Şemdinli'de de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu

Şemdinli'de de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu
Şemdinli'de de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu
Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanmasıyla ilgili verilen hapis cezalarının gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme, Dink davasının mahkemesinde olduğu gibi Şemdinli'de de 'örgütü' gördü, ancak bunu kanıtlayamadı.

Osman BEKLEYEN

VAN - HAKKARİ’nin Şemdinli İlçesi’nde eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’nin 9 Kasım 2005 yılında bombalanmasıyla ilgili 39’ar yıl hapis cezasına çarptırılan sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş’in gerekçeli kararı tamamlandı.

353 sayfa olan gerekçeli kararda, sanıkların çelişkili ifadelerine yer verilirken, Susurluk davası da emsal gösterildi.

Sanıkların ayrıca ’Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçlarını düzenleyen TCK 302/1 suçundan değil, ’Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olma’ suçlarını düzenleyen TCK 220/2’den yargılandıkları; sanıkların hukuk dışı terörle mücadelelerinin ise vatandaşla devletin karşı karşıya getirilmesini isteyen PKK’nın amacına hizmet etiğine dikkat çekildi.

Şemdinli’de eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’a Umut Kitapevine bombalı saldırı yapılmış, saldırıda Mehmet Zahir Korkmaz hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili 7 yıldır süren davada karar duruşuması ise 10 Ocak 2012’de Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşma sonrası mahkeme heyeti sanık Astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve PKK itirafçısı Veysel Ateş’e 39’ar yıl 10’ar ay 27’şer gün hapis cezası verdi. Yaklaşık 50 gün aradan sonra davanın gerekçeli kararı da tamamlandı. 353 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, sanık, avukat ve tanıkların emniyet, savcılık ve mahkeme sürecindeki ifadelerine geniş yer verildi.

HUKUKA AYKIRI TERÖRLE MÜCADELE YAPILDI
Olay ve dava sürecinin geniş bir şekilde anlatıldığı gerekçeli kararda, sanıklar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve PKK itirafçısı Veysel Ateş’in hukuka aykırı terörle mücadele yaptıkları belirtildi. Sanıkların, ’Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçlarını düzenleyen TCK 302/1 suçundan değil, ’Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olma’ suçlarını düzenleyen TCK 220/2’den yargılandıkları hatırlatıldı. Sanıkların bu eyleminin bölgede faaliyet gösteren PKK’nın kendi amaçları doğrultusunda propaganda malzemeleri olarak kullanılmakta, olduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi:

"Örgütün kendi tabanı tarafından bu suçlar insanların devletten uzaklaştırılması için bir fırsat olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar sanıklar tarafından işlenmiş bulunan suçlar 5237 sayılı TCK’nın 302. maddesindeki neticelerin meydana gelmesini, terörist örgütün vatana ihanet ederek ülke topraklarını bölmek şeklindeki amacını sonuçları itibariyle kolaylaştırıyor, Devletle halkı karşı karşıya getiriyor, devletin bölgedeki saygınlığını, egemenliğini ve bağımsızlığını zarara uğratıyor, nihai olarak Üniter Devlet olgusu bir başka açıdan zedeleniyor ise de; sanıkların bu amaç doğrultusunda hareket ettiklerine, icra hareketlerini doğrudan bu amaçlara yönlendirdiklerine, suçları doğrudan bu amaçlar doğrultusunda işlediklerine dair yeterli delil elde etmek mümkün olamamıştır.

Devletle ve özellikle de güvenlik güçleri ile vatandaşların karşı karşıya geldiği, bu durumun da bölücü terör örgütünün amaçlarından biri olduğu düşünüldüğünde sanıkların görünürdeki amaçlarının; en azından yasadışı yollarla, keyfi ve hukuka aykırı metotlarla terörle mücadele etmek olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır.

Sanıkların bu tarzdaki yaklaşım ve eylemlerinin devletin birliğinden çok birliğinin zayıflamasına, huzurdan çok huzursuzluğa, güven ortamından çok güvensizliğe hizmet ettiği, devletin ve ülkenin her yanında terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin amacının bu olmadığı ve olamayacağı düşünüldüğünde sanıkların terörle mücadeleden başka amaçlar taşıyor olabilecekleri şüphesi doğmaktadır.

Ancak bu şüpheler kanıtlanamadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanıkların amaçlarının; "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik değil, terörle yasa dışı, hukuka aykırı metotlarla mücadele etmek olduğunun kabulü gerekmiştir.

MKE yapımı olmadıklarının anlaşılması nedeniyle sanıklarca kabul edilmeyen el bombalarının araca sonradan konulduğunu ya da araçta bulunan sanıkların bunlardan haberi olmadığını kabul etmek mümkün görülmemekte, sanıkların TCK’nın 220’inci maddesi kapsamında bir örgütün faaliyeti kapsamında anlaşarak anılan bombalama - yaralama - öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarını birlikte işlediklerini kanıtlamaktadır. Mahkememizce iddianameye konu fiillerin açıklandığı şekilde gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."

ÖRGÜT VARLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Gerekçeli kararda açıklanan örgütün, suç konusu olayın niteliği itibariyle, ülke genelinde veya bölgedeki diğer kamu görevlilerini de kapsayacak ölçüde çok yönlü araştırılması gerektiğine dikkat çekildi.

Kararda bunun devletin yetkili organları tarafından araştırılmasını ve yargı önüne çıkarılması istenerek, "Sanıkların atılı suçları işlemeleri öncesindeki, işlendiği sıradaki ve işlenmesi sonrasındaki olaylar, basın yoluyla yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir emir komuta zinciri içinde bulunan sanıkların böylesi bir eylemi terör eylemlerinin yoğun olarak yaşandığı bir bölgede tek başlarına planlamaları ve uygulamaları hayatın olağan akışına aykırı olup, olanak dışıdır.

Nitekim sanıklar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’in olay gününe ilişkin görevlendirme yazısına göre, 9 kasım 2005 günü saat 08.00’den itibaren Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri bölgesinde bulunan örgüt mensupları hakkında bilgi elde etmek, istihbari ve operasyonel faaliyetlerde bulunmak ve kendilerine gereken yardım ve kolaylık sağlanmak üzere görevlendirildikleri görülmektedir.

Gerekçeli kararda açıklanan örgütün suç konusu olayın niteliği itibariyle, ülke genelinde veya bölgedeki diğer kamu görevlilerini de kapsayacak ölçüde çok yönlü araştırılması gerekmektedir. Ancak yargılama safahatında olayın arkasındaki ilişkilerin çözülmesi mümkün olmamış, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında bu kişilerin varlığı tespit edilememiş, kendilerine ulaşılamamıştır. Sanıklar dışında, izah edilen örgütü kuran, yöneten, sanıklar dışında örgüte üye olan diğer kişilerin tespit edilip, yargı önüne çıkarılmaları görevi devletin yetkili organlarındadır" denildi.

SANIKLARIN ÇELİŞKİLİ İFADELERİNE YER VERİLDİ
353 sayfadan oluşan gerekçeli kararda sanıkların emniye, savcılık ve mahkemedeki ifadelerine geniş yer verilirken, bu ifadelerdeki çelişkilere dikkat çekildi.

"Sanık Ali Kaya ilk önce olay günlerine kadar Şemdinli İlçesi’ne sadece Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde göreve başladığı ilk ayları takip eden aylarda ilçeleri tanımak için 2004 yılı Ekim ayında bir defa, yine 7 Kasım ve 9 Kasım günlerinde iki defa olmak üzere toplam üç defa gittiğini, bundan başka hiç gitmediğini beyan ve savunmuş ise de; sanık sorgu ifadesinde Seferi’ye gelecek pakete ilişkin olarak; bunun örgütün stratejisini belirleyen ya da örgüte talimat veren bir CD ya da doküman, ya da bomba ya da başka bir şey olabileceğinin değerlendirildiğine, neticesinde 7 Kasım’da yine yanlarında Veysel Ateş olduğu halde Özcan’la birlikte Şemdinli’ye gittiklerine, burada şimdi isimlerini açıklayamayacağı 4-5 haber elemanıyla görüştüklerine, bunlardan Seferi Yılmaz’ın tüm bilgileri toplamak amacıyla Özcan’ın krokiye Seferi’nin evini, işyerini caddenin yapısını işaretlediğine, daha önce Şemdinli’ye gelişlerinde de son geldiği zamanki aracı kullandıklarına, beyaz renkli Renault 19 marka araç olduğuna, plakanın da aynı plaka olduğuna, yanında Özcan ve Veysel’in bulunduğuna ilişkin ayrıntılı ve açık tevil yollu beyan ve ikrarda bulunmuştur.

Bu tevil yollu ikrarına göre Ali’nin yine diğer sanıklarla birlikte son zamanlarda birçok defa Şemdinli’ye gittikleri açıkça ortaya çıkmıştır. Şemdinli ilçesine gidiş amaçlarına ilişkin olarak; sanık Ali Kaya Şemdinli Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde Hakkari ili Şemdinli ilçesindeki son zamanlarda meydana gelen terör olayları konusunda istihbari bilgi toplamak için görevlendirildiklerini söylemiş; sanık Özcan İldeniz ise Şemdinli’de bulunan Seferi Yılmaz’ın son günlerde PKK örgütü ile olan irtibatını ortaya koymak için çalışma yapmak amacıyla gittiklerini söylemiş."

SUSURLUK EMSAL OLDU
Gerekçeli kararda 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen trafik kazasıyla ilgili yürütülen soruşturma ve dava sürecinde alınan karalarda emsal gösterildiği belirtildi.

"Anayasanın 6. maddesindeki ’Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz’ hükmüne karşın bir örgütlenme ve yetki kullanımı yoluna gittiklerinin görüldüğü, bunun ise hukuk devleti kuralları içinde savunulur yerinin olamayacağı, terörle mücadele adı altında da olsa açıklandığı gibi hukuk dışı bir örgütlenme ile devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak yürürlükteki yasalar yerine kendi güç ve kuralları ile sözde yasalar oluşturmanın, devleti, hukuk devleti olmaktan çıkaracağı, bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan her türlü yasadışılığın egemen olduğu bir sistem oluşacağı, sonuçta yurttaş-devlet ilişkisinde hukuk kuralları yerine korku ve kaygının geçerli olacağı, bunun da bir Anayasa ve Yasa ihlalinin ötesinde tam bir hukuk ihlali niteliği taşıyacağı ve hukuk devletinin bütünü ile ortadan kalkması sonucunu doğuracağı göz önüne alındığında mahkemenin sanıkların eylemlerinin TCK’nun 313. maddesine uyar nitelikte görüp karar yerinde gösterdiği gerektirici nedenlerde de bu nedenle bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir" denildi.

AMAÇ İSTİHBARAT DEĞİLDİ
Sanıkların Şemdinli İlçesi’ne istihbarat amaçlı gittiklerine yönelik yaptıkları savunmalarna da dikkat çekildi. Bu kanaatin oluşmadı değerlendirilerek şu gerekçeler belirtildi:

"Her ne kadar savunmalarda ve görevlendirmeye ilişkin yazılarda sanıkların suçsuz oldukları ve sadece istihbaratla görevlendirildikleri belirtilmiş ise de; sanıkların içinde bulundukları araçta yapılan incelemede, aracın bagajında ele geçen üç adet kalasnikof marka seyyar dipçikli dolu şarjör takılı tüfek, bir adet dolu kalasnikof şarjörü, iki adet hücum yeleği, hücum yeleklerinin ceplerinde altı adet kalasnikof şarjörü, ayrıca siyah bir evrak çantasının içinde; üzerlerinde HGR Z DM LOS FMP-133 ve HGR Z DM LOS FMP-134 ibareleri bulunan Almanya ülkesi yapımı iki adet el bombasının; Şemdinli ilçesine operasyonel bir faaliyet için gidildiği ve bulunulduğunun göstergesi olduğu, münhasıran istihbarat toplama görevi ile bağdaşmadığı, yine ele geçen ve içinde; aşiretlerin ve aşiret reislerinden AKP Milletvekili Mustafa Zeydan, Ahmet Zeydan, Macit Piruzbeyoğlu, Gani Çallı, Abdurrahman Keskin, Kemal Kaya, İskender Ertuş, Mehmet Adıyaman, Hasan Öztunç, Celi Özbek, Ömer Keçeci, A. Hakim Turgut, Haydar Kaya, Hüsnü Timur ve Fuat Ediş’in ve yine aşiret mensubu kişilerin isim listesi, ikamet bölgeleri ile Şemdinli Bölgesi Genel Değerlendirmesi başlıklı evrakların bulundu." (dha)