Şehir eşkiyasını bu cezalar mı korkutacak?

Şehir eşkiyasını bu cezalar mı korkutacak?
Şehir eşkiyasını bu cezalar mı korkutacak?
Sarıyer'de yol verme tartışmasında İbrahim Doğan'ı denize atarak ölümüne yol açan şehir eşkiyalarından birine 8 yıl 4 ay, ikisine bir yıldan az hapis cezası verildi. Olayda İbrahim Doğan'ı kurtarmak isteyen kardeşi Soncay Doğan da yaşımını yitirmişti


İSTANBUL - Bir çay fabrikasında şoför olarak çalışan 27 yaşındaki İbrahim Doğan, 10 Mart 2007'de eşi Nurgül, 1.5 yaşındaki kızı Azra ve 22 yaşındaki kardeşi Soncay Doğan'la Sarıyer'de dolaşıyordu. Önlerindeki araç Doğan'a yol vermiyordu. Bu araçta Bahadır Keskin ve Akın Alabur vardı. İki araç arasında Haydar Aliyev Caddesi'nde tartışma çıktı. Öndeki araç durdu, Keskin ve Alabur, bıçaklarla Doğan'ın üzerinde yürüdü. Doğan, kendisini tartaklayan zanlılarca denize atıldı. Doğan, denizde boğuşurken kardeşi Soncay (fotoğrafı yanda) da ağabeyini kurtarmak için suya daldı. İbrahim Doğan, eşi ve kızının gözleri önünde, kardeşi Soncay ile birlikte sularda kayboldu.
Doğan, asgari ücret ve prim alıyordu. Soncay da bir hafta önce bir şirkette güvenlik görevlisi olarak işe başlamıştı. Babaları işsizdi. Dört kişilik bir aileydiler. Sarıyer Kazım Karabekir Mahallesi'nde 230 YTL kirayla bir evde oturuyorlardı. Soncay, mahallenin sevilen delikanlılarındandı. İbrahim de işyerinde öyleydi.

CEZALAR ÇIKTI

Bu olayın ardından yargılama süreci başladı. İbrahim Doğan’ı denize atarak öldürdükleri öne sürülen tutuklu sanık Bahadır Keskin 8 yıl 4 ay, tutuksuz sanıklar Handan Keskin 10 ay, Akın Alakuş ise 7 ay 15 gün hapis cezasına mahkum edildi.
Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu yargılanan Bahadır Keskin ile tutuksuz sanıklar Handan Keskin ile Akın Alakuş hazır bulundu. Duruşmaya, sanık avukatları Hasan Bilgeç, Hikmet Çarboğa, Burhan Atalay ile müdahil avukatı Ali Ekber Yılmaz ve olayda hayatını kaybeden İbrahim Doğan’ın annesi Havva ile eşi Nurgül Doğan da katıldı. Duruşmada söz alan sanıkların avukatı Hikmet Çarboğa, olayın başlangıcında müdahil tarafın kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini, gerçeklerin söylenmemesi nedeniyle olayın farklı taraflara çekildiğini öne sürdü. Savcının mütalaasında "olayın kasten yapıldığına dair beyanın bulunduğunu" anlatan Çarboğa, sanığın maktulü öldürme niyetinin olmadığını savundu. Bu sırada İbrahim Doğan’ın annesi Havva Doğan, avukata tepki göstermesi üzerine mahkemeye heyeti başkanınca dışarı çıkartıldı.

CEZADA İNDİRİM YAPILDI

Verilen aranın ardından, mahkeme heyeti, tutuklu sanık Bahadır Keskin Türk Ceza Kanunun 44/1, 81/1, 83/1-2/b ve 82/3 maddeleri uyarınca "kasten adam öldürme, kasten adam öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ve fikri içtima" suçundan 20 yıl hapis cezası verilmesini öngördü. Ancak heyet Keskin’in "suçu olası kasıtla gerçekleştirdiği", "kastın yoğunluğu, eylemin bıçakla kovalamak suretiyle kasıtlı bir hareketle başlatılmış olması" ve olayın gelişimi ve aldığı süreç nazara alınarak, suçun tahrik altında işlendiğine karar vererek, tahrikin ağırlığı, bizzat kendisine yönelmemiş olması ve duruşmadaki hal ve tavrı" nedeniyle 8 yıl 4 aya indirdi. Tutuksuz sanıklar Handan Keskin ve Akın Alakuş ise Türk Ceza Kanununun 98/2 maddesi uyarınca "yardım veya bildirim yükümlüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi" suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak heyet Keskin’in cezasını "sanığın suçu olası kastla gerçekleştirdiği, suçun tahrik etkisi altında işlediği ve duruşmadaki hal ve tutumları" doğrultusunda 10 aya düşürdü.  Tutuksuz sanık Akın Alakuş’un cezası da "sanığın suçu olası kastla işlemesi, suçu tahrik etkisi altında işlemesi ve duruşmadaki hal ve tavrı nedeniyle" 7 ay 15 güne indirdi.

YARGITAY'A GİDECEKLER

Müdahil avukatı Ali Ekber Yılmaz, sanıkların yeterli cezaya çarptırılmadığını bu nedenle kararın bozulması için 7 gün içerisinde Yargıtaya temyiz başvurusunda bulunacaklarını belirtti. İddianamede, Akın Alakuş, Bahadır Keskin ve Handan Keskin’in, "İbrahim Doğan’ı kasten öldürdükleri" gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırılmaları isteniyordu.

-BU CEZALARLA ÖNLENMEZ-

Olaydan sonra görüşüne başvurduğumuz Doç. Dr. Fatih Mahmutoğlu İstanbul'da yoğunlaşan şehir eşkıyalığı olaylarının önlenmesi için, hukuka aykırı davranmanın yaptırıma bağlandığı ve cezasının çekildiği bir sistem yaratılması gerektiğini söylemişti. Mahmutoğlu şöyle konuşmuştu: "Toplumda kırmızı ışıkta geçmeyi basite aldığınız zaman bu artarak devam ediyor. Bütün bunların finali böyle oluyor. Kendi hukukunu yaratmaya kadar varan bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Devlet, buradaki zafiyete zamanında müdahale etmek, engellemek, tedbirleri almak ve toplumda bilinç oluşturmak mecburiyetinde. İnsanlar bilmeli 'bir kötülük yaparsan mutlaka karşılığını göreceksin.' Bu yaratılmadığı sürece hepimiz aynı tehlike içindeyiz. Eminim ki hepimiz yolda giderken onlarca defa bu riskin kenarlarında dolaştık. Yeni ceza yasasında, cezasını çektikten sonra kişilerin kontrol altında tutma ve denetleme şeklinde bir sistem yok."(Radikal, aa)