@ismailsaymaz

Sen misin yüksek sesle müzik dinleyen!

Sertan Çelik 14 Ekim'de Taksim'e eğlenmeye giderken yüksek sesle müzik dinlediği için başının derde gireceğini hatta bu yüzden cezaevine gireceğini bilmiyordu.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Sertan Çelik 14 Ekim'de Taksim'e eğlenmeye giderken yüksek sesle müzik dinlediği için başının derde gireceğini hatta bu yüzden cezaevine gireceğini bilmiyordu. Çelik'in iddiasına göre yüksek sesle müzik dinlediği için trafik polisi onu durdurdu. Çıkan tartışmada kafasına telsizle vurdu. Durumu Taksim'de çekim yapan kameralara şikâyet eden Çelik görevli memura fiili mukavemet ve hakaret suçlarından tutuklandı.
İddialara göre 26 yaşındaki Sertan Çelik'in hapse girmesine yol açan süreç şöyle gelişti: Çelik ve arkadaşı Refik Mustafa Karahan, 14 Ekim saat 02.30'da yüksek sesli müzik dinleyerek Taksim'de dolaşıyordu. Karahan'ın iddiasına göre, onları durduran trafik polisi Mehmet Yasif müziğin sesinin kısılmasını istedi. Çelik, diğer koltuktaydı. Savcılıktaki ifadesine göre, sesin neden kısıldığını anlamayıp yeniden açtı. Bunun üzerine Yasif, aracı kenara çekip, ehliyet ve ruhsatlarını görmek istedi. Çelik, savcılıkta olayın sonrasını şöyle anlattı: "Neden verelim dedim. Polis 'Ver lan ehliyeti' diyerek aracın kapısını açmak istedi. Mustafa, açtırmamak için kapıyı çekti. Ben de açılmaması için müdahale etmek istedim. Kapı açıldı. Bizim kapıyı kapatmak istememize kızarak elindeki telsizle başıma vurdu. 'Neden vurdun' deyip araçtan indim."
Polis memuru Yasif meydana doğru ilerlerken, Çelik arkasından gitti. Karahan da arkadaşını izledi. Bu sırada boş kalan araca hırsız girdi. İki arkadaş gözaltına alınıp Taksim Polis Merkezi'ne götürüldü. Olay sırasında kanında, '0,80' alkol tespit edilen Çelik, 'görevli memura hakaret ve mukavemet' iddiasıyla tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu.
Düşünce yaralanmış
Polis memuru Yasif'se savcılıkta verdiği ifadede Çelik'in kendisine hakaret ettiğini iddia etti: 'Kim oluyorsun müziği kıs diyorsun, seni süründürürüm, şerefsiz polis, burası Taksim, istediğim yerde müzik dinlerim, kimse kıstıramaz' dedi. Şahsı uyardım. Bağırarak, 'Kapatmıyorum, ne yapacaksan yap' deyince aracı kenara çektirdim. Ehliyet ve ruhsat istediğimde, 'Vermiyorum, kralınız gelse isteyemez' dedi. Araçtan inip beni iteklemeye ve suratıma yumrukla vurmaya başladı."
Yasif: Kaçmaya çalıştı
Yasif'e göre, yardıma gelen bir polis ekibiyle iki arkadaşı gözaltına almaya çalıştılar. Ancak bu sırada kaçmaya çalışan Çelik, yağmurun etkisiyle ayağının kayması sonucu yere düşerek kafasından yaralanmıştı.
Olay, 14 Ekim gecesi Taksim Meydanı'nda bulunan Show TV kameralarına da yansıdı. Kanalın 14 Temmuz'daki anahaber bülteninde yayımlanan görüntülerde Sertan Çelik, "Ne oldu" diye soran muhabire şu yanıtı veriyor: "Teybi kısmadım diye memur bana vurdu."
Kanayan başını gösteren Çelik, kolundan yakalayıp kameraya doğrultmaya çalıştığı Yasif'e "Bana niye vurdun" diye bağırıyor, kameradan uzaklaşmaya çalışan Yasif'se, "Gel, karakola gidelim" diyor. Bir tanık da polisin gençlere vurduğunu söylüyor.
Ehliyetine el konuldu
Görüntülerin yayımlanmasından sonra İl Emniyet Müdürlüğü'nün yaptığı açıklamaysa polis memurunun Çelik'i müziğin sesi yüksek olduğu için uyardığını belirtilerek şöyle denildi: "Çelik, bu uyarıya olumlu yanıt vermediği gibi, uyarıyı yapan polis memuruna hakaret ve küfürler ederek karşılık vermiştir. Bu sırada görevli memura tekme ve yumruk atan Çelik ve arkadaşı gelen takviye kuvvetlerle birlikte polis merkezine götürülmüşlerdir. Çelik'in içerisinde yüksek sesle müzik çalarak kullandığı aracın ruhsatsız olduğu tespit edilerek ehliyetine el konulmuş ve söz konusu araç bağlanmış olup, görevli memura fiili mukavemet ve hakaret suçlarından dolayı mahkemeye sevk edilen Çelik, Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderilmiştir."



'Polis, hâkim ve savcı gibi'
İstanbul Barosu CMUK servisi sorumlusu Levent Yıldırım, 1 Haziran'da kabul edilen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nun (PVSK) polise 'hâkim kararı' olmaksızın, keyfi arama yapma, kimlik sorma ve el koyma yetkisi kazandırdığını söyledi.
Levent Yıldırım şöyle konuştu: "Herkes 'olağan şüpheli' durumuna geldi. Kimlik sormak, karakola götürmek ve kimlik tespiti de yetmiyor, kişi sorgulanıyor, savcılığa çıkarılıyor. Bunlar kanunla pekiştirildi. Polis sokakta yürüyen hâkim ve savcı durumuna geldi."
Avukat Erdal Doğan da kişileri durdurma ve kimlik araştırması yapma yetkisi hususunda PVSK'daki değişikliklerle polise savcı ve hâkim yetkisi tanındığını vurguladı. Doğan şunları söyledi: "Bu uygulamayla kişiler Ceza Muhakemeleri Kanunu 90 ve 91. maddelerine aykırı olarak polisin gözaltı işlemine maruz kalıyor. Bu süreç hukuki denetimden muaf tutulduğundan, keyfi uygulamalar son bir yıl içinde en azından Beyoğlu'nda oldukça arttı. Beyoğlu polisinde iki yıl öncesine kadar durulan işkence yine hortladı. Karakollarda ölümler ve sokaklarda polis şiddeti başladı. Bu konuda Emniyet, gereğini yapacağı yerde şüpheli polisleri koruma yolunda açıklamalara girişiyor."