Sıfırdan Trilyonerliğe (6)

Ali Eriçek, 500 civcivi sermaye yaparak girdi-ği iş hayatında 'Erpiliç' markasıyla şimdilerde başarısının tadını çıkarıyor. Yumurta tavukçuluğu denilen civcivi ve yemi yetiştiricilere verip yumurta alarak işe girişen Ali Eriçek, 1980'li yıllara kadar sürdürdüğü bu organizasyonu...
Haber: SATFİYE YUVA KİREÇCİ / Arşivi
HALE TÜZÜN / Arşivi

Ali Eriçek, 500 civcivi sermaye yaparak girdi-ği iş hayatında 'Erpiliç' markasıyla şimdilerde başarısının tadını çıkarıyor. Yumurta tavukçuluğu denilen civcivi ve yemi yetiştiricilere verip yumurta alarak işe girişen Ali Eriçek, 1980'li yıllara kadar sürdürdüğü bu organizasyonu tavuk yetiştiriciliğine döndürerek ticaret hayatında yükselişinin ilk adımlarını atmış. Yetiştirdikleri piliçleri o dönemlerde faaliyette olan Et-Balık Kurumu'na satarak işletmesini büyüten Eriçek, şimdilerde sektörde ürün çeşitliği açısından ikinci, kapasite bakımından dördüncü sırada, günde 150 kesimin yapıldığı, 183 trilyon lira ciroya sahip, 4 bine yakın kişinin geçim kaynağı olan Erpiliç markasının sahibi...
Çerçiliğ'in etkisi
Aslında Bolu'nun tarıma elverişsiz arazileri nedeniyle hayvancılıktan başka çözüm yolu olmayan Eriçek ailesinin aynı yöredeki birçok
üreticiye göre daha hızlı yükselmesinin altında ise aslında babasından kalan çerçiliğin etkisi büyük. Eski dönemlerde ilçeye inemeyen köylülere at arabasıyla aldığı mallar karşılığında mal satarak geçimini sağlayan ve bu sayede bölgede sevilen bir isim haline gelen Eriçekler 'itibar sermaye'siyle bugünlere geldiklerini söylüyor. "Talebi görmeden kapasite artırmadık, özkaynaklarımızla büyüdük" diyerek de başarı reçetelerini açıklayan ve Ali Eriçek'ten şirket yönetimi devralan oğul Mustafa Eriçek, "Hem Göynük'te hem civar köylerde bizimle aynı işi yapan çok sayıda işletme vardı. Ancak bölgede sevilen bir şahsiyet olmak çok önemli. Dedem ve babamın çerçilik sayesinde köylülerle kurduğu sıcak ilişkilerin bize faydası büyük olmuş" açıklamasını yaptı. Şu anda 5 bin nüfuslu Bolu'nun Göynük ilçesinin Dedeler Köyü'nde yaklaşık 1000 kişinin Erpiliç'te çalıştığını, 1000'nin üzerinde de kendilerine bağlı çalışan
üretici bulunduğunu, yaklaşık 4 bin kişiye geçim kaynağı olduklarını vurgulayan Mustafa Eriçek, "Bu, Türkiye'de birçok ile nasip olmamış bir yatırımdır" diye konuştu.
'Bu yıl marka olduk'
Küçük bir aile işletmesi olarak Ercivciv ile işe başladıklarını, ardından Eryem sonrasında da 1996 yılında Erpiliç fabrikasının kurulduğunu söyleyen Mustafa Eriçek, "2003 yılında ise tüm şirketlerimizi Erpiliç Ltd.'yle tek bir çatı altında toplayarak 35 yıllık iş serüvenimizi farklı bir boyuta taşıdık" dedi.
70'e yakın firmanın faaliyet gösterdiği beyaz et pazarında şu anda kapasite bakımından dördüncü, ürün çeşidi açısından ise ikinci sırada bulunan Erpiliç için artık dünya markası olmak, Avrupa ve ABD'deki market raflarında yer alma hedeflerine ulaşmak için çalıştıklarını vurgulayan Mustaf Eriçek, şöyle devam etti:
"Erpiliç bugüne kadar pazarlama stratejimize göre toptancılar tarafından tanınan bir markaydı. Artık nihai tüketici tarafından da tanınan bir marka haline gelmeyi istiyoruz. Bu yüzden ürün çeşidimizi artırdık, zincir marketlerde kendi markamızla bulunuyoruz. 2005, markamıza yatırım yaptığımız yıl olacak. Bu süreç için 1.5 milyon dolarlık bir bütçe ayırdık. Sponsorluklar, radyo-TV reklamlarıyla tüketiciye daha çok yakınlaşacağız."
70 çeşit ürün
Türkiye çapında 64 bayisi bulunan ancak satışlarının yüzde 48'ini İstanbul'da gerçekleştiren Erpiliç'in bu yıl yatırımı tamamlanacak 'ileri işlenmiş ürünler' adı verilen pişirilmiş ve yenmeye hazır piliç ürünleri sayesinde bilinirliğinin daha da artacağını anlatan Mustafa Eriçek, bu ay itibarıyla sekiz yeni ileri işlenmiş ürünün piyasada olacağını aktardı.
Rakiplerinden farklı olarak Erpiliç'in piliç şarküteri ürünlerinin
de pazarda bulunduğunu hatırlatan Mustafa Eriçek, tüketiciye 70 çeşit
ürün sunduklarını ifade etti.
Son beş yılda yüzde 10'un üstünde büyüdüklerini, 2003 yılında ise sektörde en hızlı büyüyen şirket olduklarını hatırlatan Eriçek, sektörün ise aynı hızda büyümediğine dikkat çekti. Eriçek, Erpiliç'in hedefleri hakkında ise şu bilgileri verdi:
"Erpiliç, sektördeki yerini muhafaza etmeyi sürdürecek. Ürün çeşitlendirilmesi, markalaşma ve yeni yatırımlar konusunda çalışmalar sürecek. Hindi yatırımımız, saatte 80 ton kapasiteli yem fabrikamız ve kesimhanemiz 2005 yılında devreye girecek."
Irak savaşı vurmuş...
35 yıllık serüveninde Erpiliç markası için her şey her zaman yolunda gitme miş... Özellikle Irak savaşı döneminde şirket büyük bir darbe almış. eriçek o günleri ise şöyle anlatıyor:
"Irak savaşı sırasında ciddi kriz yaşadık. Et-Balık Kurumu piyasadan et alımını durdurunca üretilen mallar elde kaldı. Hatta o dönemde intihar eden sanayiciler oldu. 2001'de Türkiye'deki ekonomik kriz bizi de etkiledi. 90 gündür ise Avrupa Birliği'nden (AB) beklediğimiz ihracat sinyali alınamadığı için sektör olarak zor günler yaşıyoruz. Ama bu krizleri atlatmayı başardık. Çünkü bizim kriz reçetemiz; özkaynak kullanımı ve pazar payı büyütmeden ya da talep almadan kapasite artırmamaktan oluşuyor. Kredi kullanmıyoruz ve talebe göre kapasite artırıyoruz."
Hep tavuk konuşuyorlar
Aile içindeki sohbet ortamlarında bile tavukları, horozları konuşan yemekte tavuktan vazgeçmeyen Eriçek ailesi 'Başka bir sektör düşünmedi mi?' diye sorduğumuz Mustafa Eriçek, babasının restoran zinciri kurma planı olduğunu da saklamıyor.



AB kapısı açılmadı sektörde stok oluştu
Avrupa Birliği'nden (AB) ihracat kapılarının açılması yönünde karar bekleyen, ancak bu konuda bir şey elde edemeyen sektör, kapasite sorunu yaşıyor. Dört aydır sektörün zararına mal sattığına değinen Mehmet Öztop, "Sektör, AB kapısı açılırsa ihracatın artacağını düşünerek kapasitesini artırdı. Ancak bu konuda bir gelişme sağlanamayınca kapasite yurtiçi pazara kaldı. Türkiye'de yıllık beyaz et tüketimi
750 bin ton düzeyinde, ancak kapasite 900 bin tona çıktı. Stoklar doldu. Türkiye'de en az 20 bin tonluk stok var. Bu da pazarda bir kriz yarattı denebilir" dedi.
Kalite ve hijyen açısından sektörün AB sınavından geçtiğine ve artık bunun olumlu sonuçlarının görülmesi gerektiğine değinen Öztop, "Sektörün ihracatı desteklenmeli. Çünkü Türkiye'de sektörün girdi maliyetleri dünya piyasalarının üstünde.
Üretim girdilerinden yemin yüzde 70'ini ithal ediyoruz. Brezilya, ABD gibi hammadde ithal ettiğimiz ülkelerin her yerinden 2 mahsül alınırken biz sadece Çukurova'dan mahsul alabiliyoruz. Mısırın fiyatı Türkiye'de
100 doların üstündeyken dünya piyasalarında 100 dolardan işlem görüyor. Eğer hükümet sektörü desteklemezse artan kapasiteler düşürülecek ve birçok ailenin geçim kaynağı olan bu sektör krizi aşamayacak" açıklamasını yaptı.
YARIN: Tümsaş ve ayakkabı dostu Empa