Savaş suçu muamelesi

Savaş suçu muamelesi
Savaş suçu muamelesi
Genelkurmay'ın 12 Eylül davası için mahkemeye gönderdiği belgeler, dönemin tutuklularına 'savaş hukuku' uygulandığını gösteriyor.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

ANKARA - 12 Eylül davası için Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen belgelerde, dönemin Sıkıyönetim Mahkemelerinin işleyişine ilişkin çarpıcı detaylar yer aldı. Belgelerde, Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde ‘savaş hali hükümleri’ uygulandığı itirafı dikkat çekiyor. Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkence ve kötü muamele iddialarını yalanlamak için bazı siyasi tutukluların fotoğrafları da kullanılmış. Genelkurmay Başkanlığı tarafından Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davaya bakan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen belgeler, Sıkıyönetim Mahkemelerinin iç yüzünü ortaya çıkardı. Bu belgelere göre, Dışişleri Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde, Adalet, İçişleri Bakanlığı, MİT Müsteşarlığı ile Genelkurmay Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla 13 Eylül 1985 tarihinde bir “alt komisyon toplantısı” gerçekleştirildi. Bu toplantıya ilişkin raporda, Sıkıyönetim Mahkemelerinin çalışma usullerine ilişkin çarpıcı detaylar bulunuyor. Raporun ‘savunma hakkı’ bölümünde, Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde ‘savaş hali’ hükümlerinin uygulandığı vurgulanarak şöyle deniliyor: ”Avukatların duruşma inzibatına uyumu, reddi hakim talebinde bulunmaları, savunmaların sözlü olarak sunulma süresi gibi konularda yargılamanın uzamasına engel olmak amacıyla 353 sayılı yasa, sivil yargıdan farklı düzenlemeler getirmiştir. Genel olarak Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde yasanın, savaş hali ile ilgili hükümleri uygulanmaktadır. Duruşma disiplinini bozan savunma avukatı mahkeme başkanınca duruşmadan çıkartılabilmektedir. İki kez aynı cezayı alan avukat sonraki duruşmalara alınmamaktadır. Sanığın, tarafsızlığından şüphe gerçeksiyle reddi hakim talebinde bulunması imkanı kaldırılmıştır.” 

İşkenceye fotolu ‘yanıt’
Genelkurmay Başkanlığı’nın gönderdiği belgeler arasında Diyarbakır Cezaevi’ne ilişkin tarihi nitelikte belgeler de bulunuyor. Darbenin hemen ardından tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi’ne konulan dönemin siyasi liderlerinden Mehdi Zana, Kemal Pir, Mümtaz Kotan, Paşa Uzun, Hüseyin Yıldırım, Karabet Demirci hakkında hazırlanan bir raporun ekinde, “kurşuna dizilerek öldürüldüklerine” ilişkin söylentilere yanıt olarak, bu kişilerin fotoğrafları yer alıyor. 12 Haziran 1982’de çekilen fotoğraflarda, söz konusu kişiler ellerinde isimlerinin yazılı bulunduğu levha tutuşturulmuş olarak, giyinik ve şortlu halde görülüyor. 

‘Dış mihrak’ iddiası
Korgeneral Kemal Yamak imzalı raporda, söz konusu kişilerin hayatta oldukları ve öldürülmedikleri belirtildikten sonra şu değerlendirme yapılıyor: “Sıkıyönetim Askeri Cezaevinde sıhhi şartların bozukluğu ve bakımsızlık varit değildir. Cezaevinde işkence, yetersiz bakım gibi iddialar bu konuyu istismar etmeye çalışan dış mihraklarca zaman zaman komutanlığımıza da intikal etmektedir. Bu konunun hiç de iddia edildiği gibi olmadığı ekli resimlerdeki görüntülerinden de belli olmaktadır. Bu tür istismarlar özellikle örgütlerin lider kadrolarına ve diğer tutuklulara dış mihrakların kendileri ile ilgilenildiği ve desteklendiği görüntüsü vermek ve tutuklu liderlere cezaevlerinde otorite sağlamak amacını gütmekte ve bir psikolojik harp uygulaması şeklinde yorumlanmaktadır.”
Belgeler arasında ayrıca dönemin MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in, Kahramanmaraş’ta bombalama suçuyla tutuklanan Ökkeş Kenger (Şendiller), Mehmet Leblebici ve Yunus İlhan’ın işkence gördükleri iddiasıyla yaptığı müracaat ve bu kişilere ait karakol ifadeleri ile bu belgelere ilişkin diğer bazı yazışmalar da bulunuyor.