Savunma ayakta

Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı ve TBMM'de yasalaşmayı bekleyen 'Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifevlerinin
İdaresi Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' tasarısı avukatları ayağa kaldırdı.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı ve TBMM'de yasalaşmayı bekleyen 'Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifevlerinin
İdaresi Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' tasarısı avukatları ayağa kaldırdı. Çünkü tasarı, avukatların cezaevine girerken aranmasını, müvekkili ile aralarında 'sır' sayılabilecek belgelere el konulmasını öngörüyor. Tasarı yasalaşırsa sanıkların avukatlarına verdikleri her türlü bilgi ve belgeye hâkim kararıyla el konulabilecek. Hukukçular tasarının hem Anayasa'ya hem de Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) ve Avukatlık Yasası'na aykırı olduğunu belirtiyor.
Üçlü protokol tepkisi
Adalet Bakanlığı yaklaşık iki yıl önce Sağlık ve İçişleri bakanlıklarıyla bir araya gelerek 17 Ocak 2000 tarihinde 'üçlü protokol'ü yürürlüğe koydu. Protokol, avukatların cezaevlerine girişte hassas kapıdan geçmelerini ve görevlilerce üstlerinin elle aranmasını, her türlü evrakın da denetlenmesini öngörüyordu. Protokolü savunma hakkına müdahale olarak gören avukatlar, ayağa kalktı ve yürürlükten kaldırılması için bir dizi eylem kararı aldı. Bu arada protokolün iptali için Danıştay'a dava açıldı.
Uygulanmayan yasa
Tepkilerin artması üzerine Adalet Bakanlığı, yeni çıkarılan Avukatlık Yasası'nı öne sürerek, gerekli değişikliklerin yasada yapılacağını söyledi ve böylece yükselen tepkilerin önünü almaya çalıştı. Avukatlık Yasası 2 Mayıs 2001'de yürürlüğe girdi. Yasada, avukatların 'ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında' aranmayacağına hükmediyordu. Yasa yürürlüğe girdi fakat 'üçlü protokol' özellikle F tipi cezaevlerinde aynı haliyle uygulanmaya devam etti.
Meslek sırrı kalkıyor
Yeni hazırlanan yasayla avukatların tepkilerini önlediğini düşünen Adalet Bakanlığı yine savunma hakkına ağır bir darbe indiren yasa tasarısına imza attı. Adalet Komisyonu'ndan geçen ve TBMM Genel Kurulu'nda yasalaşmayı bekleyen 'Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifevlerinin İdaresi Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısı'-nın 'meslek sırrını' ortadan kaldıran 6. maddesi avukatları yeniden ayağa kaldırdı.
Dosyayı herkes okuyacak
Tasarının 6. maddesine göre, müvekkilleriyle görüşmek için cezaevlerine giren avukatlar, üzerlerinde bulunan 'savunmaya' ilişkin belge ve dosyaları yazılı olarak beyan etmek zorunda. Yani avukat tamamen müvekkilini ilgilendiren, yargı sürecini etkileyecek 'sır' niteliğindeki belge ve dosyaları teker teker sıralayarak cezaevi yönetimine bildirecek. Böylece gardiyanlar dahil herkes avukat ile müvekkili arasındaki sırlardan haberdar olacak ve savunma hakkı ortadan kalkacak. Söz konusu maddede ayrıca cezaevi görevlisinin 'şüpheli' bulması halinde avukatın belge veya dosyasına hâkim ya da savcı kararıyla el konulmasını öngörüyor. Böylece, avukatların müvekkillerine ilişkin belge ve dosyaları bir de savcı tarafından okunmuş olacak.
***
'Savunma hakkı zarar görür'
Sanık hakkının 'insan hakkı' olarak ele alınması gerektiğini belirten hukukçular tasarıyla Anayasa'da 'kişi hak ve özgürlükleri' başlığı altındaki maddelerin ihlal edildiğini vurguluyor. Hukukçuların görüşleri şöyle: Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu: Cezaevlerine girişte yapılan aramalar tutuklu ya da hükümlünün kaçışını ya da tehlike yaratmasını engellemeye yöneliktir. Söz konusu tasarı savunma hakkına açık müdahale niteliğindedir. Cezaevine gelenlerin aranması güvenlikle ilgilidir. Avukatın elinde müvekkiliyle ilgili bilgilerin yer aldığı dosya ve evrak 'güvenlik tehdidi' olarak kabul edilemez. Anayasa'da 'savunma hakkının' koruma altına alındığı 36. maddeye aykırılık söz konusu.
İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman: Avukatlık Yasası'yla tanınan haklar geri alınmak isteniyor. Savunma mesleğinin en önemli ilkesi olan 'meslek sırrının korunması' ihlal ediliyor. Anayasa'ya, CMUK'a, Avukatlık Yasası'na, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşmiş içtihatlarına, Avrupa Birliği Barolar Konseyi kararlarına tamamen aykırı bir tasarı. Demokratik hukuk devleti anlayışına darbe niteliği taşıyor. Bu ancak totaliter bir yargı anlaşıyı olabilir.
Ankara Barosu Başkanı Sadık Erdoğan: Meslek sırrı yasa ile korunan bir haktır. Hem avukatın hem sanığın hakkıdır. Sanığın bize söylediği sırları ne olursa olsun saklamak zorundayız. Bu mesleğimiz için gereklidir. Adaletin güvenilirliği sır saklama yükümlülüğü ile sağlanır. Oysa bu tasarı TBMM'de yasalaşırsa, müvekkillerimizle aramızda olan tüm gizli belgelere el konulabilecek. Bu Anayasa'da insan haklarıyla ilgili hükümlerin ihlali anlamındadır. Bakanlığın kasıtlı hareket ettiğini düşünüyorum.