Selçuk: Başbuğ Yüce Divan'da yargılanmalı

Selçuk: Başbuğ 
Yüce Divan'da yargılanmalı
Selçuk: Başbuğ 
Yüce Divan'da yargılanmalı
Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, 'müebbet hapis cezası' alan Başbuğ'un Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini söyledi ve 'af' önerisini dile getirdi.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Balyoz ve Ergenekon davalarının Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gündemine gelmesini ve bu iki dava için kurulun karar vermesi gerektiğini söyledi. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ için ‘Mutlaka Yüce Divan’da yargılanmalı” diyen Selçuk, ‘af’ önerisini dile getirdi. Selçuk, Ergenekon davasına ilişkin kararı Radikal’e şöyle değerlendirdi.
AF YASASIYLA TEMİZLEMEK: Dava dosyasının içeriği bilinmeden değerlendirme yapmak yanlış olur. Kararın gerekçesini görmek gerekiyor. Ancak dava açılırken bazı yanlışlıklar yapıldığı kesin. Bununla beraber böylesine büyük bir dava ilk defa yargının gündemine geliyor. Belki de dünyada bile bu çapta bir dava yok. Bu çapta bir davanın altından kalkmak kolay değil. O nedenle dedim ki, bunun altında hiçbir hukukçu kalkamaz. Doğrusu bir af yasası ile bunu temizlemek. Yine aynı görüşü savunuyorum.
YETKİYİ KÖTÜYE KULLANMA: Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un mutlaka Yüce Divan’da yargılanması gerekir. Başbuğ Yüce Divan’da yargılanmak zorunda. Bu benim açımdan kesin. Niye diyeceksiniz? Ben Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin başkanlığını yaptım. Görev sebebiyle davalar, daireye geliyordu. Görevi kötüye kullanma diye bir suç yoktur. Bu yanlış bir isimlendirme. Bunun doğrusu, yetkiyi kötüye kullanmadır. Başsavcılık burada hata yapmıştır. Çünkü İlker Başbuğ’un kendisine verilen yetkileri aştığı iddiası vardır. Bu bir görev suçudur. Bu hükümeti düşürmek bir görev suçu olur mu? Görevle ne ilgisi var denilebilir. Görevle ilgisi var. Çünkü kendisine verilen yetkileri kötüye kullanmış oluyor. Buna da bakacak yer Anayasa Mahkemesidir, Yüce Divan’dır.”
BALYOZ KARARI EMSAL OLUR: Darbe suçu için mutlaka şiddet unsuru bulunmalı. Darbeyle hükümeti devirme suçu için şiddet unsuru gerekir. Fiili ve eylemli olarak şiddet gerekir. Balyoz davasındaki kararın nasıl olacağını kestirmeyiz ama Ergenekon davasına emsal olacaktır. Ama böylesine büyük bir davanın mutlaka çok sayıda hukukçu tarafından yeniden gözden geçirilmesi, tartışılması gerekir. Yolu da şudur: Başsavcılık itiraz eder, konu Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önüne gelir. Orada daha çok sayıda, 30 civarında hukukçu bunu tartışır. Ve bu konuda içtihat ortaya çıkar. Başka türlü sağlık bir şekilde bunun içinden çıkması mümkün değil.
SUÇUN ÖĞELERİ OLUŞMAMIŞ: Kanımca Balyoz davasında suçun öğeleri oluşmamıştır. Dış dünyada yansıyan şiddet söz konusu değil. ‘Hükümeti düşürelim’ demek, hazırlık yapmak, buna girmez. Basına yansıdığı kadarıyla Ergenekon davasında TCK 312. maddesindeki (hükümete karşı suç) unsurlar oluşmaz. Fiili olarak şiddet kullanılması lazım. Bu maddi ya da manevi olur. Manevi olur, hükümet üyelerini tehdit edersin. Maddi olur, silah çeker, üzerine gidersiniz. Zor kullanılması şart. Bütün öğreti aynı şeyi söyler. Cezalara hiç girmiyorum önce suç öğesi oluşup oluşmadığına bakıyorum. Kaynak yasasını aldığımız İtalya’da bu madde hiç uygulanmamış. İçtihat görmedim.“