Şıh Mehmet'in planını, Kürtçe bilen asker bozdu

Şıh Mehmet'in planını, Kürtçe bilen asker bozdu
Şıh Mehmet'in planını, Kürtçe bilen asker bozdu
Mardin'in Bilge Köyü'nde pazartesi akşamı 44 kişinin katledildiği saldırının talimatını vermekle suçlanan 'Şıh Mehmet' lakaplı Mehmet Çelebi'nin saldırı öncesi, "Tavuk bile sağ kalmasın" diye talimat verdiği; yakalandıktan sonra konuldukları nezarethanede adamlarına saldırıyı bir kişinin üstlenmesini istediği ortaya çıktı




Mehmet Çelebi'nin nezarethanede suç ortaklarına Kürtçe olarak “Kökleri kurudu şerefsizlerin, 7-8 kişi kaldı. Olan oldu, kimse paniğe kapılmasın. Herkes soğukkanlı olacak. Bir kişi üstüne alsın, diğerleri hiçbir şekilde kabul etmesin” talimatını duyan Kürtçe bilen nöbetçi er N.T., durumu komutanlarına bildirince planı bozuldu. Katliam zanlılarının nezarethanede ve sorguda oldukça rahat ve soğukkanlı olmaları nedeniyle olay sırasında uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarının tespit edilmesi için tümünden kan örnekleri alınarak Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Köyden toplanan 2'si ruhsatsız 27 Kalaşnikof silah ile katliam yapılan evden toplanan 387 boş kovanın balistik incelemesi devam ederken, silahlardan 4'ünün olayda kullanıldığı kesinleşti.
Mazıdağ İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü’nde geçen pazartesi gecesi 44 kişinin katledilmesinin ardından olayla ilgili her geçen gün yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. Katliam köyünde yaraların sarılmasına çalışılırken, silahlı saldırıyı gerçekleştirdikleri iddiasıyla tutuklanan 10 kişinin yaklaşık 120 kişi olan yakınları, ölüm korkusuyla köyü terk etti.
Katliamın talimatını vermek ve baskında diğerlerini yönlendirmekle suçlanan ‘Şıh Mehmet’ lakabıyla tanınan Mehmet Çelebi’nin katliam öncesi yakınlarına, “Tavuk bile sağ kalmasın” talimatı verdiği iddia edildi. Bu talimat üzerine saldırganların, hiç bir yaralı kalmaması amacıyla insanların üzerine kurşun yağdırdıkları belirtildi.

“ŞEREFSİZLERİN KÖKLERİ KURUDU, 1 KİŞİ ÜSTLENSİN”
‘Şıh Mehmet’ lakaplı Mehmet Çelebi ile yakınları katliamın ardından yakalandıktan sonra önce Şeyhan Jandarma Karakolu, ardından Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na götürülerek nezarethane konuldu.
Mehmet Çelebi’nin burada nezarethanede tutuldukları sırada adamlarına Kürtçe konuşarak, saldırıyı aralarından birinin üstlenmesi yönünde telkinde bulunarak, “Kökleri kurudu şerefsizlerin, 7-8 kişi kaldı. Olan oldu, kimse paniğe kapılmasın. Herkes soğukkanlı olacak. Bir kişi üstüne alsın, diğerleri hiçbir şekilde kabul etmesin. Dışarıda gözcülük yapıldığını, içeri silahlı sadece bir kişinin girdiği şeklinde hem savcıya, hem de askere ifade verin” dedi.

KÜRTÇE BİLEN ER DUYDU
Ancak Mehmet Çelebi’nin nezarethanede diğerlerine söylediği bu sözlerini Diyarbakırlı olan ve Kürtçe bilen nöbetçi er N.T., duyarak durumu hemen komutanlarına bildirdi.
Nöbetçi subayın konuyu Cumhuriyet Savcılığı’na iletmesi üzerine soruşturmayı yürütmekle yetkili olan savcının talimatıyla nöbetçi askerin, tanık sıfatıyla ifadesi alınarak soruşturma dosyasına konuldu. Er N.T. zanlıların çıkarıldığı nöbetçi mahkemede de tanık olarak ifade verdi.

“KAN ÖRNEKLERİ ADLİ TIP’A GÖNDERİLDİ”
Katliamı gerçekleştirdikleri gerekçesiyle tutuklanan 10 kişinin, gözaltına alındıktan sonra nezarethanede tutuldukları ve sorgu sırasında oldukça sakin olmaları ve kendi aralarında gülüp şakalaşmaları görevlilerin dikkatini çekti. Şüphelilerin sorgu sırasında jandarma görevlilerinden sigara ve benzeri ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde talepte bulunması üzerine, sorguya uzman bir psikiyatristin de getirildiği ve şüphelileri de muayene ettiği belirlendi.
Şüphelilerin oldukça rahat ve soğukkanlı olmaları nedeniyle olay esnasında uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarının tespit edilmesi için tümünden ayrı ayrı 2’şer tüp kan alınarak Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Şüphelilerden bazılarının ruh sağlığının kontrol altına alınabilmesi için gerek görülmesi halinde geçici olarak Elazığ veya İstanbul’da Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilebilecekleri bildirildi.

387 BOŞ KOVAN BULUNDU
Katliamın yapıldığı evde 4 Kalaşnikof tüfeklerden çıkan 387 boş kovan toplanarak balistik inceleme için kriminal laboratuvara gönderildi. Şüphelilerin içeri girip 44 kişiyi katlettikten sonra kaçarken takip edilmelerini önlemek ve yaralıların hastaneye taşınmasını engellemek için öldürülenlere ait 2 kamyonet, 5 otomobilin de lastiklerini kurşunlayıp patlattıkları, camlarını kırdıkları belirlendi. Jandarma, incelemek ve parmak izlerini tespit etmek için araçları parka çektirdi.
Katliamdan sonra şüphelilerde ele geçirilen ve köyden toplanan 2'si ruhsatsız 27 Kalaşnikof silah ile katliam yapılan evden toplanan 387 boş kovanın balistik incelemesi devam ederken, silahlardan 4 Kalaşnikofun olayda kullanıldığı kesinleşti.

YARALI VE ÖLÜLERİ TAŞIKLARINI SÖYLEDİLER
Katliamın ardından jandarma ve savcılıkta susma hakkını kullanan 10 şüpheli Mazıdağ Sulh Ceza Mahkemesi’nde verdikleri ifadelerde saldırıyı kendilerinin gerçekleşirmediğini ileri sürerek suçlamaları kabul etmediği ortaya çıktı.
Tutuklu 10 şüpheliden 7’sinin mahkemede verdiği ifadeleri DHA ele geçirdi. Şüpheliler olayı kendilerinin gerçekleştirmediğini öne sürürek, olayın ardından yaralıları hastaneye kendilerinin götürdüğünü ve ölenerin cesetlerin evden çıkarılmasına da kendilerinin yardım ettiğini söyledi.
Köye PKK’lı teröristlerin baskın yaptığını sandıklarını söyleyen şüpheliler, olayın ardından 5 kilometre uzakılkta bulunan Jandarma Karakolu’ndan ekiplerin 1.5 saat sonra geldiğini iddia etti.

DHA, İFADELERİ EL GEÇİRDİ
‘Şıh Mehmet’ lakaplı korucu 42 yaşındaki Mehmet Çelebi: “Olay akşamı evdeydim. Saat 21.30’a geliyordu. Yatsı namazını kıldım. O esnada silah sesi geldi. Ben de hemen evden dışarı çıktım. Dışarı çıktığımda Abdülvahap’ın oğlu Sait Çelebi’yi gördüm. Sait bana teröristlerin köyü bastığını söyledi ve havaya ateş etti. Ben de havaya yaklaşık 10 el ateş ettim. O sırada Ömer, Mehmet, Sait, Abdülhakim, Süleyman Çelebi ve Vahit Doğan geldiler. Bir duvar kenarında mevzilendik. Bu sırada havada mermiler yağıyordu. Biz terörist baskını sandık. Silah sesleri kesildikten sonra olay yerine yardıma gittik. Ölü ve yaralıları Abdurrahman Çelebi, Mehmet Ali Çelebi ve Cemil Çelebi’nin pikabına taşıdık. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum.”
Mehmet Emin Çelebi: “Ben 5 yıl öncesine kadar korucuydum. İstifa ederek nakliyeciliğe başladım. Olay günü sabah Diyarbakır’dan aracıma tuğla yükledim. Yükümü akşam Nusaybin’e boşaltarak tekrar yola çıktım. Gece yatsı ezanı okunduğunda köyüme vardım. Nusaybin’e indirdiğim yükle ilgili irsaliyem de mevcuttur. Tarihi ve saati irsaliyede yazmaktadır. Ben geldiğim esnada ezan yeni okunmuştu. O anda silahlar patladı. Öncelikle 4- 5 el ateş edildi. Eşim bana köyde nişan olduğunu Diyarbakır’dan kız istemeye geldiklerini bu nedenle silahların patladığını söyledi. Sonra silah sesleri çoğaldı. Bu esnada Mehmet Sait Çelebi, Ömer Çelebi, Abdülhakim Çelebi ve Süleyman Çelebi ve misafirimiz Vahit Doğan dışarı çıktılar. Üzerlerinde silahları da mevcuttu. Bu nedenlerle biz olay yerinde değildik. Üzerime atılı suçu kabul etmem.”
Emekli korucu olan 64 yaşındaki Abdülkadir Çelebi: “Olay anında silahlar patladığında ben evimde yatsı namazı kılıyordum. Benim evimde olayın olduğu nişanevi arasında bir ev vardır. Korucu olmamam ve silahımın da olmaması nedeniyle dışarı çıkmadım, evde bekledim. Sonrasında dışardaki ağlamaları, feryatları ve yardım çağrılarını duyarak dışarı çıktım. Yeğenim Ferhat’ın evine doğru gittim. Ferhat bana olayı anlattı. Akabinde yaralıları arabaya taşımaya başladım.”
Korucu 33 yaşındaki Abdülhakim Çelebi: “Olay akşamı Ömer Çelebi’nin evinde yemek yedik. Yemekte Sait, Süleyman ve Abdülhakim Çelebi’de vardı. Ayrıca misafirimiz Vahit Doğan da vardı. Buna Mehmet, Halim ve Abdurrahman da şahittir. Biz yemek yediğimiz esnada önce 3-4 el ateş edildiğini duyduk. Dışarıya koştum Sait Çelebi’yi gördüm. Ona Kürtçe teröristlerin köyü bastığını söyledim. Ve teröristlerin geldiğini söylediği tarafa doğru bir şarjör boşalttım. Yanımdakilerle su deposunun olduğu yere gittik ve mevzilendik. Su deposunun bulunduğu yerden bölük komutanını aradık. Komutan bize kimse mevziyii terk etmsin talimatını verdi. Sonra Ayhan Başcavuş panzerle gelerek bize olay yerini sordu. Ömer Çelebi panzerin üzerine binerek yol gösterdi. Biz Mehmet Sait ve Süleyman Çelebi ile mevzide kaldık. Mevziden ayrılırken misafirimiz Vahit Doğan’ı ahırda bıraktık. Son olarak Ahmet Üsteğmen gelerek bizi toparlayıp götürdü. Tüm bu nedenlerle üzerime atılan suçu kabul etmiyorum.”
Korucu 42 yaşındaki Mehmet Sait Çelebi: “Ben korucuyum. Aynı zamanda istihbarat sağlarım. Olay günü saat 17.00 sıralarında Ahmet Üsteğmen beni arayarak yanına gelmemi istedi. Ben yanımda bulunan Vahit Doğan’ı caminin orada tanıdığım Abdullah’ın dükkanına bıraktım. Ben saat 17.00 ile 19.00 arasında Ahmet Üsteğmen’in yanındaydım. Saat 19.00’da ayrılarak Mazıdağı’na geldim ve Vahit Doğan’ı da alarak köye gittim. Köyde Ömer, Süleyman ve Abdülhakim ile yemek yedik. Vahit o anda misafirimizdi. Ezan okunmuştu ki 4-5 el ateş edildi. Ben hemen dışarı çıktım. Evdekiler de arkamdan geldi. Misafirimiz Vahit’i evde bırakarak mevziiye gittik. Mevzii su deposunun oradadır. Orada bekledik ve Ahmet Üsteğmen’i aradım. Ahmet Üsteğmen’i aradığım sırada olayın tam ortasıydı. Ben havaya dahi ateş etmedim.”
Korucu 42 yaşındaki Ömer Çelebi: “Olay akşamı Mehmet Sait Çelebi, Ömer ve Abdülhakim Çelebi ile misafirimiz Vahit Doğan benim evimde yemek yiyordu. Dışardan 3-4 el silah sesi duyunca Abdülhakim ve Mehmet Sait’in arkasından dışarı fırladım. Hemen 156’yı aradım. O sırada Abdülhakim bahçeye geldi. Sonra 156’yı arayarak olayı bildirdim. Ancak kiminle konuştuğumu bilmiyorum. Akabinde Ahmet üsteğmen ve Sedat Yüzbaşı’yı aradım. Ahmet Üsteğmen telefonumu cevapladı. Kendisi mevziyi terk etmememizi ve geleceklerini söyledi. Biz de mevzide kaldık. 1.5 saat geçtikten sonra Ayhan Başçavuş geldi. Ben de onlara yol göstermek üzere mevziiden ayrıldım.”
Korucu 44 yaşındaki Süleyman Çelebi: “Olay günü Ömer’in evinde Mehmet Sait, Abdülhakim ve Süleyman ile yemekteydik. Ayrıca Vahit Doğan vardı. Silah sesleri duyunca dışarı çıktık ve su deposunun olduğu yere mevzilendik. Önce 156’yı aradılar daha sonra Ahmet Üsteğmen ve yüzbaşıyı aradılar. Ahmet Üsteğmen cevapladı. Bize mevzide beklememizi ve yerimizden ayrılmamamızı söylediler. Daha sonra Ayhan Başçavuş gelerek Ömer’i aldı, biz mevzide kaldık. Daha sonrasında Ahmet üsteğmen gelerek bizi aldı ve Ahmet Çelebi’nin evine götürdü.”

ŞIH MEHMET’İN SÖZÜ MAHKEMEDE SORULDU
Mazıdağ Sulh Ceza Mahkemesi’nde hakim, Diyarbakırlı er N.T.’nin ifadesi üzerine şüphelilere, “Kökleri kurudu şerefsizlerin” sözünü kimin söylediğini sordu. Şüphelilerin tümü bu sözü kimin söylediğini hatırlamadıkları yönünde cevap verdi. Ağız birliği yapan şüpheliler, “Kökleri kuruttuk demedik, kökleri kuruduk dedi. Bunu söylememizin nedeni aile mahvoldu, ailenin bilgesi öldü anlamındadır. Biz kuruttuk anlamında değildir” dedi.

TANIKLAR: ATEŞ EDERKEN GÖRDÜK
Katliamdan kurtulan Rukiye Çelebi ile Cengiz Çelebi, verdikleri ifadelerde, şüphelileri bizzat ellerinde Kalaşnikof tüfeklerle topluluğun üzerine ateş açarken gördüklerini söyledi.

TUTUKLU SAYISI 11 OLDU
Katliamla ilgili 10 kişi saldırıya katıldıkları gerekçesiyle tutuklanırken, olaya karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Ahmet Çelebi ile dün ailesiyle göç ederken jandarma ekipleri kamyonunda arama yaptı. Aramada 6 el bombası ve 163 mermi bulunması üzerine gözaltına alınan Ahmet Çelebi, çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanıp cezaevine konuldu.
Çelebi’nin tutuklanması üzerine ailesi de ailesi köyden ayrılamadı. Çelebi’nin ailesinin yanı sıra saldırganların tarafından olduğu belirtilen bir aileninde henüz göç etmediği görüldü.

CUMA HUTBESİNDE KATLİAM İŞLENDİ
Katliama sahne olan Bilge Köyü’nde Cuma namazı taziye çadırlarının yanında kurulan ve mescide çevrilen bir çadır ile açık alanda Mazıdağ Müftlüğü’nden gelen imam Atilla Tanrıverdi, tarafından yaklaşık 200 kişiye kıldırıldı.
Cuma hutbesini köydeki katliam ve insan hayatının önemi üzerine kuran İmam Tanrıverdi, “Her insanın hayatı Allah’ın verdiği dokunulmazlık teminatı altındadır. Kimse kimsenin hayatına kast edemez. Yeryüzünde işlenen günahların en büyüğü Allah’a ortak koşmaktır. Sonraki ikinci büyük günah masum bir insanın hayatına son verip canına kıymak ve onu öldürmektir. Kendi ihdas ettiği haksız bahanelerle bir insanın öldürüp canına kıymak, Allah katında o kadar büyük bir günah ve o kadar dehşetli bir vebaldir ki sanki öldürülen tek şahıs değil de tüm bir insanlıktır” dedi.
Kuran-ı Kerim ve hadislerden de insan hayatının yüceleği ile ilgili örnekler veren imam Tanrıverdi, şöyle konuştu:
“Allah’ın bizim dünya ve ahiret mutluluğu için koyduğu bu kuralı genelde ülkemizde, özelde ise bölgemizde çok sık ihlal edildiğini üzelerek görmekteyiz. Yazılı ve görsel medyanın her gün önümüze koyduğunu eşini öldüren koca, kocasını öldüren kadın, babasını öldüren çocuk, çocuğunu öldüren baba ve geçtiğimiz günlerde yaşadığımız çocuk, kadın yaşlı erkek ayrımı yapılmadan masum 44 kişinin katledilmesi toplum olarak geldiğimiz ahlaki psikolojik durumun bir sonucudur. Bunun kan davası, töre, husumet veya başka bir adla izahı mümkün değildir. Toplumsal sorumluluk veya duyarlılık bilincinin gittikçe zayıfladığı günümüzde yaşanan bu tür olaylar tutum ve davranışlarımızın yeniden sorgulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bölgemizde şiddeti artıran bir başka husus da silahlara olan ilgi ve yakınlıktır. Silah taşımanın belli hukuki şartları olduğu gibi ahlaki ve manevi sorumluluğu da vardır. Silahları gelişi güzel teşhir etmek, çocuklara göstermek yanlış bir davranıştır. Ayrıca, her hangi bir sevinç anınıda ya da düğünlerde ateşlenen silahların bir çok masum insanının hayatına ya da sağlığına mal olduğunu unutmayalım. Yüce mevla bizi ve bütün İslam alemini şiddetten, şiddeti doğuran nedenlerden korusun. Şiddet, karşısında sabır göstermeyi nasip etsin.”
Kızılay tarafından kurulan seyyar mutfakta bugün köylüler eve cuma namazına katılanlara kuru fasulye ve pilavdan oluşan yemek verildi. Köyde bugün de yakınlarını kaybedenler mezar başlarına giderek ziyaretlerini sürdürdü.

GAZETECİLERE KISITLAMA
Mardin Valiliği’nin kararı üzerine köydeki gazetecilere de bugün kısıtlamalar getirildi. Canlı yayın araçları köy dışına çıkarılırken, çocukların rehabitasyon çalışmalarının sürdüğü çadırlara gazetecilerin girişi yasaklandı, çocukların fotoğraflarının çekilmesine izin verilmedi.
Mezarlığa gazetecilerin girişine izin verilmezken, köy içine giren gazetecilere de jandarma erlerinin refakat ettiği görüldü. Bilge Köyü sivil araçların girişine de kapatılırken, köy girişinde jandarma kontrol noktası kuruldu.

CUMHURBAŞKANI'NIN EŞİ İÇİN ÖNLEM
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün köye gelmesinden önce askerler, dedektör ve özel eğitimli köpeklerle köy içinde, yol güzergahı ve çevrede mayın ve patlayıcı araması yaptı. Bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.

CEMİL İPEKÇİ KATLİAM KÖYÜNDE
Bu arada katliama sahne olan bilge Köyü'ne gelen modacı Cemil İpekçi olayda yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledi.
Yaşanan olayı lanetlediğini söyleyen İpekçi, “Bunun töre ve terör ile izah edilecek bir tarafı yoktur. Bu tip olaylar sadece Mardin'de değil, İstanbul'da da yaşanıyor. Bu tür olayların iyi sorgulanması gerekir. Toplumun ve devlet katmanlarının bu olayları iyi sorgulaması gerekir” dedi.
Cemil İpekçi bir süre önce Mardin'de tasarım atölyesi kurmuştu. Bu nedenle sık sık kente geliyordu. Ramazan YAVUZ- Özgür CEBE- Bünyamin YIL- Muharrem KONTAZ/MARDİN, (DHA)