Salon boşaldı kararlar değişti

Sağlık çalışanı 85 kişiyi yargılayan mahkeme, 'büyük salon bulmak için' ertelediği duruşmaya, salon boşalınca devam etti. Sanık ve avukatlar tepkili.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Sağlık çalışanlarının iş bırakma eylemleri nedeniyle açılan davada bir günde iki karara imza atıldı. 85 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında sanık ve avukatlar salona sığmayınca talep üzerine mahkeme daha geniş bir salon bulunması için Adalet Bakanlığı'na yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi. Ancak duruşma bitiminden yarım saat sonra duruşma zaptını almak için mahkeme kalemine uğrayan avukatlar ikinci bir kararla karşılaştı. Mahkeme gıyapta duruşma yapmış, ilk kararından dönmüş ve 85 sanığın üçe bölünerek yargılanmasına karar vermişti.
Suçları iş bırakmak
5 Kasım, 24 Aralık 2003 ve 10 -11 Mart 2004 tarihlerinde sağlık çalışanlarının iş bırakma eylemleri nedeniyle sendika, sivil toplum ve çeşitli meslek örgütlerinden 85 kişiye 'memurların emre uymama' suçunu düzenleyen TCK 234. madde gereği dava açıldı. Davanın 13 Ekim'de İstanbul Adliyesi'ndeki 7 Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan ilk duruşmasına 85 sanık avukatlarıyla katıldı. Ancak dava adliyenin en büyük duruşma salonunda yapılmasına karşın sanıklar sığmadı. Bunun üzerine sanık avukatları 'yargılamanın sağlığı' için davanın belirlenecek daha geniş bir salonda yapılmasını talep etti. Hâkim salon bulunamayacağını belirterek, sanıkları üçe bölerek yargılama yapabileceklerini söyledi. Avukatlar, bunun yargılamanın bütünlüğüne zarar verdiğini söyleyerek karşı çıktı. Bunun üzerine hâkim Şükrü Çetin Özalın duruşmanın 'daha sağlıklı bir ortamda' yapılması için durumun Adalet Bakanlığı'na bildirilmek üzere cumhuriyet savcısına yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
İkinci duruşma tarihinin, salonun belirlenmesinden sonra taraflara bildirileceğini de belirten hâkimin davayı ertelemesi üzerine sanıklar, avukatlar ve basın mensupları salondan ayrıldı. Yarım saat sonra duruşma zaptını almak için kaleme gelen avukatlar mahkemenin gıyaben yeniden duruşma yaparak, yeni bir karar aldığını gördü. Mahkemenin sonradan ve davanın tarafları olmaksızın, jet hızıyla oluşturduğu bu yeni kararında, "Komisyon Başkanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Savcılığı ile yapılan görüşmelerde bakanlığın davanın niteliği ve çok sanıklı olması nedeniyle başka duruşma salonu tahsis edemeyeceği ve duruşmanının mevcut salonlarda sanık sayısı azaltılmak suretiyle yapılması gerektiği anlaşıldığından dosya resen ele alındı açık yargılamaya devam olundu..." denilerek üçe bölünen sanıklar için ayrı ayrı tarihler belirlendi.
Davada İstanbul Tabip Odası'nın avukatlığını yapan Meriç Eyüpoğlu, farklı kararı eline aldığında sanıkların 30-30-25 şeklinde ayrı ayrı tarihlerde yargılanmak üzere ayrıldığını gördüğünü belirterek, "Kararda 'açık yargılamaya devam olundu' diyor. Açık yargılama tüm tarafların mahkeme salonunda bulunduğu yargılamadır. Oysa burada herkesten habersiz gıyabında karar verme var. Ceza yargılamasının temel prensiplerine aykırı bu. Çünkü sanıkların da, avukatların da mahkemede ne söylendiğini bilmeye hakları var" dedi.
İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu da Ceza Usul Kanunu'nun 308. maddesinin 5. fıkrası gereği duruşmalarda savcı, sanık ve avukatların bulunması gerektiğini, alınan kararın da kanuna aykırı olduğunu söyledi. Kanun gereği ancak tanıkların bölünebileceğini de kaydeden Kolcuoğlu, "Sıkıyönetim mahkemeleri döneminde bile bin kişilik davalar bölünmedi. Adil yargılanma hakkının kullanıldığını söylemek zor. Kanuna göre iddianame okunur ve davaya başlanır. Sanıklar üçe bölündüğüne göre üç kez iddianame mi okunacak? Karar verildiğinde de üç kez mi verilecek?" diye konuştu.
Avukatlar söz konusu karara itirazda bulundu, ancak durum değişmedi. 24 Kasım'da yapılan ikinci duruşmada ise mahkeme 30 değil, 35 sanığın ifadesini alarak kendi kararını delmiş oldu.
Gökçen: Kural hatası
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Gökçen ise alınan kararla ilgili olarak şunları söyledi: "Kural olarak duruşma başladıktan sonra aleni mahkemede bu tür konuların tartışılması gerekir. Bu olayda mahkeme zaman kaybetmemek için bu kararı almış olabilir. Çok büyük usuli eksiklik değil ama duruşma içinde yapılmalıydı. Fiilen duruşmayı aynı ortamda yapma imkânı yoksa böyle yapılabilir. Ancak kural olarak sanıklar bir arada olmalı."