'Sadece kadını ilgilendirmez'

'Sadece kadını ilgilendirmez'
'Sadece kadını ilgilendirmez'
Sakarya'da yapılan İl Müftüleri Semineri'nin sonuç belgesinde "Kürtaj sadece kadın meselesi değildir" denildi ama, "kürtaja ilişkin düzenlemelerin yasal müdahalelerle ele alınması" da eleştirildi.

SAKARYA - Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in katılımıyla Sapanca'da bir otelde 4 Haziran'da başlayan İl Müftüleri Semineri sona erdi. Seminerin sonuç bildirgesinde, “Kürtaja ilişkin düzenlemelerin yasal müdahalelerle ya da yasaklayıcı başka tedbirlerle ele alınması sorunun devasa ağırlığını gidermeye yetmemektedir” denildi.

Bildirgede, kürtajın dünya ölçeğinde hemen her dinin, dini gelenek ve ahlak sistemlerinin önemsediği ve hakkında görüş serdettiği konular arasında yer aldığı, dini, ahlaki ve insani boyutlarıyla bakıldığında, konunun insanlığın evrensel kaygıları arasında asla ihmal edilmemesi gereken temel bir problem özelliği taşıdığının anlaşıldığı belirtildi.

Başkanlığa yöneltilen sorular arasında özellikle kürtaj konusunda dile getirilen hususların, problemin gündelik siyaset içinde tüketilen boyutlarından bağımsız olarak soğukkanlı bir şekilde ele alınmasını zorunlu kıldığı ifade edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Konunun tüm insanlığı rencide ve mağdur eden boyutlarına ilişkin geleneksel müktesebatın, bugün modern bilimin ortaya koyduğu veriler dikkate alındığında yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Toplumu din konusunda aydınlatmakla görevli Başkanlığımızın yüce dinimizin ilke ve sabitelerini, yaşam hakkı ve insan bedeninin değeri konusundaki belli başlı hassasiyetleri dikkate alarak kamuoyunu bilgilendirmesi varlığının gereğidir. Hiç kuşkusuz annenin bedensel sağlığının korunmasına yönelik ortaya konabilecek tıbbi öneriler, her zaman dikkate alınmalıdır. Ancak açıkça bir istismar görünümü veren müdahale formları karşısında İslam, hem annenin hem de cenin halindeki varlığın korunmaya alınması konusunda modern bilimin ortaya koyduğu verilerin dikkate alınmasını bir ilke olarak takdim etmektedir. Dini konuların, siyasi bir dil içinde tartışılıyor olması iddiasıyla ihmal edilmesi, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın vurguladığı temaların sorgulanması, her şeyden önce bir usul ve yöntem sorunu olarak dikkati çekmektedir. Öte yandan kürtaja ilişkin düzenlemelerin yasal müdahalelerle ya da yasaklayıcı başka tedbirlerle ele alınması sorunun devasa ağırlığını gidermeye yetmemektedir. Ayrıca kürtaj meselesinin sadece bir kadın meselesi olarak ele alınması da büyük bir haksızlıktır. Zira tarih boyunca bu meselenin en büyük sorumlusu, en büyük müsebbibi erkekler iken en çok ıstırabını çekenler, mazlum ve mağdur olanlar da hep kadınlar olmuştur.”

‘Çocuk gelinleri İslamla meşrulaştırmak yanlış’
Hayat hakkını, insanın onuruna uygun bir şekilde hayatın sürdürmesi hakkını gasp etmenin ve özellikle çocukları istismar konusu yapmanın asla kabul edilemeyeceğine vurgu yapılan bildirgede, “Kamuoyunda 'çocuk gelinler' olarak bilinen kız çocuklarını, anne olma ve aile kurma sorumluluğuna sahip olmadan, rızası dışında evliliğe zorlamak ve söz konusu uygulamaları nikahta rıza, irade hürriyetini şart koşan İslam dininden hareketle meşrulaştırmaya çalışmak büyük bir yanlışlıktır” ifadeleri kullanıldı.

‘Siyasi tartışmalara çekmek haksızlık’
“Özü itibariyle dini olan bir meselede, meselenin politik, ekonomik, sosyal, bilimsel, hukuki, psikolojik ilgisi var diye, Diyanet'in görüş beyan etmemesini beklemek hatta istemek haksızlıktır” denilen bildirgede şunlar kaydedildi:

“Cumhuriyetle yaşıt olan Diyanet İşleri Başkanlığı, hep milletin vicdanının sesi olma gayreti içerisinde olmuştur. Görevini yapmasından dolayı sıfatı ne olursa olsun hiç kimse, Diyanet'i kınama hak ve salahiyetini kendinde görmemelidir. Çeşitli vesilelerle Diyanet'i siyasi tartışmaların malzemesi veya tarafı haline getirmeye çalışmak ve Diyanet üzerinden siyaset yapmak hem yüce dinimize, hem milletimizin yüksek inanç değerlerine, hem de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın din-siyaset ilişkisine dair yerleşik teamüllerine yapılabilecek en büyük haksızlıktır.” (aa)