@ismailsaymaz

Rögar bu kez cinayet bahanesi

"Bunu siz mi koydunuz lan!" Evet, o kartonu kapağı yerinden oynamış rögarın üzerine aynı gün Abdullah Kurt koymuştu. Eşi Gülser'e, "Çocuklar düşmesin" demişti. Arabasının tekeri, kontrplak kaplı rögara düşen ve bağırarak üzerlerine yürüyen sarhoş sürücüye "Biz bilmiyoruz" dediler.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - "Bunu siz mi koydunuz lan!" Evet, o kartonu kapağı yerinden oynamış rögarın üzerine aynı gün Abdullah Kurt koymuştu. Eşi Gülser'e, "Çocuklar düşmesin" demişti. Arabasının tekeri, kontrplak kaplı rögara düşen ve bağırarak üzerlerine yürüyen sarhoş sürücüye "Biz bilmiyoruz" dediler. Kurt'un yanında komşusu Ahmet Akgül vardı. Sonra bir bıçak art arda girdi, çıktı... Yaralanan 48 yaşındaki Akgül kaçıp kurtulurken, 44 yaşındaki Kurt yığıldığı çöp kutusunun önünde can verdi.
Akyel Sokak, İkitelli'nin alelacele dikilmiş apartmanları arasında yokuş aşağı iniyor. En altta, üç katlı binanın önünde, kadınlı erkekli, çocuklu büyüklü bir kalabalık rögarın başında toplanmış. Yeniden düzenlenen rögarın kapağı yerinden oynamış, yanında kırık bir kontrplak var. Kurt'un eşi Gülser ve kızı Gülsüm, 54 no'lu binanın çatısından, ağlayarak rögara bakıyorlar.
Komşular iki kadını teselli ediyor. Gülser Kurt, rögarı gösterip, "Dört-beş gün önce yapıldı" diyor, "Rögarın kapağına araçlar çarpınca önceki gün yerinden çıktı. Eşim bir kartonplak aldı, rögarın üzerine örttü. 'Çocuklar düşer, bir şey olur' diye."
Kurt, önceki gün geç saatlerde evine döndü. Yıllardır bir toptancıda işçiydi. Yevmiyesiyle yaptırdığı evinin balkonunda dinlenecekti. Hava güzeldi. Berrak Sokak'ta oturan emekli işçi Akgül evine dönüyordu ki komşusu Kurt'la karşılaştı. 'Şurdan burdan' konuştular. Seçimler yaklaşıyordu, muhtarlık seçimleri vardı, kime oy vermeliydi?
Akgül, o sırada İnönü Caddesi'nden Akyel Sokak'a hızla inen 'Şahin marka beyaz aracı' fark etti:
'Öldüreyim mi?' dedi...
"Araba, üzeri kartonplakla örtülü çukura girdi. Sürücü arabayı durdurup aşağıya indi. Üzerimize yürüdü. Ceketli, gri gömlekli, bıyıklı birisiydi. İkimizin de yakasından kavrayıp, 'Bunu siz mi koydunuz lan!' dedi. 'Bilmiyoruz, belediye koymuştur' dedik. 'İkinizi de öldüreyim mi?' dedi. Bıçağı elinde görmedim. Can havliyle kaçıştık."
Akgül, sokağın bitiminde, sağdaki bir işyerinin güvenlik kulübesine sığındı. Güvenlik görevlisi, Akgül ve Kurt'un arkadaşı Cumhur Altun'du. Altun, elleri ve göğsünden yaralı halde gelen Akgül'ü görünce dışarıya çıktı. Kan yere damlıyordu:
"Ahmet'i içeriye aldım. O arada Şahin marka beyaz araç sokağa daldı. Plakasını alamadım. Ahmet, 'Abdullah da bıçaklandı' deyince dışarıya çıktım. Abdullah, çöp kutusunun yanında yerde yatıyordu."
Kurt'un 16 yaşındaki kızı Gülsüm de babasını yerde buldu. Aslında kısa süre önce iki kişinin sokakta kavga ettiğini görmüştü:
"Üçüncü katta amcamın evindeydim. İki adam kavga ediyordu. Karanlıktı. Kim kimdir, seçemedim. Eve girdim. 10 dakika sonra dışarı çıktım, sesler kesilmişti. Bu kez bizim eve indim. TV açıktı. Babam bakkala gitti diye düşünüp uyudum. O sırada kapı çaldı. Biri, 'Abdullah öldü' dedi. Babam yerdeydi. Nabzına baktım; ölmüştü."
Kurt, dün İkitelli'deki Ulucami'de cenaze namazı kılındıktan sonra memleketi Sinop'un Gerze ilçesine bağlı Tepealtı Köyü'nde toprağa verildi. Polis şimdi plakasını tespit etmeye çalıştığı eli bıçaklı katil zanlısı bulmaya çalışıyor.