'Rektörlerin suçu Atatürkçülük'

'Rektörlerin suçu Atatürkçülük'
'Rektörlerin suçu Atatürkçülük'

Prof. Akaydın Radikal?e konuştu.

'Ergenekon'da tutuklanan rektörlere sahip çıkan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Akaydın, üniversitelerin siyaseten ele geçirildiğini söyledi
Haber: BETÜL KOTAN / Arşivi

ANKARA - Yerel seçimlere CHP’den girerek Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan rektörlere destek verdi. Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay, eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran’ın yakın arkadaşı olduğunu belirten Akaydın, “Mücadelelerimizi beraber verdik. Onların benim bildiğim kadarıyla tek suçları Atatürkçü ve yurtsever rektörler olmalarıydı” dedi. Akaydın, artık üniversitelerin siyaseten ele geçirilmiş, ideolojinin esiri olmuş kurumlar haline geldiğini öne sürdü ve “Geçmiş olsun” dedi.
Hükümet ile üniversiteler arasında sinir savaşı yaşanan bir dönemde ÜAK Başkanlığı yapan Akaydın, Radikal’in sorularını yanıtladı:

YAKIN ARKADAŞLARIM: O insanların (tutuklu rektörler) hepsi benim çok yakın arkadaşım. Mücadelelerimizi beraber verdik. Onların benim bildiğim kadarıyla tek suçları Atatürkçü ve yurtsever rektörler, bilim adamları olmalarıydı. Tabi onlar da bir direniş sergilediler. Ben onların yasaya aykırı, kamu düzenine aykırı bir faaliyet içinde olduklarına inanmıyorum. Neticede hukuka saygımızdan dolayı bunun ötesinde bir yorum yapamayız. Bir seneyi aşkın bir süredir Türkiye’de yargı da siyasallaşmaktadır. Bunun işaretleri çok net olarak gözüküyor. Ergenekon diye bir soruşturma var ama Ergenekon diye bir örgütün varlığına dair devletin en üst istihbarat birimlerinde, Genelkurmay’da bile bir bilgi yok. Bu bir bilgi kirliliği ortamı. Bir totaliter rejimin içinden geçiyoruz gibi bir hava var.

İDDİANAMEYE YANIT: (Ergenekon iddianamesinde, türban için hazırlanan ÜAK bildirisini Doğu Perinçek’e yazdırdığı iddiası üzerine) Kesinlikle yalan. Ben bir kere rektör olarak hiçbir siyasi örgütle organik bir ilişki içine girmedim. Kaldı ki ÜAK toplantısı başladığı zaman rektörlere ‘Bildiri hazırlanmasını ister misiniz?’ diye sorulur, oylanır ve ‘İsteriz’ denirse bir komisyon kurulur. Komisyonda çalışacaklar tamamen demokratik yollarla seçilir. Bu komisyon genellikle üç rektörden oluşur, o günkü konu içeriğiyle ilgili gider bir bildiri hazırlar. Toplantının sonunda bu bildiri tartışmaya açılır, sonra da basına okunur. ÜAK kayıtlarında bunların hepsi var. Ortak akılla oluşturulan metinlerdir bunlar.

BİR DÖNEMİN SON TEMSİLCİSİYDİM: ÜAK Başkanlığı’nın heyecanlı bir şekilde geçeceğini ilk gö-revi aldığım gün altı ay sonrasını öngörerek söylemiştim. Çünkü üniversiteleri ideolojik olarak yapılandırmaya çalışan, özerkliğine müdahale etmek isteyen bir anlayış hakim. Bunun ilk örneği bilim adına TÜBİTAK’ta verildi. Üniversitelerde de eski YÖK Başkanı’ndan ve eski rektörlerden dolayı ÜAK’tan kaynaklanan bir direnç söz konusuydu. Ben o direnişin son temsilcisiydim. Bu temsil görevini iyi yaptım, yapılması gerekeni yaptım. Ama maalesef beklediğimiz gibi yeni rektör seçimi ve atamalarında gerek YÖK, gerek Cumhurbaşkanı’nın takdirinde üniversitelerin büyük çoğunluğuna iktidarın söylemlerine şapka çıkarabilecek rektörler getirildi. ÜAK’ta çok değerli arkadaşlar var ama artık üniversiteler siyaseten ele geçirilmiş ideolojinin esiri olmuş bilimsel özerkliğini büyük ölçüde yitirmiş kurumlardır. Zaten sanıyorum YÖK de daha totaliter bir yapılanma, ÜAK’ın yetkilerini kaldırıcı önlemler içine girdi. Geçmiş olsun.

SADECE TÜZMEN TEBRİK ETTİ: Başkan seçildiğimde hükümet kanadından sadece Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen arayıp tebrik etti. Başbakanımız geçen hafta Antalya’ya geldi, ben de kendisine hoş geldiniz ziyaretinde bulunmak istedim ama cevap alamadım.