Sarıkız'la başlayıp 'Eldiven'le bitecek darbenin 15 adımı

Jandarma, Kara, Deniz ve Hava'nın komutanları darbe için ilk planı 'Sarıkız' adıyla yaptı. Uygulamalar 'Ayışığı' ve 'Yakamoz'da, darbe sonrası ise 'Eldiven'de yazılıydı


Ergenekon soruşturmasının ikinci iddianamesiyle birlikte Türkiye’nin 2003 - 2004 yıllarında ‘atlattığı’ darbe girişiminin ayrıntıları da ortaya çıktı. Daha önce medyaya yansıyan ve emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu belirtilen günlükler ve daha sonra Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a ait notlarla kamuoyu darbe planlarından haberdar olunmuştu. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına tarafından ‘Sarıkız’ kod adıyla bir darbe planı yapıldı. Bunun ‘Ayışığı’, ‘Yakamoz’ ve ‘Eldiven’ adı verilen aşamaları vardı. ‘Sarıkız’ ülkede darbe zemini oluşturmak için yapılması gereken faaliyetleri, ‘Ayışığı’ ve ‘Yakamoz’ darbenin bizzat aktif olarak nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiğini, ‘Eldiven’ ise darbe sonrası yapılacak faaliyetleri içeriyor. İddianamede Ergenekon’un darbe planları adım adım şöyle anlatıldı:

1- Genelkurmay Başkanı Özkök’e baskı
Hilmi Özkök’ün istifası talebini içeren mektupları, muvazzaf askerler tarafından hazırlanmış görüntüsü verilerek Özkök’e gönderilmek suretiyle baskı altına almaya çalıştıkları,

2- Sahte ‘genç subaylar’ mektupları
Darbe hazırlıklarına destek sağlamak amacıyla emekli generallere mektup gönderdikleri,

3- Medya patronlarıyla sert mesajlar
Örnek’ten ele geçirilen günlüklerden anlaşıldığı üzere, ulusal gazete ve televizyon sahiplerinin çağrılarak,iktidardaki hükumet aleyhine ve özellikle askerin hükumete bakış açısını sert mesajlarla topluma duyurulması amacıyla yayın yapılması için baskı yapıldığı ve bu yapılan baskılar sonucunda amaçlanan yayınların yapılmasının sağlandığı,

4- Selçuk ve Balbay’ın katkısı
Örgüt yöneticisi Selçuk ve örgüt üyesi Balbay’ın talimatları ile Cumhuriyet Gazetesi’nin örgüt amacı doğrultusunda bu yöndeki haberleri manşetten vererek hazırlıklara katkıda bulunmaya çalıştıkları,

5- Rektörleri Alemdaroğlu ile Gürüz organize etti
Ülkede kargaşa meydana gelmesini sağlamak amacıyla öğrencileri gösterilerle sokağa dökmeye çalıştıkları, bu amaçla bazı rektörlerle görüştükleri, ayrıca rektörlerden hükümete sert tepki göstermelerini istedikleri,bunun üzerine harekete geçen bazı rektörlerin Hükümet aleyhine sert açıklamalar yaptıkları, özellikle Ergenekon terör örgütü yöneticileri dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun bu organizasyonları yaptıkları, ‘Ordu göreve’ yazılı pankartların asıldığı mitinglerde görüntü kayıtlarının bulunduğu,

6- Sendikacı Mustafa Özbek toplantılara katıldı
Sendika yöneticileri ile irtibata geçerek, Hükumet aleyhinde sert açıklamalar yapılmasını sağladıkları, bu hususta düzenlenen toplantılara örgüt üyesi Mustafa Özbek’in iştirak ettiği,

7-AKP’den ayrılabilecek milletvekillerini tespit
Hükumeti parçalayıp ülkeyi yönetmeyecek hale getirmek ve bunun sonucunda ülkede çıkacak kaosla darbeye zemin oluşmasını sağlamak amacıyla, örgüt üyesi İsmail Yıldız’a milletvekilleri hakkında araştırma yaptırdıkları ve bu yolla iktidar partisinden ayrılabilecek nitelikteki milletvekillerini tespit ettikleri, bu doğrultuda örgüt üyeleri Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur ve İsmail Yıldız’ın mecliste yer almayan bazı siyasi parti liderleri ile görüştükleri ve yapılan bu görüşmeyi kayda aldıkları,

8- Milletvekilleri ve bakanların fişlenmesi
Bu amaçla bakanlar,milletvekilleri, üst düzey bürokratların siyasi görüşleri ve yaşam tarzları ilgili kişisel verileri hukuka aykırı kaydettikleri,

9- Kıbrıs’ta çözümsüzlük politikası
Ayrıca,örgütün stratejileri arasında bulunan ‘Kıbrıs sorununun’ çözümsüzlüğe götürmek amacına matuf olarak açıklamalar yaptıkları, sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmeye çalıştıkları ve böylece ülkenin dış politikasını olumsuz yönde etkileyerek siyasi istikrarsızlığı sağlamaya çalıştıkları, Eruygur’un Kıbrıs Büyükelçisi’ni çağırarak bundan sonraki süreçte her talimatı kendisinden alacağını, Genelkurmay Başkanı çağırdığında kendisine basit bilgileri vereceğini, önemli bilgileri bizzat kendisine vermesi gerektiği şeklinde talimat verdiğinin ses ve görüntü kayıtlarından anlaşıldığı,

10- ATO Başkanı Sinan Aygün’ün darbe çağrısı
Örgüt üyesi Sinan Aygün vasıtasıyla, sanayi odalarını organize etmeye çalıştıkları, özellikle Aygün’ün teredütte olan Kuvvet Komutanları’nı ziyaret ederek, TSK’yı göreve davet eden konuşmalar yaptığı ve bu düşüncenin yönlendirebileceği kitlelerin kanaati olduğu intıbaını uyandırmaya çalıştığı,

11- Harp Okulları törenlerinde sert mesajlar
Darbe planları içerisinde yer alan Kuvvet Komutanları’nın, yürütme organı üzerinde baskı uygulamak amacıyla Harp Okulları’nın eğitim dönemi açılış ve diploma törenlerinde sert ve toplumu geren açıklamalar yaptıkları,

12- CÇG’nin amaçları doğrultusunda haber
Sahte kimlikli şahıslar tarafından yurtdışında hazırlanan ‘vatansever.info’ isimli internet sitesini kurdurarak, Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) tarafından hazırlanan örgütün amaçları doğrultusundaki haber ve yayınlar yapmak suretiyle, kamuoyunu olumsuz yönde yönlendirmeye çalıştıkları,

13- Eruygur’un makamında gizli toplantılar
İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur’un çoğu kez Eruygur’un makamında gizli toplantılar yaptıkları, eylem planını görüştükleri, özellikle Selçuk’un içinde yer aldığı 9 Mart 1971 de darbe teşebbüsü ile ilgili tecrübelerini aktararak dikkat edilmesi gereken hususlarda tavsiyelerde bulunduğu, Selçuk’la Eruygur ve diğer asker kökenli örgüt üyeleri arasındaki haberleşmeyi Balbay’ın sağladığı,

14- Sivil toplum örgütlerini tek merkezden yönetmek
Bu dönemde ‘Ulusal Birlik Hareketi’ni kurdurarak, kendilerine yakın sivil toplum kuruluşlarını tek merkezden yönetmeye çalıştıkları,özellikle ADD ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nı Cumhuriyet Çalışma Gurubu’nun belirlediği strateji doğrultusunda yönlendirdikleri,

15- Sendikaların örgüt amacında yönlendirilmesi
CÇG’nın planları arasında yer alan ‘sendikaların manipüle edilmesi’ stratejisine uygun olarak,özellikle örgüt üyesi Mustafa Özbek’in başkanı olduğu sendika ile kendileri ile birlikte hareket edecekleri yönünde tespitler yaptıkları bazı sendikaları amaçlarına uygun olarak yönlendirdikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. (Radikal)

Savcılık: Yargılama yeri sivil mahkeme
Ergenekon iddianemesindeki en dikkat çekici nokta ilk kez bir askeri darbe girişiminin sivil mahkemede yargılanması. Altı savcının hazırladığı 1912 sayfalık iddianemede Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un 2003 - 2004 yılları arasında hükümeti yıkma girişiminde bulundukları, bu girişimleri sivil hayatta da yürüttükleri belirtiliyor. Savcılar ikinci iddianemeye Eruygur ve Tolon’u ‘şüpheli’ sıfatıyla kattı. Savcılık, üç general, Aytaç Yalman, Özden Örnek ve İbrahim Fırtana’yla ilgili soruşturmayı ise bu dosyadan ayırdı. Bu, üç general hakkında da soruşturma yolunun açıldığı anlamına geliyor.
Yargılamanın sivil mi, askeri mahkemede mi yapılması gerektiği konusunda savcılar, iddianemede öncelikle ‘askeri suç’ kavramının mevzuatta açık olarak ele alınmadığı belirtiliyor. İddianamede şöyle deniliyor: “Asker kişiler tarafından işlenen bütün suçlar hakkında Askeri Ceza Kanunu uygulanmamaktadır. Asker kişilerin diğer kanunlar gereğince cezalandırılması mümkün olan suçlar da bulunmaktadır. Olayların çoğunluğunun kamuoyunda infial uyandıran ve sivil dünyada gerçekleşen yürütme organına yönelik terör eylemi olduğu bu fiillerin azmettiricisi ve planlayıcı olan kişilerin general ya da muvazzaf asker olmaları, salt askeri mahal gibi muğlak bir kavrama dayanak yapılarak askeri yargının görevli olduğu sonucunu doğurmayacağı, eylemlerin meydana geldiği yerin askeri mahal dışı olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla muvazzaf asker ya da generaller bu emirleri askeri mahalde verseler dahi suçun işlendiği yer askeri mahal dışıdır. Örgütün yöneticiliğini yapan şüphelilerin, muvazzaf
olduğu dönemdeki eylem ve faaliyetlerini, emekli olduktan sonrada devam ettirdikleri, bu dönemde suç delilleri ile birlikte yakalandıkları, bu nedenle eylemlerinin temadi ettiği göz önüne alındığında yargılama merciinin adli yargı olduğunda kuşku bulunmamaktadır.”

Eruygur’un hedefinde Büyükanıt da varmış
İddianamede dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un darbe hazırlıklarını yürütürken, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gelecek olan Yaşar Büyükanıt’ın önünü kesmek için yıpratmaya ve sindirmeye yönelik ciddi çalışmalar yaptırdığı belirtiliyor. Bu bölüm şöyle anlatılıyor: “Ayışığı kod adlı darbe planında belirtilen bu husus ‘Yakamoz’ kod adlı darbe planında hayata geçirilmiş ve TSK’nın yeniden düzenlenmesi başlığı altında, 1. Ordu Komutanı Büyükanıt ile 2. Ordu Komutanı Fevzi Türkeri etkisiz hale getirildiğinde onların yerine atanacak korgenerallerin belirlendiği görülmüştür. Bunların yanı sıra darbe planlayıcısının baş aktörlerinden olan dönemin Jandarma Genel Komutanı Eruygur, darbeyi daha sağlıklı gerçekleştirebilmek için bir taraftan da Kara Kuvvetleri Komutanı olmayı planlamış ve bu nedenle de Yaşar Büyükanıt’ın önünü kesmek için yıpratmaya ve sindirmeye yönelik ciddi çalışmalar yaptırdığı belirlenmiştir.”
İddianemede bununla paralel olarak Eruygur’un Genel Başkanlığını yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Merkezi binasındaki odasında ‘ORG. BÜYÜKANIT’ isimli klasör içerisinde Büyükanıt’a ait sağlık raporları, kullandığı ilaçlar, ailevi bilgiler, dostlarıyla ilgili kişisel bilgiler, kardeşi Mednan Büyükanıt’ın öldürülmesi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma evrakları, kooperatif bilgileri ve bazı kişisel bilgiler olduğu belirtiliyor.
Büyükanıt’la ilgili emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu belirtilen günlüklerde ‘10 Ekim 2004’ başlıklı not içerisinde “Öğleden sonra Kara Kuvvetleri Komutanı geldi. Önce Filiz ile yanlız konuştuk. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un bir şeyler karıştırıp durduğunu anlatan Aytaç Paşa’nın neler söylemek istediğini şimdi daha iyi anladım. ‘Yaşar’ı zehirlemeye kadar varan planlar hazırlanmış. Tabi aynı zamanda internette okuduğumuz Yaşarların üç villa sahibi oldukları, Imar bankasından para çektikleri, Seville beraber asker işi yaptıkları gibi konularında bu gurup tarafından yapıldığını tespit etmişler’ ifadeleri de dikkat çekiyor.