Rektör Arıboğan: Totaliter zihniyet kabul edilemez

Rektör Arıboğan: Totaliter zihniyet kabul edilemez
Rektör Arıboğan: Totaliter zihniyet kabul edilemez
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Deniz Ülke Arıboğan: Üniversitelerin antidemokrasinin kalesi haline gelmesi sorunu var. Çünkü tepenizde bir tane üst yönetim var. Onu kırmadan, üzmeden önüne mümkün olduğu kadar ceket ilikleyerek yaşamak zorundasınız. Bu mutlak itaati gerektiriyor. En çok itaat eden, en çok secdeye kapanan, en çok nemalandığı dönemlere geliyor.


İSTANBUL - Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, "Eleştiren ve sorgulayan bir üniversite, bir ülkeyi gerçekten medeni, çağdaş ve gelişmiş bir ülke haline getiren temel faktördür" dedi.
Bahçeşehir Üniversitesinin Beşiktaş Yerleşkesi’nde düzenlenen 2009-2010 akademik yılı açılış töreni, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, üniversitelerin artık araştırma ve eğitim veren kurumlar olmadığını, aynı zamanda toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmeye önderlik eden ve modeller oluşturan kurumlar haline geldiğini belirtti.
İstanbul’daki üniversitelerin gerçekten 21. yüzyıl üniversitelerine ve anlayışına uygun olup olmadığının sorgulanması gerektiğini ifade eden Arıboğan, ayrıca sadece İstanbul veya Türkiye’nin değil, Avrupa’daki ve dünyadaki üniversitelerin doğru misyona dayanıp dayanmadığının araştırılması gerektiğini söyledi. Modern üniversite anlayışında artık sadece bilginin ön planda olmadığını, keşif ve icatların da üniversitelerin yeni vizyonu olduğunu anlatan Arıboğan, modern toplumlarda öğretim ve araştırmanın yanında yaratıcılık ve liderliğin de önemli hale geldiğini aktardı.
Üniversitelerin hem öğrenci, hem de akademik dünya açısından getirilerinin bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Arıboğan, üniversitelerin öğrenci açısından sosyalleşme, bireyselleşme ve toplumsal statü kazandırma aracı olduğunu, bunun dışında iş elde edebilmek için önemli bir unsur olduğunu belirtti.
Devlet açısından üniversitelerin en üst düzey bilgi edinme ve makbul vatandaş yetiştirme kurumları olduğunu ifade eden Arıboğan, bu nedenle "üniversitelerin siyasal kurumlar haline geldiğini ve devletin en çok sevdiği tipteki vatandaşların yetiştirilmesi için bu misyonla donatıldığını" savundu.
Üniversitelerin diğer bir görevinin de kentsel ve yerel gelişmenin aracı olması olduğunu söyleyen Arıboğan, üniversitelerin iş yerlerine dönüştüğünü, toplumun bütün kesimlerinin bu eğitimden yararlandığını aktardı.
Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizden başka okuyan yok. Bu ülkede kitap yayımlanmıyor artık. Bu ülkede Türkçe yayın yapılmıyor artık. Çünkü hepimiz sadece rakamsal değerlerden ibaretiz. Hiçbirimizin yazdığının içeriği ve kalitesi önemli değil. Nobel Ödülü’nü iki sayfalık metinlerle alan bir bilim dünyasından buraya geldik. Hiçbir dipnot kullanmadan alınan Nobel Ödülleri var. Bu ülkede yazdığı yazının içeriği ve değeri sadece yayımladığı derginin kaç puan ettiğiyle ölçülüyor."
Her üniversitenin diplomasının bile değerlerinin olduğunu belirten Arıboğan, üniversitede okumanın maliyetinin de yükseldiğini anlattı.



-SİLAH BİLGİDİR-



Eleştirmeyen, sorgulamayan ve üretmeyen bir üniversiteden pozitif verim almanın mümkün olmadığının vurgulayan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şunları kaydetti: "Üniversiteler 21. yüzyılın silahlı kuvvetleridir. Çünkü silah bilgidir. Taşla, topla aldığınız mesafeden daha hızlı yol alıyorsunuz. Bilgi üretmek, eleştirmek bir devletin, bir hükümetin ve siyasal rejimlerin en büyük nimetidir. Eleştiren ve sorgulayan bir üniversite, bir ülkeyi gerçekten medeni, çağdaş ve gelişmiş bir ülke haline getiren temel faktördür. Bundan mahrum kalıyorlar totaliter, otoriter zihniyetler. Üniversitelerin antidemokrasinin kalesi haline gelmesi sorunu da var. Çünkü tepenizde bir tane üst yönetim var. O üst yönetim kimin eline geçerse... Onu kırmadan, üzmeden önüne mümkün olduğu kadar ceket ilikleyerek yaşamak zorundasınız. Bu mutlak itaati gerektiriyor. En çok itaat eden, en çok secdeye kapanan, en çok nemalandığı dönemlere geliyor. Totaliter zihniyet kabul edilemez üniversitelerde."
Törende daha sonra, bazı öğretim üyelerine "Üstün Akademik Performans" ve "Öğretimde Mükemmellik" ödülleri verildi. (aa)