Sezer'den RTÜK'e veto

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, RTÜK Yasası'nı, 'toplumun yansız ve tarafsız haber alma hakkını engellediği' gerekçesiyle

ANKARA - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, RTÜK Yasası'nı, 'toplumun yansız ve tarafsız haber alma hakkını engellediği' gerekçesiyle veto ederek, TBMM'ye geri gönderdi.
Sezer, şu gerekçeleri sıraladı:

  • Kimi yasaklar açıkça tanımlanmamış, içeriği tartışmalı genel kavramlar ile yetinilmiştir.
  • Belirgin ve nesnel olmayan ilkelere uyulması zorunluluğu, yayın kuruluşlarında tedirginlik yaratacak, radyo ve TV'lerin doğru ve yansız yayın yapmalarına, yurt ve dünya gerçeklerinin halka duyurulmasına engel oluşturacaktır. Toplumun doğru ve yansız haber alma hakkı zedelenecektir.
  • Üst Kurul'a seçilecek üyelerde, 'basın, yayın, iletişim ve teknolojisi, kültür, din, eğitim ve hukuk' alanlarında birikimi olma niteliği aranmaması eksikliktir.
  • Yansız görev yapması gereken Üst Kurul'a siyasi kimlikli kişilerin seçimine olanak sağlayan yöntem uygun değildir.
  • Üst Kurul'un Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nca denetlenmesi 'tarafsızlık' niteliği ile bağdaşmamaktadır. Kurulun denetlenmesi görevinin Sayıştay'a verilmesi daha uygundur.
  • Para cezalarının tutarı, özellikle bölgesel ve yerel yayım yapan kuruluş yönünden son derece yüksektir. Üst Kurul'un ayrıca üç aya kadar gelir getirici yayım yasağı uygulaması durumunda, pek çok radyo ve televizyon kuruluşu, altından kalkılamaz parasal sorunlar nedeniyle yayımına son vermek zorunda kalacaktır.
  • Manevi tazminatlarda, alt sınırı yasa ile belirlenmiş; böylece, yargıcın takdir hakkı sınırlandırılmış, hatta kaldırılmıştır.
  • Radyo ve televizyon sahipliğinde hisse oranlarının izlenme payına göre belirlenmesi, çelişkili bir durum yaratmaktadır. Uygulamada sorun yaratacak bu çelişki giderilmelidir.
  • Yüzde 20 yıllık ortalama izlenme ya da dinlenme oranı, uygulamada ulaşılması çok güç bir orandır. Yapılan düzenlemeler, özellikle büyük sermaye gruplarının televizyon ve radyoculuk alanında tekelleşmelerine olanak yaratacak içeriktedir.
  • Basın özgürlüğü, kamu güçleri karşısında olduğu kadar özel güçlere karşı da korunmalıdır. Tekelleşerek, sorumluluk bilincinden uzaklaşacak bir medya, her sorumsuz güç gibi er geç amacından sapabilir ve toplum yaşamını, ulusal güvenliği tehlikeye sokan bir güç durumuna gelebilir. Bunu önlemek de devletin görevidir.
  • İnternet yayıncılığına ilişkin ilkelerin ve öteki düzenlemelerin özel bir yasa ile yapılması en doğru yol olacaktır.
  • Demokratik hukuk devletinde, güdülen amaç ne olursa olsun, sınırlamalar özgürlüğün kullanılmasını ölçüsüz biçimde ortadan kaldıracak düzeyde olamaz.
  • Yasa ile getirilen para cezalarının, Anayasa'nın 28. maddesinde sözü edilen basın özgürlüğü yönünden son derece ağır nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. Ulusal, bölgesel ve yerel çerçevede hizmet veren birçok görsel, işitsel ya da yazılı medya kuruluşlarının kapanmasına neden olacak tutarlardaki para cezalarını haklı bir nedene dayandırmak ve demokratik toplum düzeninin gerekleriyle ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırmak olanaklı değildir.
  • Yasaklanan eylemlere aykırı davranışlar için öngörülen para cezaları çok büyük oranlarda artırılmış ve ödenemez duruma getirilmiştir. Basın Yasası'nda yapılan bu değişiklikler, öngörülen para cezaları nedeniyle haber, düşünce ve kanaatlerin özgürce yayımlanmasını ve basın işletmelerinin yaşamını sürdürmesini engelleyecektir.