Şerzan Kurt'un annesi: Asker, polis anneleriyle kucaklaşmaya hazırım

Şerzan Kurt'un annesi: Asker, polis anneleriyle kucaklaşmaya hazırım
Şerzan Kurt'un annesi: Asker, polis anneleriyle kucaklaşmaya hazırım

Muğla'da 15 Mayıs 2010'da polis kurşunuyla ağır yaralanan Şerzan Kurt, 9 gün süren yaşam mücadelesini kaybetmişti.

Muğla'da polis kurşunuyla ölen Kürt genci Şerzan Kurt'un annesi, Batman'da Akil İnsanlar Heyeti'yle görüşmesinde, "Kimse evlat acısı çekmesin. Bizim sürece katkımız olmalı. Bir polisin, bir askerin annesiyle kucaklaşmaya hazırım" dedi.

BATMAN – Akil İnsanlar Heyeti'nin Güneydoğu grubu Batman'da, Muğla'da polis kurşunuyla ölen Şerzan Kurt'un ailesini ziyaret etti. Anne Nejla Kurt, 'Çözüm süreci'nin sonuca gitmesi gerektiğini belirterek, "Kimsenin evlat acısı çekmesini istemiyorum. Bizim de aslında bu sürece katkımız olmalı. Tam bizim zıddımız durumda olan bir polisin, bir askerin annesiyle kucaklaşmaya hazırım. Burada en fazla mağdur olanlar anneler. Bu insanlarla da yan yana gelmek, kucaklaşmak isterim" dedi.

Öğrencilerle bir araya gelen Yılmaz Erdoğan da, "Akil insanların amacı sahaya inip topladığı bilgilerle, kim ne diyor, ne istiyor, süreç neyin üstüne kurulacak, bu tür verileri toplama işini yapıyoruz. Bağımız, parasız, akıllı insanlar. Bu işin çok akılla da ilgisi yok, kalple ilgisi var" diye konuştu.

Güneydoğu Akil İnsanlar Heyeti, Diyarbakır , Mardin ve Şırnak'ın ardından ara verdikleri gezilerini bugün Batman'da sürdürdü. Heyette yer alan Yılmaz Ensaroğlu, Kezban Hatemi, Mehmet Emin Ekmen, Fazıl Hüsnü Erdem, Lami Özgen, Ahmet Faruk Ünsal, kentteki il ziyaretlerini Muğla'da bir kız öğrenciye laf atma tartışmasıyla 11 Mayıs 2010 gecesi başlayan, karşıt görüşlü öğrencilerin kavgasıyla sabaha kadar süren olaylara müdahale eden polis kurşunu ile ağır yaralanan, 8 gün sonra ölen Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Şerzan Kurt'un annesi Nejla ve babası Ömer Kurt ile görüştü. 'Çözüm Süreci'ni desteklediklerini belirten Şerzan Kurt'un babası Ömer Kurt, şöyle dedi:

"Toplantılarınız, yaraların kaşınmasıdır aynı zamanda. Eğer yaraya iyi bir merhem sürülmez, tedavi iyi yapımazsa, bundan sonraki kaoslar daha acı olacak. Adalet ve vicdanın su yüzüne çıkmasını istiyoruz. Adaletsizliği kim yapıyorsa hak ettiği cezayı almasını istiyoruz. Toplumun eskisi gibi yan yana gelmesini istiyoruz. Kürtler ile Türkler'in bir birleriyle alıp- veremeyeceği bir şey yok. Geçmişten bu yana bu toplumlar arasında hiçbir ihanet olmadı. Ama bugün baktığımızda Kürt denilince değişik bir varlık algılanıyor. Bu durum devlet araçlarının yanlış kullanılmasından kaynaklanıyor. Eğer devlet imkanlarını kötüye kullanırsanız canavara dönüşür. Ama hakkaniyetle kullanırsanız her şey güzel olur. Biz çocuklarımızı kaybettik. Çok kişinin canı yandı, işkence, eziyet gördü. Bu bölgede bu sorunlardan 'Etkilenmedim' diyen hiç kimseyle karşılaşamazsınız. Tek mesele; Kürt sorunundan kaynaklanıyor. Bu sorunun artık çözülmesi gerek."


"KUCAKLAŞMAYA HAZIRIM"
Anne Nejla Kurt, 'Çözüm süreci'nin devam etmesini ve gerçekten sonuca gitmesini, hiç kimsenin evlat acısı çekmesini istemediğini belirterek, şöyle konuştu:

"Bizim de aslında bu sürece katkımız olmalı. Tam bizim zıttımız durumda olan bir polisin, bir askerin annesiyle kucaklaşmaya hazırım. Burada en fazla mağdur olanlar anneler. Bu insanlarla da yan yana gelmek, kucaklaşmak isterim."

"ACILAR PAYLAŞTIKCA AZALACAKTIR"
Heyetin Başkan Vekili Kezban Hatemi, hiç kimsenin milliyet, vatanını seçemeyeceğini belirterek, şöyle konuştu:
"Bu toprakların güzelliklerini birlikte paylaşacağımız yerde maalesef kirli yapılanma, iğrenç, derinin de derinindeki devlet evlatlarını, evlatlarına kırdırdı. Biz, şimdi buna 'Dur' demenin zamanı olduğunu, toplumun bilinçlenmesi için bir adım atıyoruz. Barış süreci bunu gösteriyor. Silahsızlanma, ateş düştüğü yeri yakar hikayesinin ne kadar beyinlere yanlış kazıldığının da meydana çıkması gayretindeyiz. Acınızı canı gönülden paylaşıyorum. Geciken adalet, adalet değildir. Ziyaretlerimizin temel sebebi toplumda dikkati çekmek, ne olup, bittiğini iyi anlamak ve anlatmaktır. Çünkü acılar paylaştıkça azalacaktır. Bu kültürden geliyoruz. Bu ülkede faili meçhul filan yoktur. Failler biliniyordur, yeter ki derin devletin üstesinden gelinsin. Bence bunların hepsi çıkacak ve hesap verecek. Hellalleşme de ancak, böyle olur. Yoksa durup dururken neyin helalliğini yapıyorsun? Failli meçhuller bu ülkede bellidir ve tek tek çıkarılması gerekiyor. Bu da ayrı bir süreçtir."


YILMAZ ERDOĞAN: BAĞIMSIZ, PARASIZ AKILLI İNSANLAR
Heyet üyelerinden sanatçı Yılmaz Erdoğan, Kültür Merkezi'nde lise öğrencilerle bir araya geldi. Süreci anlatıp, öğrencilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Batman'a uzun süreden bu yana gelmediğini anlatırken şöyle dedi:

"Burayı epey güzelleştirmişsiniz. Bizim akil arkadaşlara, 'Siz gidin politik kişilerle görüşün, ben çocuklarımızla görüşeceğim, yarının toplumunu onlar kuracak' dedim. Bizim çocukluğumuz saçma çatışmaların içinde 70'lerde; Sizin ki de malum. Umarım bundan sonra çocuklarla daha normal, daha güzel ve daha barış içinde bir hayat geçireceğiz. Bütün çabamız bunun için. Elimizde kocaman bir umut var. Bu da çok önemli bir şey. Dolaştığımız her yerde bunu görmek çok güzel. Akil insanların amacı sahaya inip topladığı bilgilerle, kim ne diyor, ne istiyor, süreç neyin üstüne kurulacak, bu tür verileri toplama işini yapıyoruz. Bağımız, parasız, akıllı insanlar. Bu işin çok akılla da ilgisi yok, kalple ilgisi var. Çünkü akıl, beyinle ilgili. Bir şekilde beyin, siyaset yapar ama kalp yapmaz. Kalp, iyilik enerjisiyle çalışır. 63 insan da böyle."

Yılmaz Erdoğan, Hakkarili bir gencin, "Süreç, olaylar aydınlatılmadan harabe üzerine gökdelen dikmek değil midir" diye sordu. Erdoğan, bunun üzerine "İki gün önce Roboski'deydim. Çok acı bir tabloyla karşılaştım. İnsan kalbinin dayanabileceği değildi o annelerin trajedisi. Bu tür sorunlar çözüm süreçleriyle hallediliyor. Bu tür olayların çözülmesi diyaloglardan geçiyor" diye yanıt verdi.


Arif ARSLAN / DHA