scorecardresearch.com

'Resmi raporlarda Dersim katliamı: 13 bin kişi öldürüldü'

CHP'li Onur Öymen konuştu arşivlerde kalan tarihi belgeler yeniden gündeme gelmeye başladı, Dersim'le ilgili Dördüncü Umum Müfettişlik raporuna göre olaylarda 13 bin 160 kişi öldü, 11 bin 818 kişi sürgün edildi

Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık'ın, Dersim araştırmasında ulaştığı yüzlerce belge ve fotoğraf kitap oluyor. Belgelerde ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin gerçek sayısının yer aldığı bir raporla, olaylar sırasındaki fotoğraflar da bulunuyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in TBMM'deki konuşmasıyla gündeme gelen 'Dersim İsyanı' ve devletin düzenlediği harekâtla ilgili 71 yıldır gizli kalmış belge ve fotoğraflar gün ışığına çıktı. 1937-1938 yıllarında harekâta katılan asker ve subayların, dönemin emniyet müdürlerinin, vali ve kaymakamların kişisel arşivlerinden isyanla ilgili hiç bilinmeyen yüzlerce fotoğraf ve yazılı belgeye ulaşıldı. Belgeler arasında, ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin gerçek sayısının bulunduğu bir raporla, isyanın liderlerinden olduğu öne sürülen Seyit Rıza'nın idam kararının alındığı mahkeme çıkışında oğluyla kol kola görüldüğü fotoğraf da bulunuyor. Bölgenin önemli aşiret reislerinden Şahin Ağa ve amcasının cansız bedenini, askerlerin mağaralara düzenlediği baskınları ve halkın çaresizliğini gösteren fotoğraflar da dikkat çekiyor. Bir başka karede ise askerlerin gözetimindeki kadın aynı anda iki çocuğunu birden emziriyor. Fotoğrafların birinde ise harekât emrini veren dönemin Başbakanı İsmet İnönü, Hozat ziyaretinde görülüyor.

4. UMUM MÜFETTİŞLİK RAPORU
Dersim olaylarıyla ilgili 9 yıl boyunca araştırma yapan Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık, arşivindeki bu önemli belgeleri ilk kez SABAH'la paylaştı. Harekâta katılmış, hayatta kalan asker ve bürokratlara, ölenlerin akrabalarına ulaşan Saltık; sahaflar, müzayedeler, özel koleksiyoncular ve İngiliz Ulusal Arşivleri'nden de yararlanarak, kendi tabiriyle 'çuvallar dolusu belge ve yüzlerce fotoğrafa' ulaştı. 'Katliam' olarak nitelendirdiği Dersim olaylarında ölen ve sürgüne gönderilenlerin sayısının yanlış bilindiğini söyleyen Saltık, "Harekâtın başında olan bir subayın Dördüncü Umum Müfettişlik raporuna ulaştım. Bu rapora göre, 13 bin 160 sivil ölü var. Sürgüne gönderilen hane sayısı 2 bin 258. Kişi sayısı ise 11 bin 818" diye konuştu.

"KAN İÇER İNSAN ETİ YERLER"
Dönemin Ovacık Kaymakamı'nın Ankara'ya yazdığı bir rapora da ise Tunceliler'in kan içip, insan eti yediği, güneşe taptığının yazıldığını anlatan Saltık, "Harekât için daha ne bekliyorsunuz demeye getirmiş. Bir müzayedede o dönemin Tunceli Emniyet Müdürü'nün fotoğraf albümünü de ulaştık. Harekat sırasında çekilmiş fotoğraflardı. Bir vali muavinin arşivini de bulduk, ölenlerin tek tek fotoğrafları var" dedi. Belge toplarken zorlandığını da ifade eden Saltık, nedenini şöyle anlatıyor; "Bazıları hiç konuşmazken bazıları anlattıklarının kayıt altına alınmasını tercih etmedi. Konuştuklarının öldükten sonra yayımlanmasını isteyenler oldu. Kimi '12 Eylül'de solcular bizi öldürür' korkusuyla elindeki tüm fotoğrafları imha etmiş. Araştırmalarım sonucu şunu gördüm ki, Dersim hareketine katılan askerlerin, subayların çoğu bir daha eski haline dönememiş. Çoğunun söylediği aynı: 'Çok kötü şeyler yaptık'."


BU DA JANDARMANIN DERSİM ANDICI
Jandarmanın 1931'de tuttuğu Dersim raporunda, "Kızılbaş, Sünni'yi sevmez, kin besler ona ezelden beri düşmandır" deniyor. Türklüğü telkin için 2 okul açılması öneriliyor
Jandarma Umum Kumandanlığı'nın (Jandarma) 1931 yılında Dersim'le ilgili tuttuğu raporu ortaya çıkardı. Tutulan raporlar, bir kitap haline getirildi ve sadece 100 adet basıldı. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi'nin raflarında bulunan "Dersim" kitabında; aşiret, aşiretlerin yapısı, hükümete yakın olanlar olmayanlar, devlet karşıtı aşiretlerin içlerine sızma yöntemleri ile Batı'ya göç ettirilen aşiretlerin listesine yer veriliyor.

KILIÇDAROĞLU'NUN AŞİRETİNE
Cumhuriyet döneminde, Dersim'de devlete karşı ayaklanan, kendi içlerinde işbirliği yapan aşiretlerin tümü sürgün ediliyor. Sürgünde Trakya ilk adres oluyor. CHP'li Onur Öymen için 'gereğini yapsın" diyen partisinden Kemal Kılıçdaroğlu'nun isyancı dedesinin Kureyşanlı Aşireti, Tekirdağ'ın Saray kazasına gönderiliyor. Trakya'ya sürgüne gönderilen 347 aileden 3 bin 470 kişinin ulaşım masrafları devletin kasasından çıkıyor. Botanlı Aşireti Edirne (Uzunköprü), Koç Uşağı Aşireti ve Hozat Reisleri Balıkesir (Balya), Şadilli Aşireti Balıkesir ( Bandırma), İksor Aşiret Reisleri (Kırklareli), Balabanlı Aşiret Reisleri Çorlu'ya gönderiliyor.

KİM BU DERSİMLİLER
Rapordaki en dikkat çekici bölüm ise devletin bakış açısını ortaya koyması açısından Dersimliler'le ilgili tespitler:
Konuştukları dil Zazacadır.
Dersim kalabalık ve çok silahlıdır. Dersim'de silah toplamak gün ve ay işi değildir. İki sene işidir.
Türk ve Türklüğü telkin etmek için iki mektep açılmalı.
Hükümete karşı tamamıyla anarşiktir.
Dersim hükümeti cumhuriyet için bir çıbandır.
Dersimliler askerlik yapmazlar.
Zaza kadını, Türkmen ve Yörük kadınları gibi cinsi temasa pek düşkündür.
Türkmen kadını gibi evinin işlerini çevirir.
Yavuz Sultan Selim'in gazabı olmasaydı bugün güzel Türkiyemiz'de tek bir Sünni'ye tesadüf etmek imkanı belki de mümkün olmayacaktı.
Aleviliğin en kötü ve tefrika değer cephesi Türklük'le aralarındaki derin uçurumdur. Bu uçurum Kızılbaşlık itikadıdır.
Kızılbaş, Sünni Müslümanı sevmez. Kin besler, onun ezelden düşmanıdır.
Kızılbaşları, yuvarlak kafası, geniş alnı basık yüzü ile gözlerinin daima akın yollarını, uzakları araştıran cevvaliyeti ile Türk neslinden ayrı bir nesle bağlamak güç bir iş olur.
Dersim; Türk, Faris, Asur, Ermeni, Arap gibi milletlerin tortularını almış bir mıntıkadır.
Ermenilik Dersim içinde şimale gittikçe kesafetini kaybetmiş ve ancak kasabalar ve onların yakınında barınıp taşamamış ve hiçbir zaman Dersim umum nüfusunun yüzde 20'sini aşamamıştır. Harbi umumiden sonra izlerini bırakarak ölmüştür. (Sabah)

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/96518796518766

YORUMLAR
(66 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Rdvd ye bir sözüm var - ersenuzal

22/11/09 rdvd rumuzlu okurun yorumu, bunu kaydetmek gerektiğini yazmışım. Rdvd aşırı milliyetçi devlet için insanı gönül huzuru içinde, kıtır kıtır kör testereyle katledecek bir "şartlanmış" beyin, kişilik yapısına sahibi (yorumunun 6.ncı satırlarındaki sözlerinden hükmedilebilinir). ona soruyorum bütün fikirlerinin kaynak aldığı Ontolojik yapı, Ontolojik sebeb, Vatan birliği Ontolojisi nedir eğer vatanseverlikse bunu en az senin kadar biliyoruz, yok daha kutsal bir şeyse bunu araştıracağım, Antoloji değil herhal değilmi? neden Türkçe konuşmuyorsun? Nemenem şey olduğu anlaşılmasın, kavramlar karışsın diye değil herhalde. Bu okur diplomat olduğunu söylüyor. Ayrıca bir hayat-memat meselesi varmış, bakalım bu yorumumu radikal yayınlayabilecekmi diyor, ne demekse, sayın radikal! Ben size güveniyorum, siz yayınlarsınız. Ben radikalın avukatı değilim ama bak işte şimdi sizin gibi vatanseverler bize lazım değiller. Sizingibi dediğim=Bunlar daima sorun çılarıp, birilerini asmak, kesmek, sürmek için sorun çıkaranlar, insanları guruplara ayırıp yaptıklarını da birtakım kutsi dewğerlere sarıp sarmalayıp, örtüp, kapatıp, gizleyerek, bu melanetleri yapanlardır. Bu melanetler dediğim öldürme, sürme, işkence) Nedir İngilizlerin, İspanyolların, Portekizlilerin, Fransızların yaptıklarının yanında bizim yaptıklarımız "yalnızca bir savunmadır" mı dmek istiyorsun. Kötü örnek emsal olamaz!. Onlar tarih içinde dünkü milletler. Biz tarihin belki en eski milletiyiz. Anadolunun, Asyanın, Ortaasyanın arkeolojisini görmüyormusun. Ben de , biz de bu milletin bir ferdiyiz, senin kadar!, senden daha az değil aramızda fark seningibi "ya sev ya git" demiyoruz. Bu aymazlığı, bu küstahlığı yapmıyoruz. Bu vatan yalnız seningibi düşünenlere ait değil. Bu şekilde düşünceleri vatanseverlikle bağdaştırmak mümkün değil. Bak aşağıda yazıyor 5inci maddede "Irkçı ifgadeler içeren" diye yazıyor. Buna rağmen senin yorumunu yayınlıyor işte. Bakalım asıl benimkini yayılayacakmı?

iyi mi oldu? - küçük mumya

bu soruya iki açıdan bakmak istiyorum. birincisi, katliamı öven insanlara şunu sormak istiyorum dersimdeki feodal yapı ve ağalık sistemi bahane edilerek, akıl almaz işkencelere sebep veren katliam iyi mi oldu? ikincisi acaba onur öymen'in böyle bir açıklama yapması, orada yaşanan vahşete gözünü kapatmış insanların onu anlamasına yardımcı olması açısından iyi mi oldu?

utanmak ve zülme ölüm... - rdvn

Bu olayları aydınlatalım ki,utanacaklar utansın,zaman utancına sahip çıukma zamanıdır,utanmak bir onurdur,utanmayıp örtmek/çarpıtmak onursuzluktur.Dün onursuz iş yapılmışsa,bu gün utanmak-pişmanlık bir başarıdır,acı silinmezse bile,kahrolsun zülüm...zülüm,yaşasın zülme ölüm...

Dersim ve çekilen acılar - Nietzche

Her ülkede yaşanan acılıklar Anadoluda da yaşanmıştır. Üstelikte sadece Dersimde değil daha önceki Osmanlının İran Şahı ve tamamen Türk olan Şah İsmail Erdebiliye karşı Anadolunun şii propagandasına karşı sünni islamın baskın olması tercihinden dolayı Yavuz'un yaptığı 40 bin alevi katli de bu topraklarda yaşanmıştır. Sivas'ta Kadıburhanettin harekatının tenkili açısından da ciddi boyutta katliamlar vukubulmuştur. Olay bu topraklarda oluşturulan düzenlerin hakimiyet mücadalaleri olarak algılanmalıdır. İstiklal Harbimizden sonra misak-ı milli sınırları içerisinde kurulan Yeni Türkiye Cumhuriyetinin coğrafyasına sahip olma ve hakim olma olayıdır. Bir başçavuşun bir kadına tecavüzü gibi adiyen adli vakayı bahane edip Seyitler Seyidi baş feodal Seyit Rıza'nın bölge şeyhleri ve ağaları meclisini toplayıp devlete kafa tutmaya varan ve daha acıklısı İngiliz Kıralına müdahele istemli mektup yazmalar ile silahlı isyana teşebbüs olayına o ülke iktidarının sessiz kalması sözkonusu bile edilemez. Yapma belgesellerde konuşan pek sayın akademisyenler Amerikalıların Kızılderili tenkillerini, İspanyolların, Portekizlilerin Aztek Tenkillerini, İngilizlerin Hindistandaki tenkillerini, Fransızların Afrika tenkillerini hiç akıllarına dahi getirmeksizin sonuçsuz, asıl ontolojik yapı açısından analiz yeteneğinden tamamen uzak, sadece münferit acıların feryadı ve propogandasına alet olmalarından başka birşey değildir. Kaldıki Amerikalılar, İspanyollar, Portekizliler, İngilizler ve Fransızlar kendi vatanlarının dışında bu tenkillere girişmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti ise kendi coğrafyasındaki feodal başkaldırılara bu tedip ve tenkillerde bulunmuştur. İnsanların ölmesi, anaların ağlaması elbetteki istenen acılar değildir. Ama Devlete başkaldırı ve bunu yaparken de İngilizler ile işbirliği halinde olunması o devletin kendi birlik ve bütünlüğünün sağlanması karşısında katlanılması gereken sonuçlardır. Her şeyin bir bedeli olacaktır. Evet Güneydoğudaki feodaller Şeyh Sait adınadaki yine İngiliz beslemesinin harekatından sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin hızını, hırsını, azmini iyi teşhis edip devlet ile derhal anlaşma yoluna gitmişlerdir. Ne zamanki T.Cumhuriyeti 450 Milyar dolar dış borca batırılıp müstemleke haline getirilmesi ile kafa kaldırmalar başlamış ve Anadolunun parçalanma planları basını ile, akademisyenleri ile medyası ile, icazetçi hükumetleri ile sinsice devreye sokulmuştur. Bizce Anadolu insanı Kürdü ile Türkü ile ve her türlü etnisitesi ile kutsaldır, azizdir. Ama bu insani kudsiyetler vatan birliğine, bütünlüğüne saygılı olmaları kayıt ve şartı ile geçerlidir. Herkesin bu vatana birlikte sahip olma mükellefiyeti devlet olmanın temel ontolojik sebebidir. Sağdan soldan yapma ve devşirme belgeseller bizlerin üzülmesine, acıma duygularımızın depreşmesine neden olabilirler ama yukarıda tarif ettiğim Ontolojik yapının korunması yanında kıymeti harbiyesinin dun olduğu olaylardır. Belgesellerde konuşan halktan insanların çektiği ve yaşadığı acıları tamamen anlıyoruz ama o konuşan kişilerin vatan birliği ontolojisinden bihaber oldukları da ortadadır. Sayın Öymen'in bir diplomat olarak meclisteki konuşmalarını dinledim ve bu temel şuurla söylediklerinin hepsinin doğru ve yerinde konuşmalar olduğunu gördüm. Amerikancılarının saldırılarını da çok olağan karşılıyorum. Zira onlar yapıyı parçalama peşindeler. Bu Anadolu bize vatan olacaksa bu olaylara böyle bakmak zorundayız. Bu bizim için hayat memat meselesidir. Amerikan iç harbinde de bunların on katı acılar yaşanmıştır ama gerekli olduğu için yaşanmıştır. Bakayim bu yorumumu Radikal hazretleri yayinlayabilecekmidir?

Alevi inancini savasla karistiran dönekler - Kuzeydogu

Bende bir Alevi olarak Türk kimligimle, Atatürkle ve tabi Aleviligimle övünüyorum. O dönemler ayaklanmalari ne kadar yanlis olmus olsada insanlarin ölmesi tabiki asiri derece üzücü. Ve yeterince Tunceli Alevi tanimakdayim ve acilarini paylasmakdayim. Yalniz Türkiyenin bölünmesini, tipki diger ülkeler kendi üniter varliklari icin nasil müsade etmezlerse, Türkiyede bunu müsade edemezdi. Ayrica Alevi Tunceli vatandaslarin (isterseniz buna Dersimli diyelim) son derece irkci ve mezhepci safi kürt kökenli fasistlerle isbirligi icinde olmalarini dogur bulmuyorum. Özelikle güneydogunun safilerinin hic ama hic Aleviler sahip cikmakdigini iyi bildigimiz neden ile. Demokrat gecinen bazi kürt kökenli vatandaslarin aslinda son derece asiri muhafazakar ve irkci olduklarini lütfen unutmuyalim. Yani bunlarin begenmedigimiz MHP ve BBP´den hic farklari yok. Demokrasiye evet fasist ve yobaz zihniyete hayir.

dikkat - 1-s-006

her birey gibi her toplumsal formasyomlarda geçmişte yapılmış yanlışlıklarla yüzleşmek istemez.böylesine yapılmış "facia"larla yüzleşmekten kaçınır.o anı yok sayar.belki doğru davranışta budur.geçmişin karanlık anından yola çıkarak geleceğin aydınlık dünyası kurulamaz.bu ülkenin devrimci güçleri bu gerçeği yanen "kürt-ermeni gerceğinde"olduğu gibi daha önceden biliyordu.aynen " takkeli sahte demokratların" bildiği gibi.sözde yeni demokratların,yeşil takkeleri altındaki beyinlerinde hangi dolaplar döndürdüklerini de bilmiyor değiliz.eğer bu ülkede bir gün gerçekten özgür bir ülke kurulacaksa,bunun tabanı AKP'NİN %10'luk tabanında yeşermeyecek,aksine CHP'nin %10'luk tabanında yeşerecektir.yeterki kürtü,türkü,alevisi ve sunnisiyle birlikte bir hareket oluşturulsun.eylemsizlik,sözler üretir.sözler gürültüyü.gürültü kaosu,kaos parçalanmayı üretir.muhafazakar demokrat(!)ların istediğide budur.

yorumsuz - dersim74

gunumuzde ne kadar belge cikarirlarsa cikarsinlar bir gercek vardirki dersim eyalet sinirlai icinde soykirim yapilmistir yavuz doneminde sivastan iran sinirina kadar 150 binden fazla insani sirf alevi olduklari icin katledenler ayni seyi 1920 yilindan sonra dersim eyalet sinirlari icinde yaptilar ve bu kisa bir zaman degil uzun bir surec icinde basladilar kocgiri asiretiyle baslayan vede su anki dersim sinirlari icinde biten donemdir 1924-5 vede 1937-8 donemdir bu donemde soykirima ugrayan insan sayisi 60-70 bin kadardir cunku bu bolgeler insansiz yapildi vede vahsi dogaya birakildi zaten bir cok yazida su goze carpar dersimde yogun bir nufus vardir ben yaptigim vede gordugum arastirmalarda sunu fark ettim devlet kayitlari 3 e 1 seklinde yapiliyor yani 3 kisinin oldugu bir olayda 1 kisi olarak yansitiyor vede bu cok basit bir hesaplamayla sadece dersim sinirlari icinde 40 bine yakin insanin nazilerin yaptigindan daha kotu bir sekilde cezalandirilmislardir ve de su an yyapilacak olan tek sey dersim halkindan ozur dilenip iade-i itibarinin geri verilmesidir vede devletin dersim halki uzerinden kendi serrini cekmesidir