Rektörlük otağ kurdu

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin binası, 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana onarılamadığı için rektörlük, Genelkurmay'a başvurdu. 1. Ordu'nun gönderdiği 10 soğuk iklim çadırı ile fakülte bahçesine 'dekanlık otağı' kuruldu.
Haber: AYŞEGÜL DİKENLİ / Arşivi

İSTANBUL - Yer, İstanbul'un göbeği Nişantaşı. Askerler hummalı bir çalışma içinde. Araçlardan indirdikleri soğuk iklim çadırlarını kuruyorlar. Görenler biraz da korkuyla soruyor: Yoksa deprem mi oldu da duymadık?
Evet deprem olmuştu ama bu iki yıl önceydi. Çadırların bahçesine kurulduğu Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi de 17 Ağustos 1999'daki bu depremden etkilenmiş, binası hasar görmüştü. Ama o gün bugün hâlâ bir onarım yapılamamıştı.
İki yılın sonunda tadilat kararı alınırken, fakülte de kendilerine başka bir bina gösterilmediği için daha açılmadan eğitime
iki ay ara vermek zorunda kalmıştı. İşte askerler, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'nün
Genelkurmay'dan istediği ve 1. Ordu Komutanlığı'nın gönderdiği 10 adet soğuk iklim çadırını, bu fakültenin bahçesine
'dekanlık binası' olarak kuruyordu.
Dekanın makam çadırı
52. Zırhlı Tümen Komutanlığı'na bağlı erlerin kurduğu çadırlardan biri, dekanlık görevini yeni devralan Prof. Dr. Alaaddin Asna'nın makamı oldu. Göreve başlarken bunu hiç hayal etmediğini söyleyen Asna, "Tüm olumsuzluklara rağmen öğrencilerimiz mağdur edilmeyecek. Okul bahçesindeki barakaları derslik yapacağız, idari bürolar ile öğretim üyeleri çadıra taşınacak" dedi. Asna, dördüncü sınıf öğrencilerinin de kantin olarak yapılması planlanan binaya kurulacak dersliklerde kasım ayında derslere başlayacağını müjdeledi.
Çadırların kurulduğu fakülte bahçesinde yeni çalışma odalarını incelemeye gelen öğretim
üyeleri ve asistanlar kış aylarında kataliktikle ısınmanın zor olacağını belirtirken, "Yine de eğitime ara verilmesinden iyidir" diyerek kendilerini teselli etti.
Askerler çadır kurarken, bazı öğretim üyeleri ve asistanlar, "Kapılara adımız yerine totemler dikilsin ki kimin odası olduğu-nu anlaşılsın" diyor, kimileri ise "Buranın oymak beyi kim?" diye seslenerek durumun 'eğlenceli' yanlarını bulmaya çalışıyordu.
'Sirk teorisi'ne uygun
Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu da derslerinde sık sık anlattığı isyanın karın tokluğu ve eğlenceyle bastırılabileceği düşüncesine dayanan 'sirk ve ekmek' teorisini çadırlar sayesinde daha uygulamalı ifade edebileceğini belirtti.
Okulda bulunan öğrenciler ise tadilatın ocak ayında biteceğine inanmazken, "Deprem bölgesinde bile çadır kalmadı. Şimdi bu çalışmalara sevinsek mi üzülsek mi bilmiyoruz" dedi.