Şehit Emniyet Amiri son yolculuğuna uğurlandı

Bostancı'daki operasyon sırasında şehit olan Emniyet Amiri Semih Balaban (34) için İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesi'ndeki yerleşkesinde tören düzenlendi



Şehit Emniyet Amiri Semih Balaban’ın Türk bayrağına sarılı naaşının katafalka konulmasının ardından, Balaban’ın eşi Filiz Balaban, kızları 2 yaşındaki Elif ve 4 yaşındaki Şevval’i kucağına alarak tabutun yanına geldi.
Kendisi de polis memuru olan Filiz Balaban’ın eşiyle vedalaşırken metanetini koruduğu gözlendi.
Törene, şehit Emniyet Amiri Balaban’ın annesi Fatma Balaban ve yakınlarının yanı sıra Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, "Ergenekon" soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, CHP’li Gürsel Tekin, Mehmet Ağar ile emniyet teşkilatı mensupları katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ile başlayan törende, Balaban’ın öz geçmişi okundu.
Törende konuşan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile operasyonda şehit olan Semih Balaban ve vatandaş Mazlum Şeker’in ailesi ile yaralılarını hastanede ziyaret ettiklerini anımsatarak, "Ziyaretlerde gördüğümüz metin ve kararlı gözler, bu ülkenin birlik, beraberlik ve kardeşliğine hiç kimsenin halel getirmeyeceğini, zarar veremeyeceğini bir kez daha gösterdi" dedi.
Bağış, bugün Milli Güvenlik Kurulu toplandığı için törene kendisinin ve Abdülkadir Aksu’nun katıldığını belirtti.
Büyük bir acı yaşadıklarını vurgulayan Bağış, Türkiye’nin birliğini, saygınlığını, itibarını, gücünü, kuvvetini içinde barındıran şehitlik mertebesi önünde saygıyla eğildiklerini söyledi.

ŞEHİTLİK MERTEBESİ
Egemen Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnançlarımıza göre Peygamberlikten sonra, en son mertebe olan şehitliğe ulaşmak herkese nasip olan bir şey değil. Semih kardeşimiz, genç yaşta o mertebeye yükseldi. Kesin olan bir şey var, hepimiz bu dünyaya veda edeceğiz. Ülkesi için, gelecek nesillere daha aydınlık bir Türkiye bırakmak için, canını feda eden, şehit olan kardeşimizin önünde saygıyla eğiliyoruz. Şehidimize Allah’tan rahmet, yaralılara geçmiş olsun diliyorum."
Türk polisinin, Türk askeri gibi her zaman ilk çare olarak şefkati denediğini vurgulayan Bağış, polisin dünkü operasyonda da yine "Teslim ol" çağrısıyla ilk olarak şefkati denediğini, ancak buna silah, bomba ve kurşunla karşılık vermeye kalkan haine, daha sonra anladığı dilden yanıt verdiğini belirtti.
Bağış, şefkate gerekli cevap verilmediği için silahın son çare olduğuna dikkati çekti.

OĞUZ KAAN KÖKSAL
Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal da polisliğin, güvenlik kuvvetleri mensubu olmanın zor bir iş olduğunu belirterek, polislerin, dün olduğu gibi vatandaşın huzur ve güvenliği için canını ortaya koyduğunu kaydetti.
Köksal, "Hedefimiz ülkemizin bölünmez bütünlüğü, bayrağımızın yüceliği, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyetimizi sonsuza kadar korumak ve vatandaşlarımızın huzur ve güvenini sağlamaktır" dedi.
Türk halkına, teşkilatı adına şükranlarını sunmak istediğini, halkın teşkilat mensuplarına görevlerini yerine getirirken hep sevecenlik gösterdiğini belirten Köksal, "Göstermeyenlere de örnek olarak, Türk halkını ifade etmek istiyorum. Acılar paylaşıldıkça hafifler" diye konuştu.
Vatandaşların emniyet teşkilatının acısını hafifletmek ve şehide karşı son görevini yerine getirmek için geldiklerini ifade eden Köksal, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Şehidimizin, yine personelimiz olan değerli eşi ilk andan itibaren bu gururu büyük bir vakarla taşımaktadır. Türk Polis Teşkilatı, güvenlik kuvvetleriyle birlikte her zaman teröre geçit vermeyen, terör nerede olursa olsun onun başını ezmek için dimdik ayakta duran bir teşkilattır. Elbette ki bu terör mücadelesini sürdürürken halkında diğer kuruluşlardan vatandaşlarından ve ismini burada zikredemediğim herkesten destek beklemektedir. Bu destekle şahlanarak bu ülke düşmanlarının, kanun tanımazların hakkından gelecek ve onların başını ezecektir."
Köksal, dün yapılan operasyonlarda ortaya çıkartılan dokümanlar, silah ve mühimmat göz önünde bulundurulduğunda ve bu insanların, bu silah ve mühimmatla neler yapabileceği düşünüldüğünde, yapılan işin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, "Böylesine bir teşkilatla ne kadar gurur duysak azdır" dedi.

56 AYRI NOKTAYA OPERASYON
İstanbul Valisi Muammer Güler ise İstanbul’da bir gecede 56 ayrı noktaya yapılan operasyonlarda, hain eylemleri ile tanınan terör örgütünün bütün unsurlarının ve lider kadrosunun ele geçirildiğini söyledi.
Operasyonun başarısının yanında 1 emniyet amirinin şehit olmasının, 1 vatandaşın hayatını kaybetmesinin ve 7 polis, 1 vatandaş ve 1 basın mensubunun yaralanmasının üzüntüsünü yaşadıklarını dile getiren Güler, sözlerine şöyle devam etti:
"Evladımızın acısı hiçbir zaman dinmeyecektir. Annesi, ’Vatan sağ olsun’ diyecek kadar asil bir Türk annesinin gösterdiği yüce duyguyla hepimize önemli bir ders verdi. Yüreğindeki evlat acısıyla ’Vatan sağ olsun’ diyebilen bir annenin, yüreğindeki eş sevgisiyle çocuklarının babasını kaybetmenin acısıyla ’Vatan sağ olsun’ diyebilen kahraman polis memurunun ifadeleri herkese ders olsun."
Güler, terörle mücadelenin psikolojik bir harekat olduğunu vurgulayarak, bu mücadelenin sadece güvenlik güçlerinin sorumluluk çerçevesinde bulunmadığını, herkesin üzerine düşen görevler olduğunu kaydetti.

VALİ GÜLER’DEN UYARI
Vali Güler, yapılan değerlendirmelerde güvenlik güçlerinin moral ve motivasyonlarını etkileyebilecek beyan ve davranışlardan kaçınılmasını isteyerek, bugün öğleden sonra düzenlenecek basın toplantısında operasyona ilişkin gerekli bilgilerin verileceğini söyledi.
"Şimdi şehidimize ağlamanın, yaraları sarmanın zamanıdır" diyen Güler, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü uğrunda asker, polis, korucu ve milletle topyekun mücadele verildiğini ifade etti.
Muammer Güler, şehitlerin sayesinde, bu topraklar üzerinde Türk bayrağının dalgalanabildiğine dikkati çekerek, şehit ailesine şöyle seslendi:
"Emniyet teşkilatı evladınızın hatırasını büyük bir emanet olarak görecek. Bu teşkilat, vefalıdır, şehidine, yaralısına sahip çıkmayı bilir. Yüreğinizdeki acıyı dindiremeyiz, ama yapılması gereken her şeyin yapılacağına olan inancınızı muhafaza edin. Mücadele, azim ve kararlılıkla sürdürülecektir. Herkes bu mücadelede sorumluluğunu yerine getirmelidir."

"BALABAN, TELSİZİNİ TERÖRİSTE KAPTIRMAMIŞTIR"
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da, dün Bostancı’daki operasyonda yaralanan polis memurları Mehmet Ayhan Özer, İbrahim Tonyalı, Muhammet Gültekin, Ayhan Kıraslan, Çetin Çimen, Arif Buran ve Muhittin Atçı’nın tedavilerinin Haydarpaşa Numune ve Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesinde devam ettiğini ve durumlarının iyi olduğunu söyledi.
Hücre evlerine yapılan baskınlarda bol miktarda mermi, doküman ve bomba yapımında kullanılan malzeme ele geçirildiğini anımsatan Cerrah, şunları kaydetti:
"Üzüntümüz derin, acımız büyüktür. Devletimizi, milletimizi bölmek ve parçalamak isteyen, birlik ve beraberliğimizi hazmedemeyen şer güçleri, kendilerinin korkulu rüyası ve güven ortamının güvencesi olan Türk polisini ve Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünü hedef almışlardır. Ancak devlet, millet ve rejim düşmanları şunu çok iyi bilmelidir ki devletimize kurşun sıkan hainlerin yaptıklarını, hiçbir zaman yanlarına bırakmamıştır, bundan sonra da bırakmayacaktır. Semih arkadaşımız teröristi ele geçirmek için her türlü yolu denemiş, ancak bu arada maalesef şehit olmuştur. Ayrıca Türk polisi silahını ve telsizini namusu bilmiştir. Telsizini de teröriste kaptırmamıştır. Teröristin anons ettiği telsiz kendisine ait olan telsizdir. Benim şehidimin telsizi ve silahı arkadaşları tarafından şehit olduğu noktada yanında bulunmuştur."
Şehit Emniyet Amiri Semih Balaban’ın cenazesi, Eyüp İlçe Müftüsü İsa Gürler’in okuduğu duanın ardından omuzlara alınarak Polis Bandosu eşliğinde cenaze aracına taşındı.
Tören boyunca Emniyet Müdürlüğü binasında bulunan Balaban’ın çocukları Elif ve Şevval Balaban’ın, cenaze taşınırken camdan el sallayarak babalarını uğurladıkları görüldü.
Balaban’ın cenazesi, daha sonra Fatih Cami’ne götürüldü.
Bu arada, törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de çelenk gönderdiği görüldü.