RTÜK'ten 'sorumlu yayıncılık' uyarısı

RTÜK Başkanı Kayış, "Garih cinayetinden sonra yaşananlar, televizyonların bir bölümünün sorumlu yayıncılıktan uzak olduklarını göstermiştir" dedi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Nuri Kayış, 'Üzeyir Garih cinayetinden sonra yaşananların, Türk televizyonlarının bir bölümünün kamu yararı gözeten sorumlu bir yayıncılık anlayışından çok uzak olduklarını gösterdiğini' belirtti.
Televizyonlarda yeni yayın döneminin başlaması dolayısıyla açıklama yapan Kayış, gazeteciliğin en temel kurallarından birinin, suçlu olduğu mahkeme kararıyla kesinleşmedikçe kimsenin suçlu ilan edilemeyeceği gerçeği olduğunu hatırlattı. Kayış, şöyle devam etti:
"Garih cinayetinin ardından bu kural defalarca hiçe sayılmıştır. Televizyonların habercilikte geri kalmama telaşını ve reyting kaygısını anlamakla birlikte, suçsuz insanları suçlu gibi tanıtmanın, onları yol keserek kaçırmanın, televizyon stüdyolarını karakolların sorgu odalarına çevirmenin yanlışlığı da ortadır.
Gazeteciler haber peşinde koşarken kendileri haber olmamalı, cinayetlerle ilgili bilgi toplarken hukuki ve etik cinayetlere yol açmamalı, insanların acılarını, ıstıraplarını, felaketlerini magazin anlayışı içinde ekrana yansıtmamalı, özel hayatların gizliliğine özen göstermeli, özellikle çocuklarla ilgili haber ve röportajlarda son derece dikkatli davranmalıdır."
Son günlerde yayın kuruluşlarının birbirlerine ağır suçlamalarda bulunduklarına da değinen Kayış, şunları kaydetti:
"Televizyonlar, kamuya ait bir değer olan frekansları kullanarak izleyiciye ulaştıkları için yayınlarında kamu yararını ön planda tutmak zorundadırlar. Ekranlar, televizyon sahiplerinin ve çalışanlarının kişisel çıkarları için birbirleriyle dövüştükleri, iftira, tehdit ve şantajlarını artarda sıraladıkları arenalar olamaz.
Yeni yayın dönemi başlarken üzerinde dikkatle durulması gereken bir diğer konunun da yarışma programları olduğunu bildiren Kayış, şu uyarılarda bulundu:
"Bazı yarışma programlarında insan sağlığını etkileyebilecek bedensel ve ruhsal zorlamalara neden olunmakta, insanlık onuru adeta ayaklar altına alınmaktadır. Bir avuç genç insan, konulan kışkırtıcı ödüllere ulaşmak için kıyasıya yarıştırılmakta, bunlardan kimileri bayılarak, kimileri
halüsinasyon görerek yarışmayı terketmek zorunda kalmaktadır. Televizyon yöneticilerinin, yayınladıkları yarışmaları yeniden gözden geçirmeleri ve bunları sorumlu yayıncılık formatına uygun hale getirmeleri sadece RTÜK mevzuatı açısından değil, toplum sağlığı bakımından da zorunlu görülmektedir."