Sıfırdan Trilyonerliğe (5)

Kimin aklına gelirdi bir öğle vakti Mecidiyeköy'de bir otobüs durağında Türkiye'nin en büyük 10 yazılım şirketinden birinin temellerinin atılacağı...
Haber: SATFİYE YUVA KİREÇCİ / Arşivi
HALE TÜZÜN / Arşivi

Kimin aklına gelirdi bir öğle vakti Mecidiyeköy'de bir otobüs durağında Türkiye'nin en büyük 10 yazılım şirketinden birinin temellerinin atılacağı...
Hakan Alpay da aslında dostu Özgür Şenel'le öğle yemeği yemek için buluşmuştu, ama Özgür Şenel'in ortaklık teklifiyle Boğaziçi Yazılım'ın kuruluşu için de ilk adımlar atılmış oldu. Önce boyasını bile kendilerinin yaptıkları bir apartman dairesinden şimdilerde Kozyatağı'nda İstanbul'a tepeden bakan bir plazaya geçen ortaklar, o zamanlar yardımcıları, şu anda ise finans müdürü olan Mesude Pamuk ile 2-3 bin dolar sermayeyle kurdukları üç kişilik büroyu bugün 45 çalışana sahip, yılda 17.7 milyon dolar ciro yapan, 2005'te yüzde 30 büyüme hedefleyen Türkiye'de üretim yapan en büyük 2 bin şirketin yüzde 50'sine hizmet veren bir işletmeye dönüştürdü.
Boğaziçi Yazılım, üretim ve hizmet sektöründe yazılım alanında ciro olarak da en büyük çözüm şirketi oldu. 1991 yılında kurulan ve adını iki ortak Hakan Alpay ve Özgür Şenel'in birlikte okudukları Boğaziçi Üniversitesi'nden alan Boğaziçi Yazılım, başka şirketlerin doğumuna da yardım ediyor. Anadolu'da da büyüme kararı alan şirket bu doğrultuda, iş yapmayı planladığı bölgelerde ortak bulmaya çalışmak yerine daha önce Boğaziçi Yazılım'da çalışan elemanlarının kurduğu şirketlere destek vererek gelişiyor. Şu anda Gaziantep, İzmir, Bursa'da bu şekilde yapılanan şirket, Konya, Kayseri ve Eskişehir'i de gündemine almış durumda. Özellikle Konya'da ciddi bir sanayi oluştuğunu söyleyen Boğaziçi Yazılım Genel Müdürü Özgür Şenel, "Eskiden sanayinin yüzde 80'i İstanbul ve çevresinde gelişmişti. Ancak sanayinin rotası Anadolu'ya kaydı. Bizim görevimiz de üreticinin yakınında olmak. Anadolu temsilciliklerimizin sayısını artıracağız" dedi.
İlk para Otosan'dan
İlk dönemlerde maaş verecek personeli ve geliri bulunmayan, satıştan eğitime kadar tüm işleri kendileri yürütmek zorunda kalan iki ortağın ilk para kazandığı müşterisi ise Otosan olmuş. 'İlk ciddi satışımızı da
üretim kaynak planlamasına yönelik bir sistem hazırlayarak Marshall'a yaptık ve 40 bin dolar kazandık" diyen Şenel, asıl büyümelerinin ise
ancak 1995 yılında büyük projeler alarak gerçekleştiğini vurguladı. TAI'nin tüm dizayn altyapısını sağlayacak bir sistemin seçim aşamasında kendi projelerinin de yarıştığını ve büyük uluslararası rakiplere karşı 1.5 yıllık mücadele sonunda projeyi yapmaya hak kazandıklarını hatırlatan Şenel, şunları söyledi:
"Biz hiçbir zaman büyük kâr marjlarıyla çalışmadık. Tek amacımız kalıcı olmak ve maksimum müşteri memnuniyetiydi. Bu sayede de her müşterinin ardından yenisi gel-di. Eczacıbaşı, Mercedes-Benz, Coca-Cola, Turkcell, Ataş rafinerisi, Arçelik, çimento şirketleri müşteri portföyümüze girdi. İlk dönemlerde teknolojiye yatırım yapanlar ana sanayi, yani üretim şirketleriydi. Artık ciromuzun yüzde 70'ine yakınını küçük ve orta ölçekli işletmelerden (KOBİ) elde ediyoruz. Çünkü büyük şirketler yatırımlarını yaptı. Asıl büyük pazar ise KOBİ'lerde."
Şirketi kurdukları dönemde şirketi kurma maliyetlerinin çok yüksek olmamasının kendilerini olumlu etkilediğini de açıklayan Özgür Şenel, o dönemleri şöyle anlattı:
"O zamanlar bilişim sektöründe yatırımlar sadece finans ağırlıklıydı. Bankalar, şirketlerin de muhasebe bölümlerinde bilişim yatırımları yapılıyordu. Üretim sektörü teknolojiye para harcar durumda değildi ve pazar tam oluşmamıştı. Biz o dönemde dünyada lider ürünleri Türkiye'ye getirdik. Ama yeni teknolojileri pazara anlatmak gerekiyordu. Biz de bu pazara önceden yatırım yaparak önemli avantaj elde ettik. Şirketi ilk kurduğumuzda üretim, hizmet sektörüne yazılım çözümleri sunan bir şirket olmayı hedefledik. 14 yılda geldiğimiz noktada ise bu sektörde çözüm sunan en büyük şirketiz."
'Bir yıllık paramız hazır'
Başarılarının temelinde 'hızlı değil, istikrarlı ve sağlam büyüme'nin etkisine değinen Boğaziçi Yazılım'ın diğer ortağı Hakan Alpay ise "Biz az fakat sağlam iş yapalım prensibini benimsedik. Türkiye ekonomisi zaten çok dalgalı, ekonomi dalgalanınca bilişim sektörü de fazla dalgalanıyor. Kalıcı olmak istiyorsanız birden büyüyemezsiniz" diye konuştu.
Boğaziçi Yazılım'ın 14 yıllık geçmişinde Türkiye de önemli krizler atlattı. Bu krizleri yara almadan atlatmanın formülünü ise Özgür Şenel şu şekilde açıkladı:
"Memur zihniyetiyle şirket yönetiyoruz. Kendi yağımızla kavruluyoruz. Prensip olarak, hiçbir gelirimiz olmadan bir yıl masraflarımızı da karşılayarak yaşayacak kadar parayı şirkette hep tuttuk. Asıl sermayemiz de personelimiz. Krizde personeli işten çıkarırsanız sermayenizden olursunuz. O yüzden de biz personel çıkarmamak için şirketi bir yıl yaşatacak parayı hep hazırda tuttuk."
'Pazar 50 kat büyüyecek'
Bilişim sektörünün sağlıklı büyümeye başladığını ama istenen noktaya gelmediğini söyleyen Özgür Şenel, "İnternet ve PC kullanımı yüzde 5 seviyesinde. Avrupa'da yüzde 60, Kuzey Avrupa'da ise yüzde 90'a kadar çıkıyor. Daha çok aç bir pazarda çalışıyoruz, ama önümüzdeki yıllarda çok büyüyecek. Sektörün büyüklüğü 2-3 milyar dolar seviyesinde. Önümüzdeki herhangi bir dönemde Türkiye, Orta Avrupa standartlarına geldiğinde sektörde olması gereken ciro bugünkünün 50 katı olacak" dedi.
'Kendi öykülerini yazsınlar'
Şu anda Boğaziçi Yazılım'ın 'patron'u olmalarına rağmen hâlâ sabah şirkete en erken gelen ve en geç çıkan Özgür Şenel ve Hakan Alpay'ın emekli olduklarında hayalleri nedir dersiniz?
Özgür Şenel, "Ben işimi yaparken zevk alıyorum. Severek yaptığım bir işi de azaltmak istemiyorum. Zaten hobi edinmeyi de beceremedik, işkolik olduk" diye emekli olma konusunda istekli olmadığını
ortaya koyuyor. Ama Şenel'e göre sektör çok genç insanların çalıştığı, yaşlıları kaldırmayan bir sektör. Bu yüzden bir müddet sonra ya geri plana
çekilmeniz ya da işi tamamen bırakmanız lazım.
Emekli olmaya karar verdiklerinde şirketi de satmayı ve çocuklarına kendi başarı hikâyelerini yazma şansı tanımayı planlayan ortaklara göre babadan oğula geçen şirketler çok sağlıklı olmuyor. Çocukları bu sektörde çalışmak isterse gerekli sermaye ve altyapı konusunda yardımcı olabileceklerini vurgulayan Özgür Şenel, "Ama kendi başarı hikâyelerini yazsınlar, kendi oyuncaklarını oluştursunlar. Kolaya alışmamaları lazım" diyor.
Bu kadar başarılı bir şirkete yabancı yatırımcılar da hep ilgili. Ama iki ortak da 'Boğaziçi Yazılım bizim oyuncağımız. Biz kurduk, biz oynuyoruz. Oynama isteğimiz devam ettiği sürece yabancı ortaklıklara sıcak bakmayacağız" görüşünde.



Şampiyonlar 'Zeki'nin masasında sayı kazanıyor
Kendisi oynamak için bilardo masası üretimine girişen Adıyamanlı Zeki Dolma, Bering Boğazı'ndan Yeni Zelanda'ya kadar 40 ülkeye masa satıyor. Dolma'nın masalarında dünya şampiyonları oynuyor

Şimdilerde 60 yaşının ve torun sahibi olmanın keyfini süren Zeki Dolma ismi belki bir anda sizlere bir anlam ifade etmedi. Ama bilardoya gönül veren, en azından ıstakayla birkaç vuruş yapmış olanlar için bile 'Zeki' ismi yaşayan bir efsane...
Kim bilir kaç kişi Zeki Dolma'nın 'Zeki Bilardo' salonlarında salladığı ıstakayla şık sayılara imza atmıştır. Ve yine kaç kişi bilardoyu onun sayesinde sevmiştir. Adıyaman'da henüz ilkokul çağlarında tutulduğu bilardo sporuna hem gönlünü hem de hayatını veren Zeki Dolma'nın, şimdilerde ürettiği bilardo masaları Bering Boğazı'ndan Yeni Zelanda'ya kadar 40 ülkeye satılıyor. Türkmenistan, Kazakistan cumhurbaşkanlarının resmi konutlarında Zeki Bilardo masaları bulunuyor. Şampiyonlar ıstakalarını tamamıyla Türk yapımı Zeki Bilardo masalarında sallayarak sayı kazanıyor. Zeki Dolma, bugüne kadar binlerce bilardo masası üretti ve hâlâ günde 1000'e yakın kişi de salonlarında bilardo oynuyor. Yıllık cirosu 1.5 milyon YTL'nin üzerinde olan Zeki Bilardo'nun ihracatı da 500 bin doları aşmış durumda...
İran'dan talep arttı
300 metrekarelik bir atölyede iki masa üretimiyle işe başlayan ve bugün İstanbul'da 6 bin metrekarelik alanda ayda 100 masanın üretildiği bir fabrika sahibi olan Zeki Dolma iş serüvenini şöyle anlatıyor:
"Adıyaman'da ortaokul çağlarında bilardoyla tanıştım. İstanbul'da üniversitede okuyan bilardoda usta abilerimiz şehre geldiklerinde onların maçlarını izlerdik hep. Sonra kabımıza sığmaz olduk. 1963'te İstanbul'a geldiğimde Beyoğlu'nda 100 yıllık geçmişi olan üç katlı Lüksemburg bilardo salonunda ustaları izlemeye başladım. Sekiz yıl o salonda bilardo izledim ama bir parti bile oynama imkânım olmadı. Denizcilik yaptığım bir dönemde Avrupa'ya gittim ve orada da bilardo oynamaya başladım. Oradaki masalarda oyun akışını, topların yürüyüşünü gördükten sonra açmayı planladığım salon için kendi masamı üretmeye karar verdim. 300 metrekarelik bir atölyede üretime başladık. Şimdi ise Avrupa ve Dünya bilardo şampiyonaları, Arap Birliği Şampiyonası bizim ürettiğimiz masalarda oynanıyor. Bu yıl Mısır'da yapılacak dünya şampiyonası için de 10 masa gönderdik. Bizim masalarımızda en acemi sporcudan artistik atışlar yapan ileri seviyedeki sporculara kadar herkes oynayabilir, çünkü deformasyon olmuyor."
1985 yılında ilk ihracatlarını Hollanda'ya yaparken ayda sadece 5 masa üretebilirken bugün sayının ayda 100 adedi bulduğunu belirten Dolma, fabrikada kapasite artırım çalışmalarının tamamlandığını 2006'da üretim miktarının 1000 adetlere yükseleceğini açıkladı. Dolma, "Bugünlerde en iyi müşterimiz ise İran. 2-3 yıl öncesine kadar yasak nedeniyle bilardo oynanamıyordu. Yasak kalktığı için çok talep alıyoruz" dedi.
Zeki Bilardo, her ülkenin oyun kurallarına uygun ürünleriyle de rakiplerine fark atıyor. Üç tipte ve 1.80'den 3.80 metre boyutuna kadar Rus, İngiliz, Amerikan ve Fransız stilinde bilardo masası ürettiklerini vurgulayan Dolma, ayrıca masatenisi ve masafutbolu masası üretimine de başladıklarını açıkladı.
YARIN: Civcivi sermaye yaptı, Erpiliç doğdu