Savcılar iyi iş çıkarmamış

Savcılar iyi iş çıkarmamış
Savcılar iyi iş çıkarmamış
Eski emniyetçi, Taraf yazarı Emre Uslu, Balyoz'a ait 11 No'lu CD'deki el yazısının 2001-2003'te 1. Ordu'da görevli Albay Tanyeri'ye ait olduğunu ileri sürdü. Bu yargıya nasıl vardığını konuştuk.
Haber: EZGİ BAŞARAN / Arşivi

2003 veya öncesinde tek oturumda kaydedildiği TÜBİTAK tarafından tespit edilen 11 No’lu CD’nin içinden 2009’a ait bilgilerin çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Bu, Balyoz davasının en kritik sorusu. Savcılar bunu mutlaka açıklamak zorunda. Hukuksal olarak durumu bu şekilde ortaya koyduktan sonra şunu söyleyeyim: Ben bunun teknik olarak farklı açıklanabileceğini düşünüyorum. Elimde bir bilgi yok ama söz konusu listeler update (güncelleme) edilmiş olabilir.

TÜBİTAK’ın tek oturumda kaydedilmiştir dediği bir CD’nin güncellenmiş olması mümkün mü?
Savcıların açıklaması gerek. Balyoz Harekât Planı’nı hazırlayanlar her kimse askeriyenin mevcut veritabanından çeşitli bilgileri kullanıyorlar. Örneğin askeriye kendisini savaş zamanına hazırlamak için çeşitli listeleri sürekli update eder. Darbeciler teker teker kapatılacak derneklerin vs listesini hazırlamıyor. Ama burada bir karışıklık var. Çelişkilerin yer aldığı belgelerin, 11 No’lu CD’nin içinden çıkıp çıkmadığını bile anlayamıyoruz. O kadar karışık yani.
İddianameye göre ondan çıkıyor...
Onu söylemiyorum, o belgeler orijinal 11 No’lu CD’den mi çıktı yoksa onun bir kopyasını barındıran DVD’lerden mi alındı o belli değil. Çünkü hem askeri hem de sivil savcılar işini yapmamış.

İmaj incelenmiş
Biraz daha açabilir misiniz?

Ortada iki kaynak var: Birincisi orijinal CD’ler, ikincisi Taraf’a getirilen ve CD’leri içeren DVD’ler. Ve bu DVD’ler 2009’da kopyalanmış. Dolayısıyla savcılar incelemeyi bu DVD’ler üzerinden mi yaptı yoksa orijinal CD’lerden mi, o belli değil.

TÜBİTAK, kopya DVD’ye bakmış olsa belgelerin kaydedilme tarihini 2003 şeklinde belirtiyor. Neden?
TÜBİTAK’a CD imajları yollanmış. Savcılık CD’nin bir kopyasını alıp göndermiş. TÜBİTAK da onların yazım tarihi gibi CD’nin teknik olarak incelemesini yapıyor. Sonuçta 2003’te kaydedilmiştir diyor. İçeriğine bakmıyor. CD’lerin içeriğine bakanlar savcılar.

İçeriğinden söz etmiyoruz ki. Siz TÜBİTAK’ın 2009’da kaydedilmiş DVD’leri incelemiş olabileceğini söylüyorsunuz, ben de neden o zaman mütalaasını 2003’te kaydetmiştir diye verdiğini soruyorum… TÜBİTAK kopya DVD’yi incelemiştir demiyorum. TÜBİTAK, CD’lerin 2003’e ait olduğunu söylüyor. Askeri savcılar incelemesini kopya DVD üzerinden yaptığını açıklıyor. Bu doğru bir yöntem değil çünkü biz o DVD’lerde doğrular mı var, yanlışlar mı var bilmiyoruz. Ben diyorum ki sivil savcılar da böyle yapmış olabilir. Bu bir ihtimal. Çünkü savcılık sistemi bizde bu kadar saçma. Yine de tüm bunlara rağmen Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in ortaya çıkardığı çelişkileri hayati buluyorum.

Siz ortaya başka bir iddia attınız. 11 No’lu CD’deki el yazısının Kur. Albay Süha Tanyeri’ye ait olabileceğini söylüyorsunuz. Neye dayanarak?
CD’lerin üstünde diyelim ki sahtecilik yapacaksınız ve bunu profesyonel bir ekip yapacak. Siz el yazısıyla bu CD’lerin üzerine yazı yazar mısınız?

Ordudan çıkan diğer CD’lerin hepsinin üstünde bir yazı varsa, ürettiğim CD’nin yazısız olmasının şüphe çekeceğini düşünebilirim…
Ama el yazısının taklit edilmesi çok güç ve kesine yakın delil teşkil eden bir özelliği vardır. Ayrıca sözleriniz çok önemli bir noktaya parmak basıyor. Sahteciler niçin diğer CD’lerin üstündeki el yazısını taklit etmek yerine Süha Tanyeri’nin el yazısını taklit ediyor öyleyse.

O CD’lerdeki yazının Süha Tanyeri’ye ait olduğunu nereden biliyoruz? Ben iddianamede böyle bir bilgiye rastlamadım.
Ben zaten iddianamenin çok sorunlu olduğunu söylüyorum baştan beri. İddianame bunu atlamış, ortaya ben çıkardım. Değişik grafoloji uzmanlarına danıştım.

Nasıl incelettiniz uzmanlara yazıları, sizde CD’lerin fotoğrafı mı var? Hayır yok. Zaman gazetesi geçen hafta bu CD’lerin fotoğrafını basmıştı. Oradan faydalandım.

CD’nin kendisi ya da fotoğrafı olmadan gazete fotoğrafıyla bilimsel mütalaa veren uzmanlar var mı? Gazetedeki fotoğraf ve iddianamede yer alan Süha Tanyeri’nin el yazılarını iki uzmana incelettim. Bu iki yazıda da öyle kelimeler var ki... Mesela ‘K.Özel’ yazısındaki ‘z’ taklit edilmesi çok zor bir harf. Ama tabii bu iki uzman da ‘Bunların laboratuvarda incelenmesi gerekir’ ihtiyatını koyuyor. Peki iddianamedeki bilirkişiler bu el yazılarını incelemiş mi?

Fotoğrafın sırrı
Mahkeme CD’lerin fotoğrafını sanık avukatlarına vermeyi reddetti, nasıl inceletebilirlerdi? Bu CD’lerin fotoğrafını Zaman nasıl almış?

O, Zaman gazetesinin sorunu. Eğer sahteciyseniz niye el yazısı kullanırsınız? Çünkü el yazısının sahte olup olmadığı eninde sonunda çıkar. İkinci sorum da diyelim ki taklit ettiniz, niye diğer CD’lerdeki yazıyı değil de Süha Tanyeri’nin yazısını taklit edersiniz?

Taraf’a teslim edilen o bavul içinden Süha Tanyeri’nin el yazısının olduğu bir defter çıkmadı mı?
Doğru, çıktı.

Yani bir harfin defalarca tekrar edildiği bir malzeme vardı ellerinde bu CD’yi üretenlerin öyle değil mi?
Tamam da sonuç olarak kriminal laboratuvarda sahteliği ortaya çıkacak bir sahteciliği niye yaparsınız? Yaptınız diyelim, niçin hiçbir CD’nin üstünde örneği olmayan bir el yazısını, Tanyeri’ninkini taklit edersiniz?

Aynı mantıkla, 2003’e ait olduğu tespit edilen CD’nin içinden niye 2009’a ait bilgilerin çıkmasını akla yakın buluyor musunuz?
Evet ben bu konuyu haklı buluyorum da siz niye benim sorularımı haklı bulmuyorsunuz…

Ulaştığım bir el yazı uzmanı her harfin karşılaştırmalı olarak incelenmesi gerektiğini söyledi…
Doğru. Tam da bu yüzden fotokopiler üzerinden mütalaa vermiyorlar.

E sizinkiler nasıl verdi?
Onlar bir rapor vermedi, özel harfler üzerinden kanaatlerini bildirdiler.

Peki savcılar sizin yaptığınız bu araştırmayı niye akıl etmemiş, el yazısı konusuna girmemiş?
Hata yapmışlar. Bizdeki savcılık sistemi böyle işte. Ben şimdi size 11 No’lu CD’yle ilgili önemli bilgiler açıklayacağım. 1. Ordu’da görev yapan sivil memur Sevilay Erkani-Bulut, “Ben Balyoz dosyası hatırlamıyorum ama ‘Kiliseler ve Sinagoglar’ ve ‘El Konulacak Araçlar’ dosyasını hatırlıyorum” diyor. Savcılardan doğru söyleyip söylemediğini araştırmasını beklersiniz değil mi? Ama yapmıyorlar. Ben Sevilay Erkani-Bulut’un sözünü ettiği 11 No’lu CD’deki iki dosyaya baktım, gerçekten kaydeden kişi kendisi.

Savcılara eleştiri
Sözünü ettiğiniz kişi zaten 1.Ordu’nun daktilografı.

Bir saniye… Ayrıca Sevilay Erkani-Bulut, Çarşaf, Suga, Sakal ve Oraj diye planlar hatırlamıyorum diyor. Ben gidiyorum 11 No’lu CD’ye bakıyorum, gerçekten de kaydeden o değil. Bu Erkani Bulut’un büyük ihtimalle doğru söylediğini gösteriyor.

Erkani-Bulut, Balyoz, Suga, Oraj, Çarşaf, Sakal planlarını da hatırlamadığını söylüyor. Suç teşkil eden belgeler bunlar değil mi?
Konumuz bunlar tabii ama attığım her adım 11 No’lu CD’nin sahihliğine doğru yaklaştırıyor beni. Belgelerde 10 kadar kaydeden ya da oluşturan isim var. Nasıl bir sahteciyle karşı karşıyayız ki bu isimleri bulmuş? Bu soruya Pınar Doğan ve Dani Rodrik “Gerçek CD’lerdeki isimleri kopyalamışlardır” diyor. Ama hiçbiri gerçek CD’lerde yok.

CD’lerde kaydedici olarak geçen bu isimler, 2003’te 1.Ordu’da görev yapan askerlerin isimleri mi?
Evet ama ne diyor Pınar Doğan-Dani Rodrik? Bu çete askeriyenin içini bile bilmeyen acemiler çetesi. Sizin imanızı da anladım. Diyorsunuz ki o isimleri bulmak kolay. Halbuki değil. Ama iki savcıya da bir eleştirim var. Orada adı geçen kişilerin o dönemde orada çalışıp çalışmadıklarını kontrol etmemişler.

CD’deki el yazılarının incelenmesi gerekiyor
Emniyet de 11 No’lu CD’yle ilgili iki kez mütalaa vermiş. Onların raporunda da ne el yazısı konusu geçiyor ne de böyle karşılaştırmalar.
Emniyet de hata yapmış zaten. İddianamede adı geçen diğer tüm bilirkişiler de.

Ama 196 sanığın yargılandığı bir dava bu. Siz iddianamede adı geçen her kurumun, savcılığın, TÜBİTAK’ın, emniyetin hata yaptığını mı söylüyorsunuz?
Evet öyle söylüyorum. İşte mesele bu. Türkiye ’de savcılık müessesesinin hoyrat bir şekilde çalıştığını söylüyorum.

Burada tek sorun savcılıkta mı? TÜBİTAK’ı da emniyeti de askeri bilirkişileri de jandarmayı da iddianameye dahil eden savcılık müessesesi.

Siz bu CD’lerin bir çete tarafından hazırlandığını ama bu çetenin ordu içinden çıktığını mı düşünüyorsunuz?
Hayır. Araştırmalarım beni 11 ve 17 No’lu CD’nin sahte olmadığına doğru yaklaştırıyor. Onların içinden nasıl 2009’a ait bilgiler çıktı sorusuna ise elimdeki mevcut verilerle yanıt bulamıyorum. Kamuoyu olarak o el yazılarının incelenmesini talep etmemiz gerekiyor açık yürek-
lilikle.

NOT: Balyoz davasının tüm belgeleri kendisine iletilen Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu röportaj talebime, ‘henüz iddianame üstündeki çalışmasını bitirmediği’ gerekçesiyle olumsuz yanıt verdi. Bilgilerinize sunarım.


    ETİKETLER:

    TÜBİTAK

    ,

    Türkiye

    ,

    haber