@ismailsaymaz

Saldırgan Kuzey Irak'ta eğitim almış


Güven Akkuş da öldü.


Kopmuş olan iki parmak üzerinde yapılan DNA incelemesi, eylemi 1 Mayıs 1996'da yasadışı sol örgüt pankartıyla yakalanan, cezaevinde PKK'ya katılan Güven Akkuş'un yaptığını gösteriyor. PKK, Akkuş'a Kuzey Irak'ta eğitim vermiş.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Ağabeyi Kenan Gürses Akkuş, kardeşi Güven'den bahsederken "1998'de cezaevinden çıkıp Hollanda'ya gitti, üç yıl sonra bir mektup gönderdi, 'Ben artık yokum' diye. Bir daha da haber alamadık" diyor. Güven Akkuş, Türkiye'ye bu mektuptan altı yıl sonra Ulus'ta altı kişinin öldüğü bombalı saldırının faili olarak döndü. Yanında taşıdığı bombayla birlikte parçalanan Akkuş'un portresinden intihar silsilesi çıktı: Baba Hüseyin 1992'de ilaç alarak, ağabeyi Veysel 2001'de iple, amcası Kadir de 2002'de bir otelden atlayarak intihar etmişti.
Şükran ve Hüseyin Akkuş, Sivas Zara'ya bağlı Çaypınar Köyü'nden çalışmak için İstanbul'a göçtü. Baba Hüseyin, Türkiye Elektrik Kurumu'nda işçiydi. İkitelli'ye yerleştiler. Ailenin dört çocuğu oldu: Yüksel, Kenan Gürses, Veysel, Aysel ve Güven. Güven Akkuş, en küçükleriydi.
İntihar silsilesi babayla başladı
Ailede huzursuzluk, o tarihte 50'li yaşlarda olan anne Şükran'ın 1991'de ani ölümüyle başladı. Bir yıl sonra baba Hüseyin Akkuş ilaç alarak intihar etti.
Çocuklar zamanla evden ayrılınca baba evinde Kenan Gürses Akkuş ve eşi kaldı. Akkuş, otocamcısında işçiydi. 1979 yılında doğan Güven'i de yanına aldı.
Ağabeyi Kenan Gürses'in 'sessiz, yardımsever' olarak anımsadığı kardeşi Güven Akkuş, Küçükçekmece'deki Tahsin Banguoğlu İlköğretim Okulu'nda okudu. Sonra Fatih Arpaemini Mahallesi'ndeki Vatan Lisesi'ne kaydoldu. Güven, dört yıl içinde liseyi bitirdi, üniversite ilk basamak sınavlarına girdi. Kenan Gürses, kardeşinde bir değişiklik hissetmemişti:
"Evin içinde böyle bir eğilimi yoktu. Ben bunlara karşıydım. Zaten düşünün, evlisiniz. Üç çocuk var. Başımızda bir büyük de yok. Olsaydı belki bunlar olmazdı. "
Altı yıldır haber alınamıyordu
Yasadışı bir örgütün sempatizanı olan ve bazı eylemlere katılan Güven Akkuş Haziran 1996'da tutuklanarak cezaevine konuldu. İki yıl sonra hapisten çıkarak eve dönen Akkuş ağabeyi Kenan Gürses'e Hollanda'ya, amcası Kadir Akkuş'un yanına gideceğini söyledi: "Bana 20 gün sonra 'Yurtdışına gidiyorum' dedi. Beni dinlemedi. Amcamın evine yerleşti. Vatandaşlık için başvuracaktı. Zaman zaman telefon açıyor, görüşüyorduk. Orada çalışmıyordu, bir işi yoktu. Okula da devam etmedi."
Kenan Gürses'e göre, kardeşi Güven amcasının evinden de ayrıldı. Amca Kadir, 2001'de Türkiye'ye dönünce elinde, Güven'e ait bir not vardı: "Hal hatır sormuş, 'Beni aramayın, ben artık yokum' demiş. Sonrasında hiç haber alamadım ondan. Zaten olaylar peş peşe gelmeye başladı."
10 yılda üç intihar
Ağabey Kenan Gürses'in bahsettiği olaylar şuydu: Güven'in, o tarihte 30 yaşında ağabeyi Veysel, sahibi olduğu konfeksiyon atölyesinde Mayıs 2001'de kendini iple astı. Bir yıllık evli Veysel, 22 yaşındaki çalışanına âşıktı. Aşk karşılıksız kalınca... O yıl Türkiye'ye dönüş yapan 40'lı yaşlardaki amca Kadir ise 2002 yılında Laleli'de kaldığı otelin camından kendini atarak, intihar etti. Bu, ailede 10 yıl içinde yaşanan üçüncü intihardı ve Güven de sırra kadem basmıştı.
'Sadece kan bağımız var'
Kenan Gürses, çalıştığı otocamcıda dün gözaltına alınarak Terörle Mücadele Şubesi'ne getirilene dek, Ankara'da altı kişinin ölümüne ve 100'ü aşkın kişinin yaralanmasına neden olan bombayı kardeşi Güven'in taşıdığını bilmiyordu. O, Güven'in yurtdışında olduğunu sanıyordu.Kenan Gürses, şimdi İkitelli'deki evini değiştirmeyi düşünüyor. Ve kardeşiyle arasında kan bağından ötürü sokağa çıkmaktan bile endişe ediyor: "Ben kime ne söyleyeyim kendimi affettirmem için? Sadece kan bağım var, başka da yok. Ama bunu nasıl anlatayım? Sokağa çıkınca sanıyorum ki, herkes beni PKK'lı olarak görüyor. Ben PKK'nın P'sini bilmem. Doğuda askerliğimi yaptım. Ölüye bir gün ağlarsın ama zan altına kalmak çok kötü..."



Kuzey Irak'ta eğitim almış
Güven Akkuş yasadışı Türkiye İhtilalci Komünist Partisi'nin (TİKB) sempatizanıydı. Örgütün 'Anti-Faşist Mücadele Komitesi'ne katıldı. Şubat 1996'da Esenler'de basın açıklamasında ve Yenibosna'da afiş yapıştırırken gözaltına alındı.
1996 yılında İstanbul Kadıköy'deki olaylı 1 Mayıs kutlamasında da örgütün kortejindeydi. Akkuş, 15 Haziran 1996'da bir basın açıklaması sonrasında gözaltına alınıp Emniyet'te sorgulandı. Akkuş, savcılıkta da kabul ettiği Emniyet ifadesinde, şu bilgileri verdi: "1 Mayıs'ta kortejden bir grup, bir polisi yere yatırıp dövüyordu, onlara katıldım. Polisin belindeki yedek şarjörü aldım. Daha sonra miting kürsüsüne çıkıp pankart açtım."
Akkuş tutuklanarak cezaevine konuldu. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde halen süren davada yargılanan Akkuş için 'Yasadışı TİKB üyesi olmak' suçundan 15-22,5 yıl, diğer eylemlerle ilgili de 7.5 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası isteniyordu. Davanın 26 Ocak 2007'teki duruşmasında savcı davanın zamanaşımı nedeniyle kaldırılmasını istedi. Zaten Akkuş, 23 Ocak 1998'de tahliye edilmişti. Ve cezaevinde TİKB'den ayrılarak PKK'yla yakınlaştığı iddia ediliyordu. Emniyet'in verdiği bilgiye göre, Hollanda'da kurduğu ilişkiler sonucu PKK'ya katıldı, Kuzey Irak'a giderek eğitim aldı ve burada 'canlı bomba' olmaya karar verdi.
Örgütler sahiplenmedi
Akkuş'un üyesi olduğu belirtilen TİKB adlı yaşadışı örgüt, 1997 yılından bu yana Akkuş'la hiçbir ilişkilerinin olmadığını iddia etti. PKK'ya yakınlığıyla bilinen Fırat Haber Ajansı'nın haberine göre ise örgütten yapılan açıklamada, patlamayla ilgilerinin olmadığı belirtildi.