Savcı: Özel muamele yok

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Dink'in katil zanlısı Samast'ın Bayrampaşa Cezaevi'nde iki kişilik koğuşta, örtüsüz bir yatakta tek başına kaldığını söyledi. Engin'in açıklaması şöyle: Kaldığı hücrenin boyatılması, halı serilmesi, televizyon konulması gibi uygulamalar söz konusu değil. İntihar eğilimi suretiyle yatağına çarşaf bile serdirilmedi.

İSTANBUL - İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın Bayrampaşa Cezaevi'nde, diğer tutuklulardan farklı bir muameleye tabi tutulduğuyla ilgili iddiaları yalanladı.
Radikal gazetesinin dünkü manşetinde 'Samast Bayrampaşa'da da 'resmi tören'le karşılanmış' haberi yer alıyordu. Haberde Ogün Samast'ın cezaevinde özel muamele gördüğü iddiaları anlatılıyordu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Engin haber sonrasında yaptığı açıklamada Samast'a cezaevinde özel muamele yapılmadığını söyledi. Adı geçen tutuklunun 18 yaşından küçüklerin barındırıldığı H tipi ceza evinin tecrit hücresine konulduğunu, bu hücrenin iki kişilik olduğunu ifade eden Engin, şöyle konuştu:


Büyütmek için tıklayınız

"Bu hücrenin boyatılması, halılar serilmesi, televizyon konulması gibi uygulamalar söz konusu değildir. Keza dışarıdan tutukluya yiyecek getirilmesi de mümkün olmadığı gibi zaten yönetmeliklere de aykırıdır. Bırakınız ipek çarşaf serilmesini, bu tür tutukluların intihar eğilimi suretiyle yatağına çarşaf bile serdirilmemiştir. '102 ekran televizyon' diyorlar. Bu koğuşa televizyon konulması imkânı olmadığı gibi, orada televizyonun takılacağı priz dahi yoktur. Aynı şekilde, gardiyanların, jandarmaların alkışladığına dair iddia da tamamen asılsızdır. İddia edildiği gibi dört gün de kalmamıştır. Bir tam gün kalmış, diğer gece yarısı da F tipi cezaevine nakledilmiştir."
Cezaevinde özel işlem yapılmasının söz konusu olamayacağını belirten Engin, "Tutuklu, çıplak bir yatakta, iki kişilik koğuşun durumu neyse hiçbir özel işleme tabi kalmaksızın tutulmuştur. İki kişilik hücrede tek başına kaldı. İntihara tevessül edebilir, diğer tutukluların saldırısına maruz kalabilir diye nakledilinceye kadar tek başına tutulmuştur. O bakımdan, fiziki olarak iddialarda yer aldığı şekilde işlem yapılmasına imkân ve ihtimal yoktur. Bu haberi yazan veya yazılmasına sebebiyet teşkil eden kişiler hakkında da yasal işlem yapılacaktır" diye konuştu.
'Koğuşa hemen gitmez'
Bayrampaşa Cezaevi Savcısı Metin Şentürk, dün gazetecilere İstanbul H Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nu gezdirdi. Hasan Ersoylu'nun tutuklu ile aynı ortamda bulunmadığını vurgulayan Şentürk şöyle konuştu: "Ogün Samast 24 Ocak'ta ikiye 20 kala getirildi. Ben dış kapıdan itibaren yanındaydım.
Orada üst aramasını yaptık. Başlarında nezaret ettim. Oradan buraya (H tipi cezaevi) geldi. Hatta o gün ziyaret günüydü. Kapının önünde bir sürü ziyaretçi vardı. Karantina koğuşu, yani B1 dışarıdan gelen tüm tutukluların ilk geldiği yerdir. Tutukluları direkt koğuşa yollayamayız, çünkü hasmı, düşmanı vardır. iki-üç gün B1 koğuşlarında tutarız. Ogün Samast da B1'e getirildi. Samast için B1 koğuşu koridorunun sonundaki altı oda boşaltıldı. En fazla dört kişi başka koğuşa yollanmıştır. Bu altı odanın önündeki parmaklıklı demir kapı kapatıldı. 24 saat görev yapan memurlar konuldu. Hasan Ersoylu 18 Ocak'ta B1'e konulmuş. Bir gece burada kalmış. 19 Ocak'ta B4 koğuşuna gönderilmiş. Samast burada yokken B1'de kalmış yani. Samast 24 Ocak'ta getirildikten sonra 26'sında sabah yedide nakledildi. Daha sonra koğuşların kalabalıklığı nedeniyle sekiz-dokuz kişilik bir grup B1'e getirilmiş. Bunların içinde Ersoylu da var. Samast'la aynı anda burada bulunmamış. B4 koğuşu 100 kişi oldu deniyor. Şu an 60 kişinin kaldığı sekiz oda var. 100'e çıkması mümkün değil."
'Ayakkabı bağlarını aldık'
Samast'ın kaldığı odayı gezdiren Savcı Şentürk odanın ilaçlanmış bir hali olmadığını beliterek şunları söyledi "Burada hiçbir odada televizyon yok. 102 ekran koğuşun kapısından dahi geçemez. Cezaevinde çarşaflar tek renktir. O da mavidir. İpek çarşaf olması mümkün değil. Normalde tutuklulara çarşaf ve nevresim veririz. Samast'a çarşaf bile vermedik. Kemerini ve ayakkabı bağlarını da aldık. İntihar girişimi olur diye. Odanın boyanması da söz konusu değil. Dışarıdan yemek gelmesi mümkün değil."