Silahlar sussun, barış konuşsun

Silahlar sussun, barış konuşsun
Silahlar sussun, barış konuşsun
Türkiye'nin sanatçıları çözüm sürecine destek olduklarını belirtip, "Silahlar susmalı, artık barışın diliyle konuşma zamanı" diyor.

BDP ve Öcalan arasında yapılan görüşme Kürt sorununun çözümü için yeni bir sürecin başlangıcı oldu. Müzisyenler, oyuncular, ressamlar, yazarlar, sinemacılara yeni süreci sorduk. Onlarca kişiden ortak ses geldi: Bu süreç umutlarımı yeşertti. Sanatımızla da süreci destekleyeceğiz. Türkiye ’de artık silahlar susmalı, artık barışın dili kullanılmalı. Buna herkesin ihtiyacı var.
Harun Tekin (Müzisyen): Barışa doğru atılan her adım, barış dilini tesis edecek her cümle desteklenmeli. Bu sorun çözülmeden, hayatın ölümden daha değerli olduğu konusunda anlaşma sağlanmadan geçen her güne yazık. Bu çabaların bir an önce sonuç vermesini ve ifade özgürlüğü, adil yargılama gibi hayatımızı ‘ayıplı’ hale getiren bir dizi sorunlu alanın da bu vesileyle yeniden ele alınmasını dilerim.

Özcan Alper (Yönetmen): Bu olumlu havanın çok önemli olduğunu ve herkesin bu sürece katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum. 30 yıl bununla geçti ve gelecek kuşaklar için birşeyler yapmamız gerekiyor. Bizden çok medya çok etkili diye düşünüyorum. Medyanın kullanacağı dil çok etkili ve onların aslında yıllardır bir nevi ırkçılığa varacak şekilde; hatta sorunu hep çözmek eyrine kaşına tavırları bırakılmalı. 
Mario Levi (Yazar): Bizim için yeni bir duygu iklimi. Bu barış sürecini yürekten tüm benliğimle destekliyorum. Açıkçası umutlu olma ihtimalini sonunu kadar korumak istiyorum. Artık bir şekilde böyle bir barışın zamanının geldiğini hissediyorum. Barış süreci bedelleri olan sancılı bir süreçtir. Bunu başkaları başardı, biz neden başarmayalım.
Övül Avkıran (Tiyatrocu): Müzakere sürecini destekliyorum.Yıllardır barış sürecine kendi durduğumuz yerden katkı sağlayabilmek adına işler üretiyoruz, işlerimiz üzerinden sorular soruyor cevaplarını arıyoruz, anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz. Akan kanın durmasını, savaşın ve her kaybın acısının ve utancının bitmesini istiyorum.
Ayça Damgacı (Oyuncu): Çok yerinde ama geç kalınmış bir adım oldugunu düşünüyorum. Artık karşılıklı silahların susması ve yitirdiklerimiz için yas tutabilmek, yaşadımız travmayı anlamak ve ihtiyaçlarımızdan açık açık konuşmak arzusu içindeyiz. Çok da zor olmasa gerek masaya oturup bunu konuşmak... Arafta, olan biteni öylece izlemektense destekleyelim bu süreci...
Mert Fırat (Oyuncu): Diyaloğa dayalı her türlü görüşmeden umutluyum. Yeter ki iki cepheden de yapılan çalışmaların sonucu kısa ömürlü olmasın. İki taraf için de siyaset yapılmayacak kadar önemli bir konu. Sonuçta insanlar ölüyor dillerini unutuyor yerlerini değiştiriyorlar. Ve konuşulan çözümün net bir şekilde hemen uygulamaya geçmesini temenni ediyorum. Beşir Ayvazoğlu (Yazar): Akan kanın bir an önce durmasını, bu topraklarda yaşayan insanların eşit haklara sahip, birbirine saygı duyan vatandaşlar olarak bir arada yaşamalarını sağlamak için atılacak adımları bütün kalbimle destekliyorum. Türkiye’nin güçlü, müreffeh ve sözü geçer bir ülke olmasının başka yolu yok. Tarih, din, akıl, vicdan, iz’an... hepsi bizden bunu bekliyor.

Pınar Kür (Yazar): Çok çok yıllar önce yapılması gereken bir şeydi. Onca yıl onca insan öldü. İki tarafın aileleri üzüldü, perişan oldu. Daha dün terörist başını muhatap almayan başbakan nereden böyle bir şey yapmaya karar verdi? Asıl bunun sorgulamak lazım. Başından beri Kürt Sorunu yok diyenlerin ne kadar saçmaladığı, nelere mal olduğunun hesabı yapıldığı zaman çok büyük bir gecikme söz konusu olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu kez laf ya da gösteriş olsun diye yapılan bir şey değildir. Sonu gelir diye umuyorum. Ahmet Mümtaz Taylan (Oyuncu): Kuşkusuz umutluyum. İki nedenle, birincisi; tabiatım ve işim gereği umutluyum ve umutsuzun sanatından kimseye, hiç bir şeye hayır gelmez... Umutsuzluk bizim işimizde kıymet taşımaz, onun için. İkincisi; başka çaremiz olmadığı için umutluyum. Yaşı asrı aşmış bir sorunsalla karşı karşıyayız. Herkes payına düşen acıyı fazlasıyla çekti. Memleketim, insanlarım artık huzur ve barış içinde yaşasın isterim. Barış zamanı yaşamsal sorunlarla mücadele etmek daha tahammül edilebilir bir şey haline gelecektir diye düşünüyorum. Taraflar olumlu adım atmışlardır. Sürecin sabır ve hassasiyetle sürdürülüp hayırlı biçimde sonuçlanabilmesi için emek ve duamızı esirgemeyiz.

Ali Akay (Sosyolog-Küratör): Tarihi uzlaşma her zaman iyi sonuçlar vermemesine rağmen (1970’lerde İtalya) bugünkü ortamda buna ihtiyacımız var; toplumun katı parçalarından esnek parçalarına geçiş aciliyet taşıyor. Arzu Başaran (Ressam): Ben bu süreci gecikmiş de olsa umut ışığı olarak görüyorum. İlk kez milletvekili düzeyinde görüşmeler, Başbakan’ın konuşması işe biraz daha resmiyet katıyor sanki. Bir şeylerin karşılıklı olarak çözüleceğini sanıyorum.

Rojin (Müzisyen): Süreç baltalanmazsa muhteşem olacak. Çatışma haberlerini duymayacağımız bir kış olacak demektir. Ve sonraki kışlar da tertemiz, kansız ve ölümsüz geçecek demektir. Umutluyum.
Burçin Büke (Piyanist): Barış sürecine tabii ki olumlu yaklaşıyorum. Zaten politikacılar dışında barışa karşı kimsenin olacağını da sanmam. Sanmıyorum ki hiçbir sanatçı barışa karşı olsun.

Seza Paker (Sanatçı): Barış için ‘sea of tranquility/ Huzur Denizi’ sergimde sanırım, untitled(the wall) ve serginin bütünü umutların sükûnetini anlatıyor… Şebnem İşigüzel (Yazar): Kapalı kapılar ardında ne oluyor bilmiyoruz. Bu defa olabilecek mi, yoksa üzerine yine bir bardak su mu içeceğiz? Devlete, siyasete, güvenim kalmadığından barış istiyorum ama ne olacak bilmiyorum ve bu yılardır böyle. Her ne pahasına olursa olsun, mutlaka barış diyorum.

Levent Üzümcü (Tiyatrocu): İnsanların ölmemesi için kiminle, ne yapılacaksa yapılması lazım. Bu süreçten hoşlanmayacaklar da olacaktır, başta silah lobisi ve milliyetçi yapılar olmak üzere... Her kim ne yapacaksa çözüm için bunu milli bir mütabakatla, herkesin karar vereceği şekilde yapmalı. Halil Ergün (Oyuncu): Soğukkanlılıkla bakılması gereken bir durum. Ne bundan bir şey çıkmaz demeli ne de bu sefer tamam çözülecek rahatlığına düşülmeli. Şiddetin durdurulması konusunda hükümete desteğin gösterilmesi gerek. Türkler, Kürtler, siyasi partiler sürece destek olmalı.

İskender Pala (Yazar): Geç kalınmış bu iyi niyetin bir an evvel hayata geçirilmesi gerek. Barışın gelmesinden rahatsız olacak malum çevrelerin menfur emellerine fırsat verilmemesi gerekir. Bu ülkede artık karşılıklı çatışmaya değil beraber çalışmaya, üretmeye ve ilerlemeye ihtiyaç var. Haydar Ergülen (Yazar): Bunun olumlu bir adım olduğuna inanmak istiyorum. Kürt açılımı, Alevi açılımı bütün bunlar açıklandı. Hepimiz toplantılara çağrıldı fakat sonunda eskisinden kötü bir hale geldik. Özellikle Alevi meselesinde… O yüzden bir inanç olarak olumlu olmasını istiyorum.

Ahmet Ümit (Yazar): Barış sağlanması için her iki tarafında samimiyetle bu işe sahip çıkmasını yürekten diliyorum. Umutsuz yazılar çıktıkça hevesim kaçıyor, umudum kayboluyor. Artık akan kanın durması lazım. İki tarafta da bol miktarda empati olması gerekir. Bu işin başka yolu yok. Feryal Öney (Müzisyen): ‘Barış’, herkesin dilinde yıllardır. Sorsanız, herkes özlemle bekliyor.. Ne iktidarlar geldi geçti; hepsi de ‘ölüm’le, ‘öldürmek’le geleceğini sandı. Umarım artık ‘yaşam’ı, ‘yaşatma’yı savunmanın tek çözüm olduğunu anlamıştır yönetenler. Son şansımız. Bu oyun değil.

Semih Kaplanoğlu (Yönetmen): Bu kez daha kuvvetli bir irade ve mutabakat var gibi geliyor bana. Hep şunu düşündüm: 33 er, Uludere, Başbağlar... İki taraf için de bütün bu masumların kanı barışa vesile olur. Barış gelirse devlet onlara olan burcunu ödemiş olur. İnşallah bu süreçte barış gelir.
Orhan Alkaya (Tiyatrocu): Sürecin, hükümetin daha önceki açılım politikalarına benzemeyecek bir ciddiyetle yürütülmesini temenni ediyorum. Bu süreçte barış yönünde atılacak adımlar bizleri daha önce olduğu gibi elimizi taşın altına sokmaya hazırız. Yeter ki bu kırım, bu kan, bir an önce bitsin.

Vedat Yıldırım (Müzisyen): Geçmiş dönemlerde böyle umut havaları estirilmişti ama somut adımlar yoktu. Oysa karşılıklı adımlarla barış gelebilir. En nihayetinde Kürt meselesi haklar meselesidir. Kürt meselesinin çözülmesi Türkiye’de demokrasinin de rayına gireceğini gösteren bir araçtır.