Sedat Peker ve DHKP-C restleşmesi!

Sedat Peker ve DHKP-C restleşmesi!
Sedat Peker ve DHKP-C restleşmesi!
Bir süredir DHKP-C ile organize suç örgütü yönetmekten yargılanmış Sedat Peker arasında bildiri savaşı sürüyor. DHKP-C, 'mafya çömezi' dediği Sedat Peker'in Gülsuyu'nda uyuşturucu sattığını, arazi rantı için şiddet uyguladığını savunurken, Peker de "70'lerde solcular Filistin'de öldü. Siz ise uluslararası sermayenin taşeronu oldunuz" dedi.

RADİKAL - DHKP-C ile Ergenekon ve organize suç örgütü yöneticiliğinden yargılanan ve ceza alan Sedat Peker arasında bir süredir sert bir bildiri savaşı sürüyor.

Sedat Peker, Dolmabahçe'deki saldırı girişimi sonrasında sosyal medya hesaplarından yayınladığı bir bildiri ile DHKP-C'nin Okmeydanı, Gülsuyu ve Gazi Mahallesi'nde yerleştiğini belirterek, "Belki de sorulması gereken doğru soru bu insanlara biraz fazla demokratik davranılarak acaba şımarmaları mı sağlanmaktadır?” dedi.

DHKP-C: MAFYA ÇÖMEZİ!

DHKP-C ise bu açıklama üzerine yayınladığı bildiride Sedat Peker için "çaylak mafya" ifadesini kullanarak, Peker'in tetikçilik yapmaya giriştiğini ve adamlarının Gülsuyu’ndaki Mahir Hüseyin Ulaş Parkı’nı yaktığını iddia etti. Bildiride, gecekondu mahallelerinde Peker'in uyuşturucu ticareti yaptığı, arazi rantı için şiddet uyguladığı da ileri sürüldü. Bildiride şöyle denildi:

"Çömezlikten ustalığa terfi edeceğinin hayalini kuruyor Sedat Peker. Devrimcilere saldırarak ustalığa terfi edemezsin. Bunu senden önce deneyen çok oldu. DHKP-C hakkında yorum yapmaya senin yaşın yetmez... DHKP-C’nin Gülsuyu, Okmeydanı, Gazi Mahallelerindeki etkinliğini kırarsan Kentsel dönüşüm adı altında yapılan yağma ve talandan pay mı alacaksın?"

PEKER: SİZİN DEVRİMCİLİĞİNİZ BİTTİ

Bu bildirdi sonrası Sedat Peker de sosyal medya hesabından DHKP-C'ye yanıt verdi. "DHKP-C örgütü şahsıma karşı bir açıklama yayınlayınca şu an okuduğunuz paylaşımı yayınlamak zorunda kaldım" diyen Peker açıklamasında şunları söyledi:

"Sizlerin gücü sadece belediye otobüsleriyle akşam evine giden, vatandaşlara yeter. Molotof kokteylinizle siz ancak gencecik kızları öldürebilirsiniz ya da saraylardaki koruma polislerinin kulübelerine saldırı yaparsınız. Sizin büyükleriniz devlet düşmanı olsalar da kendilerince bir duruşları vardı. Kendilerini sorgulayan, terörle mücadele şubesine eylem yapmaya çalışırlardı. O kadrolar, eğitimli olduğu için genelde başarılı olamadığınızdan, ailesini geçindirmenin haricinde sizinle hiçbir şekilde yolu kesişmeyen, normal polislere saldırı düzenliyorsunuz. Açıklamanızda benim mafya olduğumu söylemişsiniz. Hani derler ya dinime söven. Sizin devrimciliğiniz; Özdemir Sabancı'ya yaptığınız suikast ile son bulmuştur. Bu işlerle ilgisi olan herkesin bildiği üzere o dönem Japon sermayesi ve teknolojisini Türkiye 'ye getirme görüşmelerini yapan kişi Özdemir Sabancı'ydı. Siz, dünya kapitalizmine yön veren, büyük sermayenin taşeronu olarak 'Sabancı' cinayetini işlediniz... 70'li yıllarda Filistin'e kamplara giden solcu militanlar, orada sermaye sömürgeciliğinin fikir babası Siyonist İsrail'le savaşırken vefat ederek, Filistin topraklarına gömülmüşlerdir. Aradan 25 yıl geçince, 90'lı yılların ortalarında ise uluslararası sömürgeci sermayenin taşeronluğuyla Özdemir Sabancı suikastını yaparak, Japon sermayesi ve teknolojisinin Türkiye'ye gelişini engellediniz. Amacınız sermaye baronlarını cezalandırmaktıysa neden Koç ailesine suikast yapmadınız. Zaten şu anki DHKP-C'ye söyleyecek sözüm bile yok. Çünkü siz sol bir örgütte değilsiniz."