aynı ülkede yetişmenin bir onur kaynağı olduğunu belirtti. Ünlü şairin vatandaşlıktan çıkarılmasının hem dram hem de gülünç olduğunu ifade eden Erduran, "Ben hasbelkader bu işlerin sorumlusu olan kişilerin hepsini yakından tanıdım. Aslında zamanında bu iş yapılırken en sorumlu insanlar bile çelişik duygular içindeydiler. Yanlış bir şey yaptıklarının da farkındaydılar ve özel konuşmalar içinde bunu dile getiriyorlardı" dedi.


-"BİR YANLIŞTAN GEÇ DE OLSA DÖNÜLDÜ"-

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanvekili Kıymet Coşkun da kararı "çok gecikmiş" ancak olumlu bir karar olarak nitelendirdi.
"Bir yanlıştan geç de olsa dönüldü" diyen Coşkun, ünlü şairin mezarının Türkiye’ye getirilmesi konusuna ailesinin olumsuz baktığını belirtti.
Coşkun, şöyle devam etti:
"Vakıf olarak bizim de gündemimizde yok. Çünkü yasal olarak da öncelikle aileyi bağlıyor. Tabii ki hepimizin gönlünde bir gün buraya gelmesi yatıyor. Çünkü öyle bir vasiyeti var ama ben şu anda bu konunun tartışılmasının dahi erken olduğunu düşünüyorum. Gerçekten orada çok güzel bir mezarlıkta, dünya çapında sanatçılarla birlikte.
Burada onun için sembolik bir mezar olabilir. Daha önce Aziz Nesin’in vasiyet ettiği gibi her yerde onun adına çınar ağaçları dikilebilir. Sanıyorum, önümüzdeki günler onun adına çınar ağaçlarının dikildiği günler olacaktır. Biz vakıf olarak çınar ağacı diken her kuruma, kişiye destek veriyoruz.” (aa)

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/91579291579233

YORUMLAR
(33 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

ne acı bir hatıra - furkaniren

kavgaların amansız direnişlerin şairi kavgasını bırakmadan gitti. ve o gidiş ne hüzünlü bir gidişti. düşünce adamlarımıza bir zamanlar uygulanan politikalar yüzünden çok insanımız sürgünde öldü. çok üzücü.

az1789 - 1kodsectimki

nazım hikmet'in hatırasından, bu yazılanları okuyacak hazirundan, ve kendi özümden, sabahçı kahvesi muhabbetinin de altında bir seviyede karma karışık, mesnetsiz ve çocukça laflar yazıp sonunda "Hani Fatih Terim'in İtalya'ya hafif gelmesi gibi!..." bir örneği hiç sıkılmadan verebilmiş bir şahısla böylesine hassas ve acılı bir mevzuyu tartışma gafletinde bulunmuş olduğum ve bu şahsı muhatap aldığım için özür diliyorum.

Nazim, AKP'li olur muydu? - Dogan Subasi

Refik Erduran cizmeyi asmis, AKP'yi destekler sekilde konusuyor. Ayip ettin refik Erduran! Sen tabii ki AKP'li de olabilirsin. Ama buna Nazim'i malzeme yapmak sana hic yakismadi.

tebrik edeirm - erol35

Büyük bir ayıp geçde olsa temizlendi yılmaz güneyin yasağpda sıradaymış hükümeti ve bakanalr kurulunu tebrik edeirm

1KODSECTİMKİ - az1789

Önce zekandan dolayı tebrik ederimsuçlama yaptığımı hemen anlamışsın Bana Google'u tavsiye ediyorsun,bence senin ona ihtiyacın varbiz Google'den evvel de dünya ile igilenir,kitap okurduk!..Sen beni suçlayacağına, mantıklı, kabul edilir gerekçeler öne sörseydin,bir insanı taktir etmenin başka,put gibi tapmanın başka olduğunu göstermiş olurdun! Nazım'ın kaç tane şiirini biliyorsun?Gerçekten onu büyük şair olduğu için mi taktir ediyorsun? Mevlana derken, nicelik anlamında değil,nitelik anlamında kastettim!.. Batı'da bu kadar tanınan,sevilen Nazım hakkında bir tek film gördün mü? oysa filmlere konu olmayan Batılı ve Doğulu bir tek şair bile yoktur! Benim için hava hoşben Nazım'a özel bir kin duymuyorumsizleri uyandırmaya çalışıyorumgaliba ölüm uykusuna yatmışsınız!.. Ben iddia ediyorumNazım ne dünya çapında büyük bir şair,ne de gerçek bir siyaset savaşçısı! Eğer Batı'da doğup büyümüş bir kişi olsaydı,adı bile zor duyulurdu!.. Hani Fatih Terim'in İtalya'ya hafif gelmesi gibi!...

racep bağcı - 1kodsectimki

sen başka gazete veya kaynaktan, her neredense okuduklarına radikalde yorum yazıyorsan benim sana söyleyecek sözüm olamaz. çünkü senin elinde ve ağzında mızıka bol demek ki, maşallah. kendin çal kendin dinle. ancak tekraren yazayım: nazım hikmet'i yeniden vatandaşlığa alırken türkiye kendi itibarını kazanmaktadır. bunu anlamayacak ne var, sevinmen lazım memleketin itibarı yükseliyor diye.

az1789 - 1kodsectimki

nazım mevlana gibi değil nazım gibi yüceltiliyor. yani yüceltilmesi gerektiği gibi. kaldı ki mevlana gibi yüceltilse ne lazım gelir? sen soru soruyormuş gibi yapıp nazım'ı eleştirmeye çabalıyorsun bence. eleştirme de değil hatta, alttan alta bir küçümseme barındırıyor yazdıkların. söz gelimi möz gelimi dünya ölçülerine göre sıradan bir şair sayılmıyor nazım hikmet. dünya ölçülerinde büyük bir şair olduğu, ve şiirleri bütün dünyada biliniyor. madem merek ediyorsun, nazım?a dair istatistik istiyorsun google var elinin altında artık. ara, araştır, öğren. emek ver azıcık, bunu da aydınlardan bekleme artık.