Sarkis dedemin insanları

Sarkis dedemin   insanları
Sarkis dedemin   insanları
Anıları tartışma yaratan Sarkis Torosyan'ın torunu Louise Shreiber, Taner Akçam'a dedesinin 'insani' yönlerini de anlattı: İyi bir aile babası olduğunu söyleyemem.
Haber: TANER AKÇAM / Arşivi

Sarkis Torosyan’ın ‘Çanakkale’den Filistin Cephesine’ adlı kitabı tarih dünyasında tartışılmaya devam edilirken, torunu Louise Shreiber, ABD ’de kendisiyle görüşen Taner Akçam’a anlatmaya devam ediyor. Kitabında ‘Osmanlı ordusunda yüzbaşı olarak savaşırken’ yaşadıklarını anlatan Ermeni askerin torunu, aileyi şöyle özetliyor:
“Büyükannemin adı Djlila (Celile)Kababey Torossian. Yüzbaşı Sarkis ve Celile’nin iki kız, bir erkek toplam üç çocuğu vardı. Dayım John Torossian ilk çocuktu, 1921’de doğdu ve 1968’de vefat etti. Annem, Rose Torossian Lock 1922’de doğdu ve 2004’te vefat etti. Teyzem Louise Torosyan Cella ise 1925’te doğdu ve 1968’de vefat etti. Anneannem, sonradan ‘Torossian’ kelimesindeki (s)lerden birisini çıkartıp, tek (s) ile yazdırdı soyadımızı. Annem 1947’de babam Raymond Lock ile evlenmiş. Ben 1954’te doğdum. Annem ve babam 1966’da boşandılar. Ben, annem ve büyükannem ile birlikte aynı evde büyüdüm. Size verdiğim belgeler de anneanneme aitti. Hatıralar çok hoş şeyler değil, üzüntü ve acı dolu. Öfkesini anneannemden çıkartırmış. Anneannem ne zaman dedem hakkında konuşsa daha çok onun kendisine yaptığı eziyetlerden söz ederdi.” 

Anneniz de bu şiddetten nasibini almış mı? 

Hayır çocuklarına karşı şiddet kullanmamış. Ama onlar bu tacizlerin şahidi olmuşlar. Şimdi uygun bir kelime bulmaya çalışıyorum ama galiba eğer dedeme bir insan olarak bakmak gerekecekse, iyi bir aile babası olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca ailenin geçinebilmesi için çok fazla maddi katkıda bulunmamış. Üç çocuklu bir aileyi geçindirmek kolay değil ve tüm aile için çok karanlık günlermiş o günler. Annem (1929’da başlayan Büyük Buhran yıllarındaki) yoksulluk nedeniyle okulu bırakmış ve aileye destek olmak için çalışmak zorunda kalmış. Annemin okuma yazması çok zayıftı. 

Ne yapmış Sarkis? Hayatını nasıl kazanmış? 

Çok değişik işlerde çalışmış, boyacılık, ayakkabı tamirciliği vb. Ama hiçbir işte kalıcı olamamış. Zaten örneğin anneannemin söylediğine göre, ayakkabı tamirinden anlamazmış ve çok kötüymüş. Ayrıca mizacı nedeniyle çalıştığı insanlarla pek iyi geçinemez ve kısa sürede işini bırakmak zorunda kalırmış. Bu nedenle aileye fazla mali katkıda bulunamamış. Evlerinin kirasını ödeyemedikleri için durmadan ev değiştirmek zorunda kalmışlar. Anneannem evde yemek pişirecek ocaklarının bile olmadığını söylerdi. Yemek yapmak için su ısıtmada kullanılan küçük bir elektrik ısıtıcısını kullanırlarmış. 

Peki ayrıldıktan sonra nereye gitmiş Sarkis? 
New York’a gitmiş, orada ne iş yapmış, ne işte çalışmış bilmiyorum. Yalnız hastanede, ölüm döşeğinde iken anneanneme haber salmış. Anneannem ve annem onu görmeye gitmişler. Beni de götürmüşler, ben o zaman 5 - 6 aylık bir bebekmişim. Fakat beni görmek istememiş. Onun asıl niyeti, anneannemden özür dilemekmiş. Kendisine çok kötü davrandığını ve kendisini af etmesini istemiş. Ona, ilk defa Djlila (Celile) diye kendi ismiyle seslenmiş ve anneannem de kendisini affettiğini söylemiş. Dedemin ölmeden önce duymak istediği de buymuş zaten. Annem de bana bu sahneyi anlattı daha sonra; bir taraf (dedem) pişmanlık duygusunu dile getiriyor ve diğer taraf (anneannem) bunu kabul ediyor. Anneannem dedemden nefret etmezdi, öyle bir duyguya sahip değildi. Ama ortada bir sevgi yoktu. Bu kadar şeyi yaşadıktan sonra nasıl sevgi olsun ki... 

Kardeşleriyle ilişkisi nasılmış? 

Dedem kardeşlerine çok yakınmış. Toplam dört erkek kardeştiler. Parseh, Aram ve Mardiros fakat ona ‘Mike’ diyorlardı. Hepsi Philadelphia civarında yaşadı ve burada vefat ettiler. Anneannem dedemin kardeşlerini ve eşlerini çok yakından tanırdı ve onlarla çok iyi ilişki içindeydi. Bu yakınlık ölünceye kadar devam etti. Zaten dedem, anneannemi görmek istediğinin haberini kardeşleri üzerinden göndermiş.
Ben bile hatırlıyorum, anneannem eltilerinden birisiyle, son yıllara kadar Ermeni kilisesinin çeşitli sosyal aktivitelerine giderdi. Birbirleriyle hep Ermenice konuşurlardı.
Tüm bu dinlediklerinizden ve bildiklerinizden hareketle dedeniz hakkındaki bugünkü kanaatiniz nedir diye sorsam?
Sizin sayenizde, anneannemin anlattığı o günler yeniden canlandı gözümde. Acı vardı, üzüntü vardı ama bende herhangi bir iz bırakacak öfke veya nefret yoktu. Belki iyi bir aile babası değilmiş ama neyse o imiş işte. Savaşta yaşadıkları nedeniyle sorunları varmış, ama sözünün eri bir insan imiş. ‘ABD’de yaşadığı’ her gününde bu geçmişini ve savaşı tekrar tekrar hatırlamış ve öfkesini anneannemden çıkartmış.
Ama herkes de bunu bildiği için, onu böylece kabul etmişler. Sözünün sahibi, dürüst bir insanmış. Hayatta yaşadıklarını, başından geçenleri uydurmak gibi herhangi bir ihtiyacı yok. Tamam hataları varmış ama...
Zannediyorum, kim olsa ve onun yaşadıklarını yaşasa benzeri durumda olabilirdi. Onu yerin dibine batıramam!