Şahika Yüksel: Annenin dizinden tahrik olmak bireysel bir durum

Şahika Yüksel: Annenin dizinden tahrik olmak bireysel bir durum
Şahika Yüksel: Annenin dizinden tahrik olmak bireysel bir durum
Ruh sağlığı uzmanı Prof. Dr. Şahika Yüksel: 'Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder' cümlesiyle bana başvuran biri olsa şeyden önce 'Annenin dizinden ne zamandır tahrik oluyorsun?' sorusunu sorarım

RADİKAL - “Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder.” Bu söz, Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul’a ait. O, kendini kadın ‘namus’u hakkında yorum yapmaya muktedir gören muhafazakâr erkeklerden biri. Hürriyet'ten Zeynep Miraç'ın haberine göre, alışma alanları arasında cinsellik de bulunan ruh sağlığı uzmanı Prof. Dr. Şahika Yüksel, kendisine bu cümleyle başvuran biri olsa, her şeyden önce' Annenin dizinden ne zamandır tahrik oluyorsun?' sorusunu soracağını söyledi.


Bir erkek gelip “Annemin diz kapağının üstü beni tahrik ediyor” dese sizin onunla ilgili düşünceniz ne olur?

Önce “Ne zamandır?” diye sorarım. “Son iki aydır” derse, güncel olarak ne var diye bakarım. “Çocukluğumdan beri annemin dizleri beni uyarıyor” derse, başka objelerle yakınlaşmamış, annesinden hâlâ ayrılamamış, yaşıyla uyumlu olmayan bağımlılığı olan veya fetişist bir kişi olarak değerlendirebilirim.

Alparslan Kuytul: Annenin diz kapağının üstü tahrik eder!


Peki bu konu dinle veya dindarlıkla açıklanabilir mi?

Ben Türkiye ’de yaşıyorum. Dolayısıyla dini inançlarına çok bağlı kişileri de görüyorum. Bazen depresyon, bazen de cinsel sorunla gelebiliyorlar. Ancak bu tür sözleri dini bağlılığı çok veya az olan birinin söylemesinde belki aradaki fark şudur: Dini bakımdan onu sürekli olarak kontrol eden bir çevrede büyümüş ve yaşamakta ise bu endişeleri o bağlamda bir takıntı olarak düşünebiliriz. Annenin dizinden tahrik olmak bireysel bir durumdur. Bunu genellemek ve sadece dini referanslarla açıklamak bizi geriletir. Hırsız olmayacağız, yalan söylemeyeceğiz, başkasının malına ve bedenine saldırıda bulunmayacağız. Ahlak bu. Bunları bozan bir kişi dindar mıymış değil miymiş beni ilgilendirmiyor.

Bu sözlerin hep koyu muhafazakâr erkeklerden gelmesi tesadüf mü?

Ben erkek olsam bu sözlere çok öfkelenir ve itiraz ederdim. Erkekler kendilerini kontrol etmekte bu kadar aciz, bu kadar yetersiz, bu kadar güçsüz mü? Biraz açılmış bir kol, göğüs veya kısa etek gördüklerinde kendilerini kontrol edemeyip tecavüz mü ederler? Doğrusu burada erkeklerin bu ithamlara, suçlamalara karşı gelmelerini, ellerine pankartlar alıp sokağa çıkmalarını, tepki göstermelerini öneriyorum.

Bütün bu konuşmalar, sözcükler bize ne yapıyor?

Bizi kutuplara ayırıyor. Örtülü olanlar-örtüsüz olanlar. Erkeklerle sosyal ortamda beraber olan kadınlar ve diğerleri. Giderek genişletilmeye çalışılan gruplara “Onlar kötü” diye öğretiliyor. Daha muhafazakâr grup diğerlerini kötü görmeyi, onlara ‘uygunsuz’ diye bakmayı, çocukluktan itibaren içselleştirerek, öğreniyor. Biz de sürekli “Hayır ben ahlaksız değilim” demek durumunda kalıyoruz. İşlemediğimiz suçun müdafaasındayız sürekli. Eteğimiz kısa olduğu ve erkeklerle yüzlerine bakarak konuştuğumuz için ‘makul şüphelileriz’. Bu sözler “Kadınlar işsiz kalsın, evde otursun, kendi başlarına var olamasınlar” düşüncesiyle dile getiriliyor. Artık sinsilikten açığa çıkan bir komplonun parçası.

AKP'li vekilden kadına şiddete karşı 'mahallenin namusu' önerisi: Cezayı mahalleli versin


Duyduğumuz son söz ise Ak Parti milletvekili İsmet Uçma’dan gelen, kadına şiddete karşı ‘mahallenin namusu’ önerisiydi. Burada kullanılan namus sözcüğünün cinsel çağrışımı yok mu?

Mahalleli, kendi mahallesine göre beğendiğinin namusunu korur. Mahalleli bizi kötüye kullandığında ne yapacağız? Bizim yaptığımız bütün çalışmalarda cinsel saldırıların yüzde 90 oranında bir tanıdık veya yakını tarafından yapıldığını görüyoruz. Kadınları yabancılardan değil kendi mahallesinden nasıl koruyacağımızı o milletvekiline bir soralım. Türkiye’de namus adına işlenen cinayetlerin geniş aile tarafından uygulandığını hatırlayalım.