Rota 40 derece saptı, kimse fark etmedi

'Açık, rüzgârsız ve mehtaplı bir hava'da meydana gelen uçak faciası dün hem Türkiye hem dünya gündeminde ilk sıradaydı. Yabancı medya kuruluşları Atlasjet kazasını flaş haber olarak duyurdu.

Hava iyi, kule normal, acil durum sinyali yok... Peki neden?
ISPARTA/İSTANBUL - 'Açık, rüzgârsız ve mehtaplı bir hava'da meydana gelen uçak faciası dün hem Türkiye hem dünya gündeminde ilk sıradaydı. Yabancı medya kuruluşları Atlasjet kazasını flaş haber olarak duyurdu. BBC, CNN ve El Cezire TV'de kazada kurtulan olmadığına dikkat çekildi. Resmi açıklamalara göre ise MD 83 tipi uçak düştüğü sırada, Isparta'da hava normal, görüş açık, kuleyle pilotların son konuşmaları normaldi. Uçakta herhangi bir patlama olmadı, acil durum sinyali gönderilmedi. Kaptan Pilot Serhat Özdemir ilk kez Isparta'ya inecekti, ama tüm havacılık uzmanları pilotun deneyimini vurguladı. Rotasından saparak inmesi gereken alanın 12 kilometre ötesinde 1830 metre rakımlı tepeye düşen uçak radardan kaybolduktan 4.5 saat sonra TSK'nın termal kameralı helikopteriyle bulunabildi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, uçağın teknik denetim raporunun ellerinde olduğunu belirtirken, kaptan pilotun Isparta Kule ile yaptığı son konuşmalarda da anormal durum görülmediğini açıkladı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü de uçağın düştüğü sırada Isparta'daki meteorolojik verileri duyurdu. Olay yerindeki 'Görüş 10 Km. Sıcaklık 0 derece. İşba (Nem) Eksi 3 ve Rüzgâr: Sakin' idi. (Radikal, dha,aa)



Olağan şüpheliler
'Radar yoktu, şart da değildi'
Atlasjet'in İstanbul-Isparta seferini yaparken 57 kişiye mezar olan MD83 tipi uçak kazası, havacılık uzmanları tarafından 'bilinmezliklerle dolu' diye nitelendirildi. Bilinen tek şey, uçağın tam inmek üzereyken uçaktaki veya kuledeki teknik aksaklık, pilotaj hatası veya başka bir nedenle rotasından hem de 40 derece sapmış olması.
Türkiye Havayolu Pilotları Derneği (TALPA) Başkanı Tuna Gürel,"O uçağın o irtifada ve orada olmaması gerekiyor. Yaklaşık 40 derecelik sapma var" dedi. Gürel, uçağın inmesi gereken yerden 12 kilometre uzakta bir tepeye düşmesiyle sonuçlanacak sapma için "Uçak pilotun elinde olmayan nedenlerle oraya gitmiş olabilir" dedi.
TALPA Başkanı, pilotaj hatasına pek ihtimal vermiyor: "Türbülans olayı, ani şok rüzgâr, uçak üzerinden bir parçanın kopması, ani yatış da buna neden olabilir. Ben en son pilotaj hatası üzerinde duruyorum, çünkü kaptanlardan birisi sınıf arkadaşım. Diğeri Hava Kuvvetleri kökenli ve 1983'den beri uçan bir arkadaşımız." Peki Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'nda radar olmaması?: "Radar, pilotaj hatası varsa veya kötü hava koşullarında yararlı olurdu Her havalanında radar şartı yok ancak uçuş emniyetinin daha yukarılara çekilmesi için bu sistemler gerekli."

'11 yıllık uçak eski sayılmaz'
Ulaştırma Bakanı Yıldırım uçağın yaşlı olduğu iddiasını reddetti: "1996 model, 11 yaşında bir uçak. 30-40 yaşında çalışan uçaklar var. Uçağın yaşı değil, kondisyonu önemli. Her şey kurallara bağlı."
Isparta Havaalanı'nın bulunduğu coğrafyanın zorlukları da gündeme geldi. TALPA Başkanı Tuna Gürel, "Coğrafyanın zorluğu var. Etrafı yüksek tepelerle kaplı bir meydan. Ancak bu gibi meydanlara göre de alçalma düzenleniyor. Emniyetsiz bir durum yok" dedi.

Türbülansa bağlı irtifa kaybı mı?
Türkiye Havayolu Pilotları Derneği (TALPA) Başkan Yardımcısı Altay Yıldırım, "Pist görüldü, yaklaşıyoruz, denildikten sonra bu uçağın bir yere vurması anlaşılır gibi değil" dedi.
Yıldırım, kazayı şöyle değerlendirdi: "Uçağın düşüşü bilinmezliklerle dolu. Yani her şey normal, hava durumu güzel. 'Pist görüldü, yaklaşıyoruz' denildikten sonra bu uçağın bir yere vurması, anlaşılır gibi değil. İnişe geçildiği esnada 'hava boşluğu' dediğimiz türbülans olabilir. Belki bundan sonra da irtifa kaybı yaşanmıştır. Onun dışında uçağın düşmesine neden olabilecek başka bir ihtimal düşünemiyorum."
'Isparta şeytan üçgeni'
TALPA Başkanı Tuna Gürel ise "O bölgede 1983'de bir uçak kazası daha oldu. Oradaki yeraltı gazlarının türbülans oluşturduğu ve şeytan üçgeni gibi adlandırılan bir bölge deniyor" şeklindeki soruyu "Öyle bir ihtimal yok. Zaten 1983 yılındaki kazanın sebebi de açıklandı ve erken alçalma olarak belirlendi. Bunlar tevatür" diyerek yanıtladı.

Erdoğan: Kuyruk dağa çarpınca...
İstanbul-Isparta seferini yaparken iniş sırasında düşen Atlasjet'e ait uçağın karakutu olarak adlandırılan CVR VE FDR cihazlarına dün ulaşıldı. Konunun teknik boyutunun karakutu incelendikten sonra belirleneceğini belirten Başbakan Tayyip Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın kendisine ilettiği bilgiyi paylaştı: "Uçağın Türbedağı mevkiinde dönüş sırasında kuyruğunun dağa çarpması ve buna bağlı savrulma sonucu düştüğü tahmin ediliyor."


Yetersiz teknoloji!
Enkazda çok özel bir durum
TV ve internet sitelerine yansıyan kaza yeri görüntülerini inceleyen emekli Tümgeneral Pilot Seyfettin Seymen, "Uçağın bir bütün olarak düştüğünü görüyoruz. Bu şekilde bir düşüş için ya hızının çok azalmış olması ya da kuyruğunu çarpmış olması gerekir" dedi.
Seymen, kazayı şöyle değerlendirdi:
"Uçağın enkazında çok özel bir durum görüyoruz. Uçak gövdesi bir bütün olarak düşmüş. Bu düşüş için; uçağın çok süratsiz olması ya da kuyruğunu bir yere çarptıktan sonra düşmüş olması gerekir. Süratli ise uçağın dağılmış olması gerekir. Bu düşüşün nedeni insan faktörü olabilir. Telsiz konuşmalarından pilotun pisti gördüğünü, yaklaştığını, pisti karşıladığını anlıyoruz. Yaklaşırken uyulan kurallar vardır. Bunlar 'sürat ve irtifa'dır. Eğer süratsiz kalırsanız uçak tutunamaz, bir yaprak gibi düşer. O sırada sesli ve ışıklı uyarı olur. Motorlar aniden durursa da bu şekilde düşer. Piste yaklaşırken gerekli irtifanın altına düşülmüş ise kuyruk çarpmış olabilir. Çünkü bu iniş pozisyonunda uçağın burnu yukarıda, kuyruğu aşağıdadır. Telsiz konuşmalarından Isparta Havaalanı'nda radar olmadığı da anlaşılıyor. Bu da önemli eksik."

'ILS olmaması cinayettir'
İzmir Hava Yolları'nın kurucularından Kaptan Pilot Necmi Ekinci 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazasıyla ilgili olarak "Eğer ILS (aletli iniş sistemi) olsaydı, bu kaza olmazdı" dedi.
Kaptan Pilot Ekinci şöyle konuştu: "Kazanın olmasındaki en büyük etken Isparta Havaalanı'nda ILS olmamasıdır. Bu cinayetler artık yaşanmamalıdır. Avusturya'da dağların arasındaki havaalanında dahi bu sistem kurulmuş. Bir havaalanı yapılıyorsa ve uçuşa açılıyorsa uçuşun emniyetini gerektiren bu sistemlerin yapılması mecburidir. Yapılmıyorsa havaalanı da yapılmamalıdır. Pilot düğmeye bastığı zaman uçak buna kilitleniyor, hem irtifayı hem de istikamet bilgisi vererek piste indiriyor. Fiyatı ne olursa olsun giden canlar kadar kıymetli değildir."
Ekinci ayrıca 'kayıp 14 dakikaya' da dikkat çekti: "Isparta'daki kazada şu dikkatimi çekti: Konuşmaları verilen pilot, meydan üzerinden ayrıldıktan 18 dakika sonra 'Pisti karşıladım' demiş. Bence en fazla 4 dakika geçmesi gerekirdi. Aradaki 14 dakikada ne oldu? Neden aranmadı? Yer cihazında mı yoksa uçak cihazında mı arıza var bilemiyoruz."

Bir de nükleer komplo iddiası
Kaza nedeniyle ilgili spekülasyonlara dün bir de dış kaynaklı sabotaj ihtimali eklendi. Uçakta ölen altı bilim adamının nükleer enerji ve toryum madeniyle ilgili ulusal projelerde yer aldıklarını hatırlatan bazı gazeteciler Enerji Bakanı Hilmi Güler'e, 'uçağın stratejik projelerin engellenmesi için dış güçler tarafından düşürülmüş olup olmayacağını' sordu.
Enerji Bakan Güler ise "Böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. İnceleyelim. Şu anda böyle bir bilgimiz yok" dedi.


Kazadan beş saat sonra kurtarma
Saat 01.36'da radardan kaybolan uçak, 4.5 saat sonra TSK'nın termal kameralı helikopteriyle bulundu. İlk kurtarma ekibi sarp bölgeye kazadan yaklaşık beş saat sonra, saat 06.30'da ulaşabildi. Havalimanına 12 km uzakta düşen uçağın kuyruk ve gövde olarak ikiye ayrıldığı, bazı yolcuların cesetlerinin hâlâ koltuklarına bağlı vaziyette 5 bin metrekare alana yayıldığı tespit edildi.