Sessizliğe 'ses' verdiler

Sessizliğe 'ses' verdiler
Sessizliğe 'ses' verdiler
'Sessizliğime Ses Ver' projesi kapsamında kurulan 'işitme engelliler okulu'nda, engelli çocuklar topluma kazandırılıyor.
Haber: SEVTAP TATLIDİL / Arşivi

İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü ile İstanbul Kalkınma Ajansı işitme engelli çocukları topluma kazandırmak için el ele verip ‘Sessizliğime Ses Ver’ projesini geliştirdi. Proje kapsamında Cerrahpaşa’da işitme engelliler okulu kuruldu. İşitme engelli çocuklara, verilen eğitimler ile okulöncesi eğitimlerine destek sağlanıyor. Proje kapsamında 0-6 yaş arasında işitme kaybı olan çocuklara okulöncesi eğitimde kendi yaşıtlarındaki olgunluğa gelebilmesi, dil ve konuşma becerilerini geliştirebilmeleri için eğitim veriliyor.
Çocuk ilk önce ince ses ve kalın ses arasındaki farkı öğrenmekle başlıyor eğitime. Seslerin arasındaki farkı öğrenen çocuklar ilk adımı atmış oluyor. Daha sonra doktor kontrolünde işitme cihazıyla takibe alınıyor ve kontroller yapılıyor. Anne-babanın da eğitimden geçtiği bu süreçte büyük sorumluluk ailede. Beş yaşına kadar çocuğun aldığı eğitime ailenin de dahil olmasıyla birlikte erken zamanda işitmeyi ve sesleri tanıyan çocuk Bakırköy Belediyesi’nin açmış olduğu kreşlerde okulöncesi eğitim hayatına devam ediyor. Çocukların aldığı eğitimden memnun olan anne-babalar da kendilerine verilen sorumluluğu yerine getirmek için çalışıyor. 

‘6 ayda öğrenme sürecine geçiyorlar’

İstanbul Üniversitesi Odyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ataç, çocukların ilk üç ay içinde işitme kaybının derecesini test ettiklerini, ikinci üç aylık süre içerisinde de süreci tamamlayıp işitmeyi öğrenmeye yönelik eğitim programına aldıklarını söyledi. Çocukların bir-iki yaşına geldiğinde zaten konuşmaya başladığını söyleyen Ataç şunları anlattı: “Eğer çocuk eğitime devam ederse diğer yaşıtları olan çocukların seviyesine ulaşabiliyor. Gecikme olursa ve işitme engeli olduğu 1-2 yıl sonra ortaya çıkarsa eğitimi çok daha uzun vadeli olabilir. Bu durum eğitim durumunun süresini de etkiliyor. Beş yaşına kadar çocukları yakalayabiliyorsanız konuşmayı öğretebiliyorsunuz. 5 yaşını geçerse konuşma merkezi haline dönüştüremiyorsunuz.”
Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin de eğitimden geçmesi gerektiğini anlatan Ataç, öğretmenlerin eğitimiyle ilgili çok fazla çaba harcanmadığına da değindi.Ataç, “Özel eğitim merkezlerine yeni başlayan öğretmenlerin 15 günlük bir staj yapmasına olanak sağladık. Ancak bunu arttırmak gerekir’’ dedi.

Aileler de öğretmenler de umutlu


İlk yedi aylıkken havale geçirdikten sonra çocuğunun engelli olduğunu anladıklarını söyleyen Sevinç Hanım ‘Sessizliğime ses ver’ kampanyasıyla yeni bir eğitim sürecine girdiklerini söyledi. Yiğit, beş yaşında ve sesleri duysa da konuşamıyordu. Geçirdiği ameliyattan sonra ‘Anne’ kelimesini ilk defa o zaman söylediğinden bahseden Sevinç Hanım,“Evde her dakika bir öğrenme çabası içerisindeyiz. Evdeki eşyalardan sokaktaki herhangi bir nesneye kadar sürekli sorgu halinde Yiğit, ona öğretirken biz de ondan bir şeyler öğreniyoruz” diye konuştu.
Yiğit’in öğretmeni Pınar Ertürk ise şunları anlattı: “Her çocukla aynı çalışmayı yapmıyoruz. Öğrenmeye sesleri anlamakla başlıyoruz, çocuklar sesleri tanıdıktan sonra yorumlayamıyor, sesin geldiği yeri ve sesi fark etmesini sağlamaya yönelik çalışmalarımız oluyor, bunu fotoğraflarla cümleler kurmasını isteyerek yapıyoruz.”