@ismailsaymaz

"Sendeledim, düştüm" kurşununa iki yıl hapis çıktı

"Sendeledim, düştüm" kurşununa iki yıl hapis çıktı
"Sendeledim, düştüm" kurşununa iki yıl hapis çıktı
Savcı ve Adli Tıp vurdu dediği halde mahkeme iki yıl hapis verdi
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Aydın’da, geçen yıl “Dur ihtarına” uymayan Mahir Zorbey Demirkaya’yı, eldeki kamera kayıtlarına göre, yerden ateş ederek başından vurarak öldüren ve adli raporuna göre “bilinçli şekilde tetiğe bastığı” ortaya çıkan, savcını bile “kasten öldürmek”ten 20 yıl ceza istediği polise, bugün görülen son duruşmada, “taksirle adam öldürmek” suçundan iki yıl iki ay 20 gün hapis cezası verildi. Ceza kesinleşirse polis yalnızca yedi ay hapiste kalacak. Ağabeyi Mahir’in öldürülüşünü gören 18 yaşındaki İmranhan Hürkan Demirkaya, kararı Radikal’e değerlendirdi. Demirkaya, “Adalet sistemi bu hale geldiyse, Türkiye ’nin sonu gelmiş demektir” diyor.

Aydın’da yaşayan 21 yaşındaki Mahir Zorbey Demirkaya, şikayet üzerine ifade için 4 Mart 2012‘de Efeler Polis Merkezi’ne gitti. Asker firarisi olduğu öğrenilince Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkeme tutukladı. Demirkaya, adliyeden çıkarılırken ailesine sarılıp kaçmaya başladı. Aydın Emniyeti’nden Murat Saylam peşine düştü. Saylam kovalamaca sırasında, Demirkaya’nın arkasından üç el ateş etti. Kurşunlardan biri Demirkaya’nın kafasına değerken, ikincisi Demirkaya’nın omzunu sıyırıp bir beton sütuna, üçüncüsü de bir dükkanın tabelasına geldi.

Demirkaya ölürken Saylam dengesini kaybederek düştüğünü ve elindeki silahın istem dışı ateş aldığını, düştükten sonra da kolunun kırıldığını savundu. Hakkında, “olası kastla adam öldürme’ iddiasıyla dava açıldı. İlk duruşma, 9 Mayıs 2012’de Aydın 1. Ağır Ceza’da görüldü. Saylam, savcının “Tutukluluğu devam etsin” talebine rağmen “ suç vasfının değişme ihtimali”nden tahliye edildi. Bu “ihtimal” ile, “dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucunda adam öldürme” kastedildi.

Yeni görüntü: Dört saniye sonra ateş

Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı Adli Tıp Kurumu’na gönderip “Atışların düşme sırasında dengenin bozulması üzerine” meydana gelip gelmediğinin belirlenmesini istedi. ATK, 16 Ocak 2013’te hazırladığı raporda, Saylam’ın iddiasını çürütüyor, “Atışların düşme sırasında dengenin bozulması ve düşme sonrası kontrolsüz olarak silahın kendiliğinden ateş almasının mümkün olmadığı, en az iki kez tetiğe kuvvet uygulamış olduğu oybirliğiyle mütalaa olunur” denildi.

Savcı Ragıp Ali Metin de 18 Nisan’daki duruşmada mütalaayı verdi. Raporlara atıfta bulunan savcı, dosyada hiç bulunmayan yeni bir kamera görüntüsüne ulaştı. Bu kayıtta, Demirkaya saat 19.09’da itibariyle koşarken, arkasındaki Saylam da düşmüşken görülüyor. Demirkaya beş saniye daha koştuktan sonra, kafasına değen mermiyle yere yığılıyor. Savcı Metin, bu görüntüye dayanarak, “Sanığın düşmesinden sonra maktulün koşmaya devam ettiği, sanığın düşmesiyle maktulün vurulması anına kadar dört saniyenin geçtiği, sanığın yerden doğrulurken yakalayamayacağını anladığı maktulün arkasından üç el ateş ettiğini” söyledi,. Ayrıca Metin, “Düşerken kolum kırıldı” diye savunma yapan Saylam’ın iddiasını da çürüterek, “Maktulün başına polis memurunun kasıtlı şekilde elini yere çarptığını” kaydetti.

Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun polislere kişiyi öldürecek şekilde yaralama hakkı vermediğini de savunan Metin, bu yetkiyi kullanırken “Dur” ihtarında bulunulmadığını, yere en az bir metre paralel mesafeden ateş edildiğini, Demirkaya’ya iki kez ölümcül şekilde ateş edildiğini kaydetti. Mütalaa sonunda Metin, “kasten adam öldürme”den en az 20 yıla kadar hapis cezası verilmesini istedi.

Son duruşma bugün görüldü. Mahkeme, eldeki bütün bu delillere rağmen, Saylam’a “taksirle adam öldürmek” suçundan iki yıl iki ay 20 gün hapis cezası verdi, tutuklama talebini reddetti. Ceza bu haliyle kesinleştiği takdirde Saylam, yalnızca yedi ay hapiste kalacak.


Ağabeyinin öldürülüşüne tanık olan 18 yaşındaki İmranhan Hürkan Demirkaya, kasti bir cinayet işlendiğini ve buna rağmen bu kararın verildiğini belirterek, “Adalet sistemi bu hale geldiyse Türkiye’nin sonu gelmiş demektir. Biz polisi öldürseydik müebbet alırdık. Sadece koşan bir insanı kafasından vurup öldürene iki yıl veriliyorsa diyeceğimiz bir şey kalmamıştır. İnsan hayatı bu kadar ucuz mudur?” diye soruyor.

Demirkaya Ailesi’nin avukatı Bülent Tokuçoğlu da 2007 yılında değiştirilen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’ndan bugüne 130 yurttaşın öldürüldüğünü kaydederek, “Bizim delillerimiz bu sistemin değişmesine emsal oluşturacak nitelikteydi. Fakat değişsin istenmedi. Polisin kurtarılması hedeflendi” diyor.