Sarıkız ve Ayışığı günlüğünde Eruygur, Özden, Fırtına ve Yalman

Sarıkız ve Ayışığı günlüğünde Eruygur, Özden, Fırtına ve Yalman
Sarıkız ve Ayışığı günlüğünde Eruygur, Özden, Fırtına ve Yalman

Hilmi Özkök?ün (sol başta) Genelkurmay Başkanlığı yaptığı dönemin kuvvet komutanları Aytaç Yalman, Özden Örnek, İbrahim Fırtına ve Şener Eruygur?un (soldan) sık sık Özkök?ten habersiz, bir araya gelerek darbe planı hazırladıkları iddia ediliyor.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek'e ait olduğu belirtilen günlüklerde yer alan bilgiler üç eski komutanı 'şüpheli' sıfatıyla Ergenekon savcılarının karşısına çıkardı. Günlüklerde 'Ayışığı' ve 'Sarıkız' adlı iki darbe planına ilişkin kapsamlı bilgi var

İSTANBUL - Emekli üç paşayı Ergenekon davasında ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verme noktasına getiren süreç, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu belirtilen günlüklerin kısa bir bölümünün www.denizcilersitesi.org adlı internet sitesinde ve hemen ardından da  en çarpıcı bölümlerinin Nokta dergisinde yayımlanmasıyla başladı. Nokta, ‘2004’te iki darbe atlatmışız’ başlıklı kapak haberinde, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde, AKP hükümetine karşı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe planı hazırlıklarını Örnek’in günlüğüne dayanarak aktardı. Örnek bu günlüklerin kendisine ait olduğunu reddetse de İkinci Ergenekon İddianamesi’nin temel dayanağını bu belgeler oluşturdu.
Ergenekon soruşturması kapsamında elde edilen başka belgeler de, 2002 -2005 yılları arasında ‘Ayışığı’yla ‘Sarıkız,’ın yanı sıra ‘Yakamoz’ ve ‘Eldiven’ adı verilen başka darbe hazırlıklarının varlığını destekler niteliktydi. Bu dönemde, üst düzey komutanların bir toplantının tutanakları ve Ergenekon davasında tutuklu olan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın günlüğünün Özden Örnek’e ait günlükle benzer bilgiler içermesi darbe girişimlerinin varlığı konusundaki kuşkuları güçlendirdi. Nitekim dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tanık sıfatıyla verdiği ifadede, darbe girişimlerinden haberdar olduğunu ancak kanıt bulamadığını söyleyince, soruşturmacıların eli güçlendi. 2002-2005 arasında darbe tezgâhladığı ileri sürülen emekli paşalar  Örnek, Fırtına ve Yalman’ı savcıların önüne kadar getiren en temel belge olan darbe günlüğüne göz atmanın tam sırası:

Dört komutanın ittifakı
Günlükler, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı  Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, HavaKuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında ‘irticacı’ diye niteledikleri AKP hükümetine karşı uyumlu bir ilişki ve ittifak oluştuğunu ortaya koyarken; dörtlünün, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün politika ve yöntemlerine karşı olduklarını da gösteriyor. Örnek’in Özkök ile ilgili 25 Ekim 2004 tarihini taşıyan değerlendirmesi şöyle:
“Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine, kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine karar verdik.”
Örnek’in 1 Aralık 2003 tarihini taşıyan notlarında ise zamanın Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ (şimdi Genelkurmay Başkanı ) hakkında da “2. başkan güvenilecek bir general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu” değerlendirmesi yapılıyor. 

Özkök müdahaleye karşı
Günlükte, dört kuvvet komutanının, Özkök’ün karşı olmasına rağmen AKP hükümetine müdahaleyi savundukları 1 Aralık 2003 tarihli notta şu cümlelerle ifade ediliyor: “Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı ‘Ben çok rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce bir sıkıyönetim içerisine girilmeli’ dedi. Bana söz verdiğinde ‘Madem ki hepimiz bu hükümetin anayasaya aykırı hareket ettiğine eminiz, o halde 35. madde gereğince Anayasa’yı da korumak bizim görevimizdir. Bir eylem planı yapılacaksa bu planın ne maksatla yapıldığının bilinmesi lazım. Bu nedenle burada bir karar vermemiz gerekiyor’ dedim. Genelkurmay Başkanı bana dönerek ‘Her ikiniz de açıkça konuşmadınız ama söylemek istediğiniz şey olamaz ve bize çok zemin kaybettirir. Yapacağımız başka şeyler var’ dedi. Ben de ‘Doğru söylüyorsunuz o telaffuz etmek istediğimiz şeyden başka da şeyler olabilir. Mesela bu hükümete bir alternatif yaratmak gibi. Ama onun bile kararının verilmesi gerekir ki eylem planı ona göre hazırlansın.’ Bu önerimi kabul etmedi. O zaman boşuna akıntıya kürek çektiğimizi anladım. Niyetleri galiba bize bir şeyler yapıyor gözüküp bizleri oyalamaktı.”
Emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu ileri sürülen günlükten diğer çarpıcı başlıklar ise şöyle:

‘Sarıkız’ planı kararı
6 Aralık 2003: Bilhassa bu hafta bütçe komisyonunda (TBMM Plan-Bütçe Komisyonu) bir AKP milletvekili tekkelerin açılmasını isteyince hepimiz çok rahatsız olduk. Toplandık, kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik. Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Bu nedenle ben M.Ö.’ı (Mustafa Özkan) davet edecektim. Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. Dernekler ile temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik. Bu olayları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler SARIKIZ olarak anılacaktı.
20 Ocak 2004:  Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda yapılacak kuvvet komutanları toplantısına katıldım. (...) Konuşmalar sırasında Jandarma Genel Komutanı daima bir ihtilal özlemi içersinde, bir an önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. Bugün de defalarca tekrar etti, en nihayet dayanamadım ve ‘Bakın biz sizle böyle konuşmadık. Planlamayı 23 Ocak’tan sonra yapabileceğimizi  tekrar ettim. Onun için hiçbir hazırlığımız yok ama başlayacağız dedim’ ağzı kapandı.
3 Şubat 2004: Ben gitiğim zaman hepsi Jandarma Genel Komutanlığı’nda toplanmışlar ve  Eruygur onlara bana salı günü takdim edilen hazırlıkları göstermiş ve üst düzeydeki bazı yöneticilerin konuşma kayıtlarını dinletmiş. Bunların çoğu AKP’ye danışmanlık yapan kişilermiş ve Kıbrıs sorununu nasıl halletmeyi düşündüklerini anlattıkları kayıtlarmış. Takdimin sonunda Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı hemen 10 Mart’ta ihtilal yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik frenlemiş. Ben darbe yapılacaksa, 2004 Aralık’tan önce yapılmamasını ve AB’nin vereceği cevaba göre AKP’nin zaten köşeye sıkışacağını ve o zaman halkın desteğini de alabileceğimizi söyledim. 

Darbe gerekçesi Kıbrıs
5 Şubat 2004: Kara Kuvvetleri Komutanı telefonla beni ve gizli hattan görüşmek istedi.  “Annan’ın mektubu (BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs mektubu) gelmiş ve içerisindeki konular tamamen bizim söylediklerimizin dışında olayları kapsıyor. Onur Öymen (CHP Genel Başkan Yardımcısı) ile İstanbul’da görüştük ve bana bunları anlattı. (...) Hava Kuvvetleri Komutanı 19:30’da geldi.  Önce darbe olabilir mi konusunu açtık. Amacım Şener (Eruygur) yokken onunla teke tek konuşarak fikirlerimi ona söylemekti. Darbe konusundaki fikirlerimi ona naklettim ve zannediyorum benimle aynı fikirde oldu. Ülkenin ekonomik zorluğu, ABD’nin bu kez hükümet tarafını tuttuğunu, halkın henüz destek vermediğini ve desteğin yahut zeminin oluşması gerektiğini anlattım. (...) TSK’nın Kıbrıs konusundaki düşüncelerinin ne olduğunu açıklayıp istifa etmemiz gerektiğini söyledim. Hava Kuvvetleri Komutanı başka bir seçenek tavsiye etti. Kıbrıs’ta herkesin Annan Planı aleyhinde sokağa dökerek gösterilerin yapılmasını sağlama ve anavatandan da bu hareketlere destek vererek hükümet aleyhine olaylar çıkarmak.

Eruygur’un darbe ısrarı
6 Şubat 2004: Sabah Jandarma Genel Komutanlığı’na gittim ve orada üçümüz buluştuk. Jandarma Genel Komutanı hala darbe yapalım diye inat ediyordu. Ne düşündüğümü bana sordu. Dün akşam Hava Kuvvetleri Komutanı’na anlattıklarımı anlattım. “Çok aculsunuz” dedim. İkna değil ama durdurulması zaman aldı ve sabah toplanmamızın esas gayesi Kıbrıs konusunda neler yapılabileceği konusunda seçenekleri gözden geçirmek. Ancak biz darbe yapacak mıyız yoksa yapmayacak mıyız konusuna girdik.
28 Şubat 2004: Hükümete karşı bir tepki olarak da hem Kıbrıs’ta hem de anavatanda gösterilere toplantılara 3 Mart’tan itibaren başlanacaktı.  İkinci konu yine aynı mesele, ‘biz bu adamları darbe ile alaşağı edelim’ konusuydu. Şener ve Havacı bu konuda çok bastırıyorlar. Şener’in adeta aklından çıkmıyor, iki kelimede bir bunu söylüyor. Havacı da keza öyle. Kıbrıs’ı vermek istemiyorsak son limitimiz 9 Nisan 2004. Bu tarihten sonra hükümet taraflara taahhüt vereceğinden geriye dönüş şansı sadece referandum olacak. Bütün şer güçleri ‘evet’ dedirtmek için keselerin ağzını açacak ve sözler verilecek sonuçta cahil halk ‘evet’ diyecek. Ne yapacaksak 9 Nisan’dan önce yapmamız gerekecek. 

Referandum planı bozdu
24 Nisan 2004: Bugün Kıbrıs’ta referandum yapılıyor. Sonuçlar akşam 18:00’den itibaren alınmaya başlandı. Gece yarısı sonuçları: Türk tarafı yüzde 65 ‘evet’ ve Rum tarafı yüzde 75 ‘hayır’. Böylece Kıbrıs’ta hiçbir değişiklik olmadı ama Rumlar AB’ye girecek. Akşam Jandarma Genel Komutanı’nın evinde yemeğe gittik. Genelkurmay Başkanı gittikten sonra aramızda konuştuk. Jandarma Genel Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı hala bozuklar. Amaçları illa ki darbe yapalım, AKP’yi uzaklaştıralım. Yapalım da, Kara Kuvvetleri Komutanı olmazsa nasıl olur, bunu düşünen yok. Hava Kuvvetleri Komutanı’nı fena bozdum, zira vatanını sadece o seviyor ve ona destek verilmiyormuş pozlarında. Üstelik ne söylediğini kendisi de anlamıyor. Şener hala darbeye ümidini bağlamış durumda. Bana ‘Çok erken çözüldük, daha direnmeliydik’ demez mi! 

Tek komutanlı darbe
AKP’ye karşı geliştirilen ‘Sarıkız’ adlı eylem planı Kıbrıs’taki referandumun ardından çözülse bile, Özden’in günlüğüne göre darbe planlarının sonu gelmedi. Adı ‘Ayışığı’ olan ikinci darbe planının mimarı, Eruygur. Özden, günlüğüne Eruygur’un hazırladığı darbe planına ilişkin 14 Ekim 2004’te şu notu düşmüş: “Fenerbahçe’ye Aytaç (Yalman) Paşalara gittim. Daha çok o konuştu: ‘Şener bizden habersiz darbe planı hazırlatmış. Adı da ‘Ayışığı’ Darbede kimin başkan olacağı belli değil. Hepimize davranışlarımıza bir kod adı vermiş. Havacı (İbrahim Fırtına) ona destek verdiği için o anlamda, bizler ise sana karşıt anlamda, bana da belli değil anlamda kodlar vermiş. Bu plan GB’nin (Genelkurmay Başkanlığı) elinde olduğu gibi içlerinden biri tarafından sızdırıldığı için MİT ve hükümetin de elinde varmış. İkinci bir planda ise senle ben gösterilmiyoruz, sadece havacı var.”