Sezer'in İnsan Hakları Günü mesajı

Cumhurbaşkanı, insan haklarının yalnızca korunması değil, sürekli ileri götürülmesi ve geliştirilmesi gereken bir ödev olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, günümüzde insan haklarının yalnızca korunması değil, sürekli ileri götürülmesi ve geliştirilmesi ödevinin, her ülkede öncelikle devlette olduğunu kaydederek, devletin, insan haklarının tam olarak gerçekleşmesi için uygun ortamı yaratmak zorunda olduğunu bildirdi.
Sezer, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, bugün, insan haklarını ilk kez ulusal düzeyden evrensel düzeye çıkaran Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabulünün 53. yıldönümünün kutlandığını anımsattı. Birleşmiş Milletler örgütünün kurucu üyelerinden olan Türkiye'nin, Evrensel Bildirge'yi ilk kabul eden 50 ülke arasında yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye Cumhuriyeti'nin benimsediği değerler sisteminin temelinde, evrensel değerler olan bireye saygı ve bireysel özgürlükler bulunduğunu bildirdi. Sezer, mesajında şunları kaydetti:
"78. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin başta gelen ve Anayasamıza göre değiştirilemeyecek, değiştirilmesi dahi önerilemeyecek özelliklerinden biri, insan haklarına saygıdır. Günümüzde insan haklarının yalnızca korunması değil, sürekli ileri götürülmesi ve geliştirilmesi ödevi, her ülkede öncelikle devlettedir. Devlet, insan haklarının tam olarak gerçekleşmesi için uygun ortamı yaratmak zorundadır. Ülkemizde son yıllarda insan haklarının korunması ve geliştirilmesi yönünde yoğun çalışmalar yürütülmekte, uluslararası yükümlülüklerimiz temelinde insan haklarına saygılı bir hukukun egemen kılınması için gerekli olan yasal reformlar gerçekleştirilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kabul ettiği son Anayasa değişiklikleri uyarınca yasalarımızda gerekli değişikliklerin yapılması yönünde sürdürülen çalışmalar, Türkiye Cumhuriyeti'nin, insan hak ve özgürlüklerinin evrensel ölçütlere ulaştırılması konusundaki kararlılığını göstermektedir.
Bugün önemli hiçbir sorun, salt ulusal çerçevede çözülemez. Bu sorunların çözümü, hükümetler, Birleşmiş Milletler, uluslararası, bölgesel kuruluşlar ve sivil toplum arasında işbirliğini, ortaklığı ve yük paylaşımını gerekli kılmaktadır.
İnsan hakları da artık devletlerin iç sorunu olmaktan çıkmış, ulusal sınırları aşarak küresel bir sorun durumuna gelmiştir. Günümüzde bir ülkenin uygarlık düzeyi bilim ve teknoloji alanındaki başarıları kadar, insan haklarına gösterdiği saygıyla ölçülür olmuştur. İnsan hakları kavramı, tüm çağdaş demokratik sistemlerin temelinde yer alan üstün bir değer sistemi durumuna gelmiştir."
İnsanlığın, yeni yüzyıla temel hak ve özgürlüklerin korunması ve daha ileri götürülmesi yönünde büyük umutlarla girdiğini ifade eden Sezer, ancak, yaşanan kimi olumsuz gelişmelerin bu yolda daha çok çaba harcanması gereğini ortaya koyduğunu kaydetti. Sezer, şöyle devam etti:
"11 Eylül 2001'de ABD'de gerçekleştirilen saldırılar bir kez daha göstermiştir ki, terörizm insanın en temel hakkı olan yaşam hakkını ortadan kaldırmayı hedeflemekte ve sonuçta toplumları tehdit etmektedir. Terörizm, bu özelliğiyle en ciddi insan hakları ihlallerinden biridir ve insanlığa karşı bir suç oluşturmaktadır.
Türkiye 1980'li yılların ortalarından başlayarak ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan terör belasıyla savaşmak zorunda kalmıştır. İnsan haklarıyla ilgili tüm konularda olduğu gibi terör konusunda da uluslararası işbirliği ve dayanışma gereklidir. Ne yazık ki Türkiye, bu konudaki uluslararası işbirliği çağrılarına her zaman beklediği karşılığı bulamamıştır. Türkiye, uluslararası toplumun terörizme karşı başlattığı savaşıma destek vermekte ve tüm devletlerin bu yolda başarıya ulaşmaları için en geniş işbirliğini gerçekleştireceklerini ummaktadır.
İnsan Hakları Günü'nü bu düşüncelerle kutluyor, insan haklarının ve temel özgürlüklerin tüm dünyada saygı gördüğü ve korunduğu güvenli ve aydınlık bir gelecek diliyorum."