Serhat'ın ölüme yolculuğu

Beş yaşındaki İstanbullu Serhat kuduz oldu, ihmalden öldü

Oyun oynuyordu
İstanbul'un Kıraç beldesinde beş yaşındaki Serhat'ı 11 Eylül'de, saat 17.00'de bir sokak köpeği ısırdı. Baba Sefer Karabıçak, Serhat'ı saat 18.00'de Büyükçekmece Devlet Hastanesi'ne götürdü. Kuduz aşısı yapıldı. Yara yüzdeydi, beyne yakındı, bu nedenle acil serum da verilmesi gerekiyordu.
İkinci durak
İkinci durak, Haseki Hastanesi'nin acil servisi oldu. Hastanede bir kuduz aşılama ve tedavi merkezi olduğunu bilmiyordu. Hiçbir hekim de bunu hatırlatmadı. "Aşı yapıldı" dediği için, yüzündeki yaraları diktirmesi amacıyla plastik cerrahi servisinin bulunduğu Çapa Tıp Fakültesi'ne yönlendirildi.
Yaralar dikildi
Çapa'da yaralar dikildi ve aile eve yollandı. Buradaki hekimler de yaranın beyne çok yakın olduğunu, 'kuduz serumu' verilmesi gerektiğini söylemedi. Devamında, Haseki'de dört kuduz aşısı uygulandı. Beşinci günde, köpeğin kuduz olduğu kesinleşti.
Artık çok geçti
Serhat'ın şikâyetleri 28 Eylül'de arttı. Aile Haseki'ye koştu. 'Kuduz' öntanısıyla yoğun bakıma alınan Serhat 2 Ekim'de öldü. Uzmanlar net: "Aşıyla yetinilmemeliydi. Serum yapılması şarttı." Ama bu uzmanlardan hiçbiri Serhat'a rastgelmemişti...
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - 2007 Türkiye'sinde beş yaşındaki bir çocuk, köpek tarafından ısırıldı ve öldü. Ailesince yaklaşık bir saat içinde hastaneye götürüldü. Aile üç hastane dolaştı. Yara beyne yakındı, çok riskliydi, buna karşın doktorlar, ailenin 'aşı yapıldı' sözlerini yeterli buldu. Oysa, uzmanlara göre kuduz yarası beyne yakın bölgede olduğunda aşıyla birlikte kuduz serumu uygulanmalıydı. Yine kuduz olaylarında hastanın hemen devlet kontrolü altına alınması ve kuduz merkezine yönlendirilmesi gerekirken doktorlar aileye 'plastik cerrah' önerdi. İşte Serhat'ın ölüm yolculuğu...
Serhat'ı köpek ısırdı: Serhat Karabıçak, 11 Eylül Salı günü evinin önünde oyuncaklarıyla oynuyordu. Akşam saat 17.00 sıralarında başıboş köpeklerden biri Serhat'ı suratından ısırıp kaçtı.
İlk durak Büyükçekmece Devlet Hastanesi: Baba Sefer Karabıçak oğlunu saat 18.00 sıralarında hemen Büyükçekmece Devlet Hastanesi'ne götürdü. Küçük çocuk baş bölgesinden ısırılmıştı. Yarası çok derinde, beyne yakındı ve bu durum kuduz vakaları için 'en acil' durumdu. Serhat'a sadece kuduz aşısı yapıldı. Kuduz 'bildirimi zorunlu hastalıklar' arasında olmasına rağmen ve hastanın devlet kontrolü altına alınması gerekirken babanın iddiasına göre 'plastik cerrahi'den başka bir yol gösterilmedi. Oysa, hastayı ilk gören doktorun bir kuduz merkezine yönlendirmesi gerekiyordu.
İkinci durak Haseki: Baba Karabıçak oğlunu alarak Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü. Bu hastanede bir kuduz aşılama ve tedavi merkezi olduğunu bilmiyordu ve kimse de ona bundan söz etmemişti. Acildeki doktorlara durum anlatıldı. Doktorlar 'aşı yapıldı' cevabını yeterli gördü. Aile çocuğun yüzündeki yaralar için plastik cerrahi servisinin olduğu İstanbul Tıp Fakültesi'ne yönlendirildi.
Üçüncü durak Çapa: Karabıçak ailesi bu yanıt üzerine Serhat'ın yüzündeki yarayı diktirmek üzere İstanbul Tıp Fakültesi'nin yolunu tuttu. Burada Serhat'ın yarası dikildi. Doktorlar, 'Aşısı yapıldı mı' sorusunu tekrar sordu. 'Evet' cevabı verildi. Aile üç hastane gezmiş ancak yara beyne yakın olduğu için hiç kimse çocuğa serum uygulanıp uygulanmadığını sormamıştı. Serhat aynı gün akşam kendi evinde uyudu.
Köpek kuduz çıktı: Beş gün sonra, Serhat'ı ısıran köpeğin kuduz olduğu kesinleşti.
Serhat'ın şikâyetleri başladı: Küçük çocuğun yaraları iyileşiyordu ama ısırılmasının 17. günü olan 28 Eylül'de şikâyetleri arttı. Ateşi yükseliyordu. Aile aynı gün Haseki'de acil polikliniğine gitti. Serhat, 'kuduz' ön tanısıyla çocuk servisi yoğun bakıma yatırıldı.
Serhat öldü: Ancak çok geçti. Kuduz aşısı bağışıklık yaratmaya başlamadan, yüzündeki yara virüsü beyne iletmişti bile. Ve Serhat göz göre göre 2 Ekim'de hayatını kaybetti.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü dün açıklama yaparak, küçük Serhat'a İstanbul'daki 14 kuduz tedavi merkezinden biri olan Haseki Hastanesi'nde dört doz aşı uygulandığını duyurdu. Açıklamada, kuduz hayvanla teması olduğu şüphelenilen kişilerin de aşı programına alındığı belirtildi. Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, olayla ilgili inceleme başlatıldığını söyledi.
İlk hastane: Şanssızlık
Küçük Serhat'ın ilk götürüldüğü Büyükçekmece Hastanesi'nin Başhekimi Şenel Akgöz'se beyne yakın yaraların risk yarattığı bilinirken, durumu 'şanssızlık' olarak niteledi: "11 Eylül günü saat 18.00'da hastanemize geldi. Kuduz aşısı yapıldı. Yüzündeki yaranın büyüklüğünden dolayı, Haseki Hastanesi'ne gönderdik. Beyne yakın olduğu için serum da verilebilirdi. Ancak yedi yerinden parçalı yara vardı. Cerrahi dikemiyor, doktor plastik cerrahiye ve kuduz şüphesiyle enfeksiyon hastalıklarına sevk ediyor. Aileye de kuduz bölümüne gitmelerini tembihliyor. Isırma baş bölgesinde olduğundan kuduz beyne çabuk ulaşmış. Bu nedenle aşıları tam olsa bile ölüm ihtimali her zaman vardır. Bu çocuğun şanssızlığı ısırmanın baş bölgesinde olmasındandır."



Uzmanlar: İhmal söz konusu
Memorial Hastanesi Laboratuvar Sorumlusu Doç. Dr. Kenan Keskin: Serhat'ınki gibi ağır ve yüzde olan bir ısırık durumunda mutlaka aşının yanında kuduz serumu da yapılması lazım. Beyne yakın yaralanmalar yüksek risk ifade ediyor. Serumun yapılmaması eksiklik. Vücutta antikor oluşmadan, yaradan bulaşan virüs beyne ulaşırsa, bağışıklık gelişmeden hastalık meydana gelecek demektir. Bunun için serum ve aşı uygulamasına birlikte ihtiyaç vardır. Aşı en erken bir hafta 10 gün içinde etki eder. Virüsün beyne ulaşması sinirler yoluyla oluyor, mesafe önem kazanıyor. Ayaktan veya bacaktan ısırılmayla baştan, yüzden ısırılma arasında ciddi fark var.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamer Dodurka: Baş ısırıklarında hele sokak köpeği ısırmışsa, aşılamayla birlikte yara etrafına kuduz serumu yapılması lazım. Serumun yarısı yara etrafına sürülürken yarısı enjekte edilmeli. Bunun sebebi ısırılan yerin başa yakın olması. Kuduz önce ısırılan yerde çoğalır sonra beyne doğru ilerler. Ayaktan ısırma olursa, beyne gitmesi vakit alır. Bir ayı bulur. Aşılama yapmakla kısa sürede koruma sağlamak mümkün değil. İhmal söz konusu. Serum verildikten sonra beş doz aşı yapılması gerekir. Aşı 0, 3, 7, 14 ve 28. günlerde yapılır.


Adım adım kuduz
  • Virüsün vücuda girmesinden sonra ilk belirtiler dört beş gün gibi kısa bir sürede kendisini gösterebildiği gibi bazı durumlarda aylar sürebiliyor. Ancak araştırmalara göre hastaların çoğunda belirtiler 20-40 gün içinde çıkıyor. Belirtilerin ortaya çıkma süresi ısırık yerinin beyne yakınlığı, şiddeti, ısırılan yerdeki sinir uçlarının fazlalığı gibi etkenlere bağlı oluyor.
    Baş bölgesindeyse belirtiler daha erken görülüyor.
  • İlk belirtiler çok tipik değil. İştahsızlık, kırgınlık, yorgunluk, yüksek ateş görülüyor.
  • Asıl belirtiler başlamadan birkaç gün önce iyileşmiş olsa bile ısırılan yerde ağrı, his kaybı oluyor.
  • Hastada daha sonra 'nörolojik semptomlar' başlıyor. Huzursuzluk, aşırı korku hali, saldırganlık, uykusuzluk gibi. Nefes alıp vermeler düzensizleşiyor. Hasta hayal görmeye başlıyor. Yaklaşık beş dakika arayla ataklar yaşanıyor. Saldırganlaşıyor, ışığa duyarlı hale geliyor. Hastaların bir bölümü bu ataklar sırasında su içmek istiyor. Ancak su gördüğünde boğaz kasları kasılıyor ve boğulma duygusu gelişiyor. Hasta öleceğini düşündüğü için sudan korkuyor.
  • Bu belirtilerin görülmeye başlamasından dört-10 gün sonra hastada koma hali gelişiyor. Bu süre saatler sürebileceği gibi günler de sürebiliyor.
  • Sonunda hasta yaşamını yitiriyor.


    Ne yapmalı?
  • Şüpheli durumlarda ilk yapılması gereken, yaranın bol sabunlu suyla temizlenmesi. Tamamen virüsten arınmasa da uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Yaranın alkol ve tentürdiyotla temizlenmesi gerekiyor.
  • Ardından acilen bir sağlık kuruluşuna başvurmalı. Hastaya hemen koruyucu aşı programı başlatılmalı. Isırık baş bölgesindeyse aşının yanı sıra serum verilmesi gerekiyor.
  • Isıran hayvan takibe alınmalı.


    Türkiye'nin utanç tablosu
  • Türkiye Avrupa'da insanda kuduz olgusunun görüldüğü birkaç ülkeden biri.
  • 1995-2004 yıllarında Avrupa'da çoğu Doğu Avrupa ülkelerinde 114 insan kuduzu vakası yaşandı. 1995-2005 tarihlerinde Türkiye'de 27 insan kuduzu vakası tespit edildi. Hastalığın bildirimi zorunlu.
  • 2003 yılında Avrupa'da görülen altı insan kuduzu vakasının üçü Rusya'da, ikisi Ukrayna'da ve biri Letonya'da görüldü. 2004 yılındaki 13 vakanın 12'si Rusya'da, bir tanesi Almanya'da görüldü.
  • Türkiye'de2002 ve 2003 yıllarında birer, 2004 yılında ise iki kişi kuduz oldu. 2005 yılında istatistiklerde insan kuduzu vakasına rastlanmadı.
  • Türkiye'de kuduz riskli temas olaylarında (ısırma, tırmalama, salya bulaşması gibi) ise artış var. Yılda ortalama 100 bin kuduz riskli temas olayı yaşanıyor.
  • Türkiye'deki kuduz riskli temas olgularının yüzde 21'i İstanbul, İzmir ve Ankara'da yaşanıyor.
  • Britanya, Japonya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Norveç, Portekiz, İspanya, İsviçre, İsveç'te kuduz bitti.
  • Dünyada her yıl 40 bin-70 bin, kuduzdan kaynaklanan ölüm meydana geldiği sanılıyor.